Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5883 E. 2025/7092 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5883
- Karar No
- 2025/7092
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/517 E., 2025/504 K. DAVA TARİHİ : 14.06.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/187 E., 2025/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı Şirkete karşı prim ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsili amacıyla açılan davada İlk Derece Mahkemesince (İstanbul 34. İş Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli ve 2023/48 Esas, 2023/588 Karar sayılı kararı) davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, dosyanın istinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiğini, davalı Şirketin kötüniyetli şekilde yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin alacağını vaktinde tahsil edemediği için zarara uğradığını, hastalığının nüksettiğini, tedavi masrafları için yeniden çalışmak zorunda kaldığını, ülkede yaşanan enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, alım gücü ve yatırım araçlarının değerlerinde olağanüstü gelişmeler yaşandığını ileri sürerek davalının ödemediği tutarlara ilişkin İstanbul 34. İş Mahkemesinde açılan davadaki arabuluculuk başvuru tarihinden (27.12.2018) işbu dava ile verilecek karar tarihine kadar yasal faizle karşılanamayan munzam zararının bilirkişilerce hesaplanıp bulunan miktarlardan işçilik alacaklarının kesinleşmesi hâlinde asıl alacak ve bu alacağa işletilecek faizinin ulaştığı miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde müvekkilinin maruz kaldığı bir zarar varsa bu zararın munzam zarar olarak kabul edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işçilik alacaklarına ilişkin açmış olduğu davanın hâlen derdest olduğunu, davacının dava konusu alacağı işleyen temerrüt faiziyle henüz tahsil etmediği dikkate alındığında, ortada temerrüt faizini aşan gerçekleşmiş bir zarar da bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, zarara yönelik iddiaların çelişkili ve belirsiz olduğunu, davacının paranın değer kaybı nedeniyle uğradığı zarar var olmuş olsa bile sorumlusunun müvekkili Şirket olamayacağını savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki dava dilekçesinde bahsi geçen prim ve fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin davanın hâlen derdest olduğu, dolayısıyla hakkın mevcudiyetinin de tartışmalı olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut bir zarar olması gerektiği, tahsilatı bile yapılmamış bir alacak için faizi aşan munzam zarar iddiasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 122. maddesi kapsamında talep edilemeyeceği, dava şartlarının dava tarihine göre değerlendirilmesi gerektiğinden ilgili dosyanın sonucunun beklenmesinde hukuki yarar ve gereklilik bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, işçilik alacaklarına ilişkin davanın kesinleşmesinin işbu dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini, 2. Davalının taraflar arasındaki işçilik alacaklarına ilişkin davayı sürüncemede bırakması nedeni ile gerçekleşen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki munzam zarara ilişkin davanın açılmasında güncel hukuki yararın bulunup bulunmadığına ve munzam zararın ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 6098 sayılı Kanun'un 122/2 hükmüne göre "Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” Madde düzenlemesi dikkate alındığında; İlk Derece Mahkemesince prim ve fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin davanın hâlen derdest olduğu, dolayısıyla hakkın mevcudiyetinin de tartışmalı olduğu gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı ise de dosya içeriğine göre davanın esastan reddi gerektiğinden temyiz edenin sıfatı gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.