Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/2852 E. 2025/12723 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklı Maddi Tazminat İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2852
- Karar No
- 2025/12723
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklı Maddi Tazminat İstemi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1668 E., 2024/1987 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/686 E., 2024/464 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi özetle; davacının, davalıya ait iş yerinde çalışmaktayken 09.09.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, davacının uzun süre tedavi gördüğünü ancak halen kalıcı sakatlığının devam ettiğini, işgücü ve efor kaybına uğradığını, maddi ve manevi zarara uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı ile 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava olunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; müvekkilinin iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alındığını, işçilere gerekli eğitim ve ekipmanların sağlandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacı işçinin kusurlu olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin iddiasının gerçek dışı olduğunu, manevi tazminat talebinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "1-a-Maddi Tazminat Yönünden davanın kısmen kabulü ile 918,17 TL geçici iş göremezlik ve 436.423,43 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı tazminatın toplamı 437.341,61 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği tarihi olan 09.09.2016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-Davacının manevi tazminat davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..1-davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,.." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maluliyet ve kusur hesabı bakımından kararda aleyhe olan hususlara itiraz ettiklerini, asgari ücrete ilişkin düzenlemelerin kamu düzeni ile ilgili olup mahkeme tarafından hüküm kurulurken re'sen nazara alınması gerektiğini, Adli Tıp raporlarında müvekkilinin düz işçi olduğunun belirtildiğini, ancak müvekkilinin serdümen olup, maluliyet tespit edilirken bu hususun gözetilmesi gerektiğini, gerek asgari ücret artışının kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle mahkemelerce re'sen gözetilmesi gerektiği, gerekse de makul ve hakkaniyete uygun olarak talep edilen manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin karar tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla temyiz talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur bilirkişisi raporları arasında çelişki olduğunu mahkemece kabul edilen kusur oranının hatalı olduğunu, olayda tek kusurlu tarafın, müvekkili işverenin emir ve talimatlarını yerine getirmeyen ve hayatını tehlikeye atan davacı olduğunu, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarını kabul etmemekle birlikte; davacı lehine kısa kararda belirtilmeyerek gerekçeli kararda hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının da fahiş ve gerekçesiz olduğunu, manevi tazminatın tarafların zenginleştirme amacı taşıyamayacağını, davacının uğradığı manevi ızdırap ve elemi ispat edemediğini, davacının tanığı ...'ın da müvekkili işverenliğe karşı açmış olduğu davasının olduğunu, husumetli tanığın davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu belirterek temyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1- Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2. Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere ayrı ayrı yükletilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.