Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2872 E. 2025/6630 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2872
- Karar No
- 2025/6630
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/246 E., 2023/426 K. DAVA TARİHİ : 18.01.2017
İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı projelerinde 01.01.2002 - 15.08.2016 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde son olarak ... Federasyonunda ... Alışveriş Merkezi projesinde elektrikçi kalfası olarak çalıştığını, resmî kayıtlarda muvazaalı bir şekilde işe giriş ve çıkışının yapıldığını, son ücretinin aylık brüt 5.000,00 USD olmasına rağmen sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, çalıştığı süre boyunca fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, yıllık izinleri kullandırılmadığı gibi karşılığı ücretlerin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yurt dışında geçen çalışmalarına ilişkin alacak talebinde bulunması nedeniyle iş ilişkisinin yabancılık unsuru taşıdığını ve yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, ayrıca alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli kararı ile; ücret ödemeleri, sigorta ve yurt dışı giriş-çıkış kayıtları değerlendirilerek hazırlanan bilirkişi raporunda davacının 01.01.2002-18.08.2007, 23.06.2009-20.01.20 10... .03.2012-15.08.2016 tarihleri arasında çalıştığına ilişkin tespitin dosya kapsamına uygun olduğu, davacının davalı şirketin yurt dışı şantiyelerinde üç dönem hâlinde toplam 10... ay 28 gün elektrikçi kalfası olarak 6,75 USD saat ücreti ile çalıştığı, hesaplamaya esas aylık ücretinin 1.620,00 USD olduğunun kabulü gerektiği, davalının zamanaşımı savunmasının da dikkate alındığı ve 24.12.2018 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 13.10.2021 tarihli kararı ile; davalı işveren tarafından dosyaya sunulan sözleşmelerin imzalanmadan önce davacının sözleşmenin ayrıntılarına özellikle uygulanacak ülke hukukunun hangisi olduğuna dair bilgilendirildiğine, aydınlatıldığına ve müzakere edildiğine yönelik iddia ve ispat bulunmadığı, ayrıca sunulan iş sözleşmesinde çalışılacak ülkenin hangisi olduğuna ilişkin bir düzenleme yapılmadığı gibi çalışma koşullarının ne şekilde olacağına dair davacıya bilgi ve belge verildiğine, aydınlatıldığına dair herhangi bir delil de dosyaya sunulmadığı, Türk hukukunda çalışma gün ve saatlerinin kanunla açıkça belirlenen nispi emredici kurallar olduğu, davacının talebini Türk hukukunun uygulanması yönünde sınırlandırdığı, sonuç itibarıyla davacının Türk vatandaşı olduğu, davalının ise Türkiye’de faaliyette bulunan Türk Ticaret Siciline kayıtlı ve vekâletnamede adresi Beşiktaş/ İSTANBUL olarak belirtilen şirket olması karşısında taraflar açısından sıkı ilişki içinde bulundukları hukukun Türk hukuku olduğu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27. maddesi gereğince işçinin asgari koruma haklarının saklı kalması gerektiğinden yabancı ülke hukukunun olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 26.01.2022 tarihli ilâmı ile hizmet süresine ilişkin gerekçe hüküm çelişkisinin giderilmesi ve kabule göre de uygulanacak hukukun ... hukuku olduğu gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli kararı ile işçinin bilgilendirilmemiş olması nedeniyle taraflar arasında yapılan iş sözleşmesindeki hukuk seçiminin geçersiz olduğu, öte yandan cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen ücret bordroları ve pek çok emsal dosyada sunulan puantaj cetvelleri incelendiğinde taraflar arasında fiilî uygulamanın Türk hukuku hükümlerine göre yapıldığının anlaşıldığı, elektrikçi kalfası olarak çalışan davacının işini fiilen yaptığı yerin mutad işyeri olarak kabul edilemeyeceği, görevi ve çalışma koşulları birlikte düşünüldüğünde davacının geçici süreliğine yurt dışına çalışmak için gittiği, geçici çalışmanın da her olayın özelliğine göre hâkim tarafından belirlenmesi gerektiği, ekonomik olarak zayıf durumda bulunan işçinin uygulanması gereken hukuk ile ilgili mevzuat konusunda Mahkemeye yardımcı olmasının çok zor ve hatta birçok durumda imkansız olduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir. Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2023 tarihli ve 2022/9-891 Esas, 2023/433 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının, 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince usulden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hizmet süresinin 01.01.2002-15.08.2016 tarihleri arasında 14... ay 14 gün olduğu, bu hizmet süresine göre alacakların hesaplandığı 24.12.2018 tarihli ek bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmek ve bozmanın kabule göre olan kısmına ilişkin gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararının davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesince, Dairemiz bozma kararında belirtilen asıl bozma nedeni olan hizmet süresine ilişkin gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilmek suretiyle eylemli olarak bozmaya uyulup bozma kararının gereğinin yerine getirildiği, uygulanacak hukuk yönünden ise eleştiri mahiyetindeki belirlemeye karşı direnme adı altında verilen kararın açık biçimde yeni hüküm niteliğinde olduğu anlaşıldığından bu karara karşı temyiz itirazlarının incelenmesi görevinin Dairemize ait olduğu belirtilerek yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taraflar arasında uygulanacak hukukun tespiti yönünden 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesine göre seçilmiş hukukun ... hukuku olması nedeniyle bu ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Davacının brüt ücreti hesaplanırken yurt dışında çalıştığının dikkate alınmadığını, 3. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini, 4. İhtilaflı tanık ifadelerine itibar edilmesinin hatalı olduğunu, 5. Saat ücretinden aylık ücret tespitinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu işçilik alacaklarına hak kazanılıp kazanılmadığı ve bozma gereklerinin yerine getirilip getirilmediğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara yönelik davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddedilmesi üzerine hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş ve Dairemizce hizmet süresi yönünden gerekçe ile hüküm sonucu (fıkrası) arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle ve ayrıca "kabule göre de" denilerek 5718 sayılı Kanun’un 27/1 hükmü kapsamında taraflar arasında 01.03.2012-15.08.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan ve bu dönemde seçilen hukuk, aynı zamanda mutad işyeri hukuku da olduğundan ... hukukunun uygulanması gerektiği belirtilerek bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca usulden bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bu kez davacının hizmet süresinin 01.01.2002-15.08.2016 tarihleri arasında 14... ay 14 gün olduğu ve bu hizmet süresine göre alacakların hesaplandığı 24.12.2018 tarihli ek bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek tüm çalışma dönemi yönünden Türk hukukuna göre karar verilmiştir. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapıldığı takdirde, ücretin ödendiği yer, tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki çevrenin/ilişkilerin yoğunlaştığı yer gibi unsurlar dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 01.03.2012 tarihi öncesi dönemde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen karar bu yönüyle yerinde görülmüştür. Ancak taraflar arasında 01.03.2012-15.08.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden geçerli bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan söz konusu çalışma dönemi yönünden uyuşmazlık hakkında seçilen hukuk olan ... hukukunun uygulanması gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.