Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2943 E. 2025/7114 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2943
- Karar No
- 2025/7114
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/967 E., 2024/2602 K. DAVA TARİHİ : 17.04.2018
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.02.2008-09.07.2008 tarihleri ile 25.05.2009-11.10.2013 tarihleri arasında davalı Şirketin Kuzey Irak'ta yürüttüğü inşaat işlerinde kalıpçı ustası, formen olarak görev yaptığını, karşılığı olarak günlük 55,00 USD konusunda anlaştıklarını, son aldığı ücretin 1.650,00 USD olduğunu, ancak sigorta kaydında asgari ücretli olarak gösterildiği gibi sigorta sürelerinin de eksik bildirildiğini, çalıştığı süreçte sürekli olarak ücret ödemelerinin iki ay gecikmeli olarak yapıldığını, asgari ücret kadarını banka kanalıyla geri kalan ödemelerin ise elden yapıldığını, son aylara ait ücret alacağına ilişkin ücretlerin fazla çalışma ücreti gibi gösterildiğini, davalı Şirketin iş bitimi gerekçesiyle iş sözleşmesini feshettiğini, davacı hak ettiği tazminatlar ile diğer yasal haklarını talep ettiğinde davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi müvekkilinin boş bir kağıdı imzalaması, imzalamaz ise pasaportunun teslim edilmeyeceği şeklinde tehdit edildiğini, davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, yaklaşık 4 ayda birkaç gün Türkiye’ye gelmek üzere izin verildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının davalı işyerinde 07.02.2008-08.07.20 08... .05.2009-31.08.2013 tarihleri arasında aralıklı şekilde kalıpçı olarak çalıştığını, davacının ücretinin iş sözleşmesi ile belirlendiği şekilde 600,00 USD olduğunu, %5 kesinti ile ücret aldığını, davalı Şirketin yurt dışında işçi çalıştıran bir Şirket olduğunu net ve brüt hesaplamasında salt %5'lik bir kesinti yapılması gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin 31.08.2013 tarihinde iş bitimi sebebiyle kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek davacının ıslak imzası bulunan ibraname ile sonlandığını, davacıya 1.493,00 USD ihbar tazminatı, 3.417,00 USD kıdem tazminatı olmak üzere 4.910,00 USD ödeme yapıldığını, davacının hiçbir alacağının kalmadığını, şantiyelerde fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatilinin kullanıldığını, davacının tüm yasal izinlerini kullandığını, işin yapıldığı yer olan Irak'ta cuma günleri çalışma yapılmadığını, davacının Ramazan ve Kurban bayramlarında da izin kullandığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde davacı çalışmış ise bu alacaklarının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesinin 30.03.2020 tarihli kararı ile; iş sözleşmesinin feshi sürecinde, davalı tarafça davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiği beyan edilmiş ise de dosyaya herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediği, ibraname sunulmadığı, davalı tarafın beyanları dikkate alındığında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra ve fesih tarihinde düzenlenen 31.08.2013 tarihli ibra sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un aradığı şartları ihtiva edip etmediğinin, ödemeye ilişkin belgelerin sunulması hâlinde ödemelerin makbuz hükmünde kabul edilip edilemeyeceğinin belgeler dosyada bulunmadığından değerlendirilemediği, ispat külfeti davalı işverende olduğundan ispat külfetini yerine getiremeyen davalı aleyhine kıdem ve ihbar tazminatına hükmedildiği, davacı yıllık izinlerini kullandığından bu talebin reddi gerektiği, ispatlanamayan fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin de reddi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacının ücretinin 1.650,00 USD olduğu kabul edilmişse de soyut tanık anlatımları dışında davacının ücret iddiasını destekleyen başka bir delilin bulunmadığı, davalı Şirkete yönelik emsal kararlarda 2013 yılında davacıyla aynı veya benzer işi yapan işçilerin 1.200,00 USD alabileceğinin kabul edildiği dikkate alınarak davacının 1.200,00 USD ücretle çalıştığının kabulü gerektiği, davacıya ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hizmet cetvelinden, davacının 2013 yılındaki çalışmasının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 5-(g) bendi uyarınca isteğe bağlı sigortalılık kapsamında gerçekleştiği, buna göre bilirkişi raporunda SGK priminin %5 olarak uygulanmasının isabetli olduğu, diğer taraftan, Irak'ta inşaat şantiyesinde çalışan davacının Irak'ta vergilendirildiğine ilişkin bir delil bulunmadığından ücretin brütleştirilmesi sırasında %15 gelir vergisinin de ilave edilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının temyiz talebinin miktardan reddi ile davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyada mübrez 31.10.2013 tarihli ibraname davacı asıla gösterilerek, belgede yazılı tutarın kendisine ödenip ödenmediği, yazı ve imzanın kendisine ait olup olmadığının sorulması ve sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği, davacının 1.200,00 USD olarak belirlenen net ücretine yurt içinde çalışan işçiler gibi %14 SGK primi ve %1 işsizlik (toplam %15) primi eklenerek brüt ücret tespitinin hatalı olduğu, davacının ücreti brütleştirilirken Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan bir ülkede çalıştığı dikkate alınarak, dosyadan tespit edilen net ücretine 5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmü gereğince %5 genel sağlık primi eklenerek sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, ibranamede yer alan imzanın davacı asıl tarafından kabul edilmemesi üzerine, imza incelemesine esas olmak üzere davalı tarafa ibraname aslının sunulması için kesin süre verildiği fakat verilen kesin sürede ibraname aslı sunulmadığından imza incelemesi yapılamadığı, dolayısıyla ibranamede yazılı miktarın davacıya ödendiğinin ispatlanamadığı, bozma ilâmı doğrultusunda, davacının alacaklarının Dairece resen hesaplandığı, net aylık ücrete yönelik bir bozma yapılmadığından ve bozma kararında brütleştirilirken yalnızca %5 genel sağlık primi eklenmesi gerektiği belirtildiğinden, %5 genel sağlık primi eklendiği, brütleştirmede damga vergisi ve gelir vergisi eklenmediğinden kıdem tazminatı hesaplanırken damga vergisi, ihbar tazminatı hesaplanırken gelir vergisi ve damga vergisi düşülmeyerek hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2025 tarihli tavzih kararı ile; davacının kararın kesin olduğuna dair itirazı üzerine; 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1/6. bendinin son cümlesirnin "...Üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanır" şeklinde düzenlendiği, Dairenin karar tarihinin geçici maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 14.11.2024 tarihinden sonra olduğu bu nedenle kararda Yargıtay temyiz yolunun açık olduğu, kararın kesin olmadığı gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Alacakların zamanaşımına uğradığını, 2. Davacının tüm alacaklarının ödendiğini, ibranamenin dikkate alınması gerektiğini, davacının bakiye kıdem veya ihbar tazminatı alacağı kalmadığını, 3. Davacının son ücretinin 1.200,00 USD olmadığını, 600,00 USD olduğunu, 4. Davacının bu davayı açmakta iyiniyetli olmadığını, 5. Uyuşmazlığın çözümünde Irak hukukunun uygulanması gerektiğini, 6.Davacının haksız kazanç peşinde olduğunu, bazı zorluklar nedeniyle işverenin delillendiremediği, belgelendiremediği hususları kötü niyetle kullanarak kendisine zamanında yapılan ödemeleri, açtığı bu haksız dava ile mükerrer olarak tekrar istediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, zamanaşımı, ibraname, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenip ödenmediği, ücretin miktarı hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adiye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.