Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3225 E. 2025/6442 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3225
- Karar No
- 2025/6442
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3346 E., 2024/1663 K. DAVA TARİHİ : 11.04.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/422 E., 2021/704 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesinde temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... ... duruşmaya geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Etiyopya'da bulunan projesinde 15.05.2016-19.06.2018 tarihleri arasında kamp amiri olarak çalıştığını, aylık 1.950,00 USD ücret aldığını, iş sözleşmesinin ihbar öneli verilmeden sonlandırıldığını, haftanın 6 günü 05.00-23.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda iki pazar gününde aynı saatler arasında çalıştığını, fazla çalışmalarının ve hafta tatili çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, Ramazan bayramlarında birer gün, Kurban bayramlarında ikişer gün izin kullandığını, diğer tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, bu çalışmanın da karşılığının ödenmediğini belirterek ihbar tazminatı ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak açılan davanın usulden reddi gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette 05.05.2016-19.06.2018 tarihleri arasında kamp görevlisi olarak çalıştığını, ücretinin 2016 Mayıs-Aralık aylarında 1.600,00 USD, Ocak 2017-Haziran 2018 tarihleri arasında ise 1.950,00 USD olduğunu, davacının iş sözleşmesinin istihdam fazlası oluşmasından dolayı sonlandırıldığını, davacının imzalamış olduğu 19.06.2016 tarihli fesih bildiriminde 2.259,61 USD kıdem tazminatı, 2.730,00 USD ihbar tazminatı, 975,00 USD yıllık ücretli izin ve 195,00 USD ücret farkı ödemesi yapılmak suretiyle çıkışının yapıldığını, davacının ücretinin asgari ücretin 6 katı tutarında olduğunu ve bu ücretin tüm çalışmalarını kapsar şekilde belirlendiğini, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin eki niteliğindeki 02.06.2016 tarihli yurt dışına çıkış yapan işçi bilgilendirme formundaki "Fazla çalışma ücreti:Yok" ibaresinden davacının ücretinin her nevi çalışmalarını kapsadığının anlaşılacağını, bu hususu bilip kabul ettiğini, toplam 51 gün ücretli izin kullandığını, fazla çalışma iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve diğer tüm personel gibi normal çalışma saatleri içinde çalıştığını, çalışması durumunda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin kendisine ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirketin Etiyopya'da bulunan demiryolu projesinde kamp amiri olarak çalıştığı, davacının 2 yıl 1 ay 4 gün hizmet süresinin bulunduğu, davacının son aylık ücretinin 1.950,00 USD olduğu, davacının ihbar tazminatının tamamının ödendiği, tanık beyanları nazara alınarak davacının 19,5 saatlik fazla çalışma yaptığı, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının bilirkişi raporuna göre dikkate alındığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça davacının çalışma gün ve sürelerine ilişkin herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, buna göre tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerektiği, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların çalışma saat ve sürelerine ilişkin beyanları doğrultusunda hesaplama yapılmasında ve belirlenen alacakların hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda benimsenen ücretin dosyadaki delillere uygun olduğu, davalı tarafça fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğuna ilişkin delil sunulamadığı, bilirkişi raporunun denetime ve hükme elverişli olduğu, belirlenen işçilik alacaklarının ödendiğine ilişkin delil sunulamadığı, uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden, söz konusu alacaklara 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4. maddesinin (a) bendi uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanması gerekirken dava konusu alacaklarda bu hususun gözetilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücretine fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin dâhil olduğunu, iş sözleşmesi ekinden bu durumun "fazla çalışma ücreti:yok." olarak belirtildiğini,
2. Davacı ile menfaat birliği için de olan tanık beyanlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştürç B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.