Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2957 E. 2025/6995 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2957
- Karar No
- 2025/6995
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2807 E., 2025/237 K İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/378 E., 2024/78 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafından temyize konu edilen toplam miktarın (Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı), karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı Şirketin ... şantiyelerinde 2013-2017 tarihleri arasında inşaat teknikeri olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, aylık net 2.750,00 USD ile çalışmaya başladığını, daha sonra davacının ücretinin aylık net 3.000,00 USD olduğunu, son 7 ayında ise tekrar aylık net 2.750,00 USD ile çalıştığını, aylık 750,00 USD kira yardımı yapıldığını, üç öğün yemek ihtiyacının Şirket tarafından karşılandığını, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ödenmediği gibi yıllık izin haklarının da kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil üceti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği 2013-2017 yılları arasında Şirketin yapılanması içerisinde davacıya ilişkin bir kayda rastlanmadığını, davalının, davacı ile yahut dava konusu ile hiçbir hukuki bağının bulunmadığını, davacının dava dilekçesi içerisinde belirtilen hiçbir bilgi ve belgeyi müvekkili Şirkete tebliğ etmediğini, dava konusu edilen tüm alacak kalemlerinin varlığına itiraz ettiklerini, dava konusu tüm alacak kalemleri için 5 yıllık zamanaşımı süresi sebebiyle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ancak çalıştığı ülke mevzuatına göre sosyal haklarından faydalanabileceğini, son ücretinin bilinmediğini, davacının iddia ettiği fahiş ücretin de müvekkili Şirket taralından kabul edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davada ... iş hukukunun uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin 04.09.2017 tarihinde sona erdiği, davanın ise 27.12.2017 tarihinde açıldığı, dolayısıyla ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma süresi olan 3 aylık sürenin dolduğu, sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir neden bulunduğunun ispat edilmediği gerekçesiyle hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalının ... da bulunan şantiyelerinde inşaat teknikeri olarak 17.01.2014- 04.09.2017 tarihleri arasında 3 yıl 7 ay 17 gün, en son aylık net 2.750,00 USD ile çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız şekilde feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacı ile işe girerken imzalanan 17.01.2014 tarihli iş sözleşmesinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının açıkça belirtildiği, iş sözleşmesinin sona erdiği tarih itibarıyla ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, davanın 29.12.2017 tarihinde açılması dikkate alındığında dava tarihi itibarıyla kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı bakımından dava dilekçesinde talep edilen 10,00 USD yönünden zamanaşımı süresinin söz konusu olmadığı, ıslah tarihi dikkate alındığında kalan alacakların zamanaşımına uğradığı, davacı fazla çalışma, hafta tatili ulusal bayram ve genel tatil çalışmasını 2016/Haziran dönemine kadar ispat etmiş olup davaya karşı yapılan zamanaşımı savunması dikkate alındığında talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı, davalı lehine yıllık ücretli izin alacağının reddi dışındaki kısımlar bakımından yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği belirtilerek istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir . V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, b. Davalı tarafın cevap dilekçesinde ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 10 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürdüğü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış hakkın korunması gerektiğini, c. ... Federasyonu İş Kanun'unda zamanaşımı veyahut hak düşürücü süre kavramı bulunmadığını, Rus hukukunda dava açıldıktan sonra taleplerin değiştirilmesi için herhangi bir süre sınırının öngörülmediğini, d. İŞKUR nezdinde imzalanmış matbu sözleşmeye dayanarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından söz edilemeyeceğini, e. Davacı aleyhine hakkaniyet gereği arabuluculuk masrafına hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve yargılama giderine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.