Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4895 E. 2025/7516 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4895
- Karar No
- 2025/7516
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/275 E., 2025/70 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Belediyeye ait işyerinde alt işveren davalı Şirketler nezdinde temizlik araçları operatörü olarak 04.10.2010-09.09.2019 tarihleri arasında çalıştığını, net ücretinin 3.500,00 TL olduğunu, ancak davalı ... ve alt işveren Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunu ve geçerli olarak kurulmadığı için davacının davalı Belediyenin işçisi sayılması ve Belediyenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlanması gerektiğini, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle son bulduğunu, davacıya bir kısım tazminat ödemeleri yapıldığını, fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı fark alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ilave tediye, ödenmeyen ücret alacağı ile ücret farkı alacağı ve aile yardımı, çocuk yardımı, yemek yardımı, yol yardımı, giyim yardımı, yakacak yardımı, pazar çalışması, ek gıda yardımı, sendikal ikramiye, bilet yardımı ve ek gıda yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet nedeniyle reddi gerektiğini, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kıdem tazminatı yönünden davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının diğer Şirketlerden sorulması gerektiğini, davacının Belediyeden hizmet alım işi üstlenen firmalarda çalıştığını, dolayısıyla ihbar olunan Şirketler işçisi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirli olup kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, alacak ve tespite ilişkin davanın aynı açılmasının mümkün olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kendi görev tanımında yer alan işi yaptığını, kendi işini yapmasından dolayı davacıya prim ödemesi yapılamayacağını, işyerinde kalite kontrol işi yapan ayrı personel bulunduğunu, resmî kurumda yapılan her işte raporlara imza atıldığını, 15.01.2018 tarihinde ise işyerinde hatalı bir uygulama yapıldığının fark edildiğini ve Devleti daha fazla zarara uğratmamak adına prim ödemesinin kesildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2021tarihli ve 2019/508 Esas, 2021/313 Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, ihale sözleşmeleri, davalıların tâbi olduğu mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı ... Belediyesinin belirtilen işi alt işverene vermesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca mümkün olduğu ve geçerli ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, Belediye ile Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin hükümlerine göre hesaplanan bakiye kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazandığı, yine ilgili toplu iş sözleşmesine göre ikramiye ve ilave tediye alacağının bulunduğu, tanık beyanlarına haftanın 4 günü 07.30-19.00 ve 2 günü 07.30-16.30 saatleri arasında çalıştığı tespit edilen davacının haftalık 11 saat fazla çalışmasının bulunduğu, dinî bayramların 2 günü dışında resmî tatillerde çalıştığı, toplu iş sözleşmelerine göre hesaplanan yakacak yardımı, yemek yardımı, giyim yardımı, aile ve çocuk yardımı, yol yardımı, ek gıda yardımı, sorumluluk zammı, temizlik yardımı alacaklarına hak kazandığı, celbedilen belgeler, dinlenen tanık beyanları, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı ve pazar çalışması da bulunduğu, bu doğrultuda hesaplanan hafta tatili ve pazar çalışması alacağı talebinin kabulüne karar verildiği, ücret farkı, ücret kesintisi, eğitim yardımı ve bayram yardımı alacağına yönelik taleplerin ise celbedilen belgeler, geçerli ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren alt işveren ilişkisinin varılığının kabul edilmesi, toplu iş sözleşmelerinde bayram ve eğitim yardımı ödeneceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2021/2058 Esas, 2022/2096 Karar sayılı kararı ile; davacı işçi ile davalı ... arasındaki hukuki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, davacının muvazaalı olarak istihdam edildiği hususunun davacı tarafından ispat edilemediği, davacının talep etmiş olduğu işçilik alacaklarının hesaplanmasında alt işveren Şirketler ile ...Sendikası arasında imzalanan ve Yüksek Hakem Kurulu kararıyla son şekli verilen toplu iş sözleşmesinin esas alındığı, davacı vekilinin temelini muvazaa iddiasında dayandırdığı bu istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacı tarafça talep edilen alacakların alt işveren Şirketler ile imzalanan toplu iş sözleşmelerine göre belirlendiği, ıslah dilekçesi ile zamanaşımı gözetilerek talepte bulunulduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.03.2023 tarihli ve 2023/487 Esas, 2023/3120 Karar sayılı ilâmı ile; Mahkemece davacının üyesi bulunduğu sendika ile alt işveren Şirketler arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiği kanaatine varıldığı, ancak dosya içeriğinde alt işveren Şirketler ile Sendika arasında bağıtlandığı iddia olunan toplu iş sözleşmeleri yer almadığı gibi gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse, davalı ... ile sendika arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesine