Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3574 E. 2025/5369 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3574
- Karar No
- 2025/5369
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1926 E., 2025/266 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/381 E., 2024/65 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.12.2020-05.04.2023 tarihleri arasında davalı Şirket nezdinde sentetik elyaf üretim işçisi olarak çalıştığını, işten ayrılışının "Kod 49- işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı hâlde yapmamakta ısrar etmesi" şeklinde gösterildiğini, davacı işten çıkartıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulduğunu ve kıdem ve ihbar tazminatları ile kötüniyet tazminatı, haksız fesih tazminatı, bakiye yıllık ücretli izin alacağı ve bakiye ücret alacağı konularında anlaşma sağlandığını, arabuluculuk anlaşmasına dayalı olarak müvekkilinin işsizlik ödeneği almak için Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilen işten çıkış kodunun (49) olması nedeniyle işsizlik ödeneği alamayacağının söylendiğini, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, davacının iş sözleşmesi işverence haklı bir neden olmadan feshedildiğinden işten çıkış kodunun fiilî duruma uygun olmadığını iddia ederek çıkış kodunun (04) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin fesih sebebine uygun olarak işten çıkış kodunun bildirildiğini, arabuluculuk dava şartının işbu dava yönünden yerine getirilmediğini, davacının düşük performans sergilemesi, verimsiz çalışması üzerine 04.04.2023 tarihinde savunmasının alındığını, kendisine ihtar verildiğini, buna rağmen ertesi gün verimsiz çalıştığının tespit edildiğini, daha önce uyarılmasına rağmen ısrarla düşük performans sergilemeye devam etmesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(h) hükmü gereğince iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve işten çıkış kodunun fesih sebebine uygun olarak (49) olarak bildirilmesinde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını, arabuluculuk aşamasında davacıya ödeme yapılmasının fesih sebebini değiştirmeyeceğini, müvekkili Şirketin iyiniyet göstergesi olarak yaptığı ödemenin müvekkili aleyhine yorumlanmaması gerektiğini, davacının da bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda işsizlik ödeneği almasına engel olan işten çıkış kodunun düzeltilmesi isteminde davacının hukuki yararının bulunduğu, dosyada yer alan kayıtlar ile tanık beyanlarına göre davacının iş sözleşmesinin performans düşüklüğü ve verimsiz çalışma nedeniyle feshedildiği, davacının savunmasının da bu verimsiz çalışmayı ikrar mahiyetinde olduğu, 04.05.2023 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağında davacının işçilik alacakları taleplerinin davalı işverence kabul edilmesinin, fesih gerekçesinin haklı olmadığının davalı işverenin kabulü niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriği ve tanık beyanları dikkate alındığında; davacının iş sözleşmesinin performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek geçerli nedenle feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatı ve diğer alacaklar yönünden 04.05.2023 tarihli anlaşma tutanağına göre 10.05.2023 tarihinde davacının hesabına 90.000,00 TL ödeme yapıldığı da sabit olmakla davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğu; ayrıca eldeki davanın niteliği itibarıyla dava şartı arabuluculuğa tâbi olmaması nedeniyle dava şartı arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı gözetilmeden arabuluculuk başvuru dosyasında sarf edildiği belirtilen yargılama giderinin davacıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Gerekçesiz karar verildiğini, 2. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, 3. Davacının iş güvencesi kapsamında bir çalışan olduğu hâlde işe iade için gerekli başvuruda bulunmadığından fesih bildiriminin kesinleştiğini, 4.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na aykırı olacak şekilde gizli arabuluculuk sürecindeki anlaşma belgesine dayanılmasının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, SGK işten ayrılış bildirgesinde yer alan işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiği hâlde SGK'ya fesih sebebinin gerçeğe aykırı olarak bildirildiğini ileri sürerek çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı işveren, iş sözleşmesinin performans düşüklüğü nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(h) hükmü uyarınca feshedildiğini, davacıya arabuluculuk görüşmeleri sonucunda ödeme yapılmasının SGK’ya bildirilen fesih sebebine etkisi bulunmadığını, davacının bu davayı açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının eldeki davayı açmakta güncel hukuki yararının bulunduğu, feshin haklı nedene dayandığı, arabuluculuk anlaşma tutanağında davacıya işçilik alacaklarının davalı işverence kabul edilmesinin fesih sebebinin gerçeği yansıtmadığı anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, iş sözleşmesinin davalı işverence performans düşüklüğünden dolayı geçerli nedenle feshedildiği, arabuluculuk tutanağına göre davacıya ihbar ve kıdem tazminatının ödendiği de dikkate alındığında davalı işverence bildirilen fesih sebebinin gerçeğe uygun olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı işverence temyiz edilen karar, Dairemizce usul ve kanuna uygun bulunarak oy çokluğu ile onanmıştır. Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın, kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında, bu davaların "tespit davası" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erme sebebi konusunda yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır. 6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977). Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, işverenle arabuluculuk aşamasında kıdem ve ihbar tazminatları konusunda anlaştıklarını belirterek işten çıkış kodunun düzeltilmesini talep etmiştir. Arabuluculuk anlaşma tutanağı uyarınca ihbar ve kıdem tazminatının ödenmiş olması durumunda, işçinin söz konusu arabuluculuk anlaşma belgesi ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Belirtilen şekilde işçinin SGK’ya anlaşma belgesini ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur. Kesinleşmiş işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin bir mahkeme kararına ya da arabuluculuk anlaşma tutanağı yahut anlaşma belgesine rağmen SGK'nın çıkış kodunu düzeltmemesi hâlinde, SGK'yı işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için açılacak davanın ise SGK'ya yöneltilmesi gerekir. Zira böyle bir durumda; fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararının, anlaşma tutanağının veya anlaşma belgesinin gereğini yerine getirmemiş olan, adı geçen Kurum olacaktır. Somut olayda; davacı iş sözleşmesinin haksız şekilde sonlandırıldığı hâlde işten çıkış kodunun hatalı olarak bildirildiğini, daha sonra işverenle arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanarak haklarının ödendiğini iddia etmiştir. Gerçekten de dosya kapsamında mevcut arabuluculuk anlaşma belgesine göre davacıya ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre davacı arabuluculuk anlaşma belgesiyle işten çıkış kodunun düzeltilmesi için SGK’ya herhangi bir başvuruda bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı işçinin arabuluculuk anlaşma belgesi ile birlikte tek başına SGK'ya başvurarak çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğu hâlde, doğrudan işbu tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca davacının davalı işveren aleyhine çıkış kodunun hukuka aykırı olduğunun tespitine ilişkin bu davayı açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan gerekçelerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.