göre hesaplama yapıldığının anlaşıldığı, ayrıca sürekli işçi kadrosuna geçişi sırasındaki feragat ve sulh beyanlarına hukuki değer atfedilmesi gerektiği, bu tür beyanların varlığı hâlinde, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname doğrultusunda sürekli işçi kadrosuna geçiş yapılan tarihe kadar olan dönem için gerek bireysel iş sözleşmesinden gerekse toplu iş sözleşmesinden doğan alacaklardan İdarenin sorumlu tutulamayacağı, davacının sürekli işçi kadrosuna geçmeden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23 üncü maddesinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarındaki çalışmalarının sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonraki çalışmaları ile birlikte değerlendirilmesi ve sözleşmenin sona ermesine bağlı haklar bakımından önceki dönem çalışma süresi de dikkate alınarak hesaplamaya esas sürenin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin14.03.2024 tarihli ve 2023/342 Esas, 2024/127 Karar sayılı kararıyla; ek rapor alınarak, davalı ... Belediyesi ile davacının kayden işvereni görünen alt işveren Şirketler arasında muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, geçerli olduğu kabul edilen sulh sözleşmesi gereği davacının feshe bağlı olmayan alacaklar yönünden 01.04.2018 tarihinden öncesine ilişkin hak ve alacak talebinde bulunamayacağı, davacının 15.11.2013 tarihinde ...Sendikasına üye olduğu, kadroya geçerken sulh sözleşmesi imzalandığı hususları dikkate alındığında; bakiye kıdem tazminatı alacağına hak kazandığı, ücret farkı alacağının ve ücret kesinti alacağının bulunmadığı, davacının eda ettiği yemin beyanı da dikkate alınarak yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, toplu iş sözleşmesi gereği hak kazandığı anlaşılan ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili alacaklarının bilirkişi raporu ile hesaplanan tutarlarda hüküm altına alındığı, dosya kapsamına göre sübut bulmayan pazar çalışması alacağı talebinin reddine karar verildiği, çocuk yardımı, yemek yardımı, yakacak yardımı, bilet/yol yardımı ile bayram yardımı alacaklarının da aynı şekilde bozma kararı sonrası dosyaya getirtilen toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre yapılan hesaplamalar doğrultusunda kısmen kabulüne karar verildiği; eğitim, giyim, aile, ek gıda, temizlik yardımı, sorumluluk zammı alacağının bulunduğunu belirterek talepte bulunmuş ise de toplu iş sözleşmesi kapsamında eğitim, giyim, aile, ek gıda, temizlik yardımı, sorumluluk zammına ilişkin ödeme yapılacağı hususunda herhangi bir hüküm bulunmadığından davacının bu taleplerinin ayrı ayrı reddine dair davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. Kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.05.2024 tarihli 2024/6807 Esas, 2024/8340 Karar sayılı ilâmıyla; davacı işçinin sürekli işçi kadrosuna geçiş sırasında imzalandığı sulh sözleşmesinde daha önce alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin verdiği feragat beyanına, davalı ... yönünden hukuki değer atfedilerek, davacının sürekli işçi kadrosuna geçtiği tarihten önceki çalışma dönemi için talepte bulunamayacağı yönündeki kabulün yasal dayanağı kalmadığı, ancak davacı tarafça hükme karşı temyiz talebinde bulunulmadığından, temyiz eden tarafın sıfatı gözetilerek bu hususun bozma sebebi yapılmadığı açıklanarak, hükme esas tutulan bilirkişi raporunda 01.01.2019 tarihine kadarki dönem için, davacının çalıştığı alt işveren Şirketlerin tarafı olduğu toplu iş sözleşmeleri hükümlerine göre hesaplama yapıldığı, 01.01.2019 tarihinden sonraki dönem için ise kadroya geçişinin yapıldığı Melikgazi Belediyesi Temel İhtiyaç AŞ'nin tarafı olduğu 12.03.2019 imza, 01.01.2019-30.06.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerine tâbi olacağı kabulüyle değerlendirme yapıldığı, oysa davacının 01.01.2019 tarihinden sonraki dönem bakımından söz konusu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle hükmün ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmında belirtilen esaslar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor aldırıldığı, raporun bozma ilâmına uygun ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınarak burada yapılan hesaplamalar doğrultusunda alacakların hüküm altına alındığı açıklanarak ve bozma dışı kalan hususlarda bozma öncesi gerekçeler tekrar olunarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Anayasa Mahkemesi iptal kararının derdest davalara uygulanamayacağını bu nedenle davacının sulh beyanına itibar edilmesi gerektiğini, 2. Alt işveren toplu iş sözleşmeleri ve bağıtlanan diğer toplu iş sözleşmeleri hükümleri ile bağlı kalınarak hesaplama yapılmış ise de davacı tarafa tüm alacak kalemleri yönünden eksiksiz ödeme yapıldığını, 3. Talep konusu yapılan tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, kararın bu yönden de hatalı olduğunu beyanla bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının alt işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlanabileceği tarihin tespiti ile ilgili toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanarak talep konusu alacakların hesaplanması yöntemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.