Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2844 E. 2025/7000 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2844
- Karar No
- 2025/7000
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2974 E., 2025/189 K. DAVA TARİHİ : 29.12.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/131 E., 2024/620 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Holdingin yurt dışındaki farklı şantiyelerinde 28.06.2010 tarihinden iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği 16.03.2016 tarihine kadar mimar olarak çalıştığını, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediğini, davacı statüsünde çalışan personele yıl sonunda genellikle üç aylık ücret prim ödendiğini, bu miktarın proje müdürü ve üst yönetimin kararına göre değişebildiğini, aylık ücretlerinin bir kısmının avans olarak verilip kalanının bankadan ödendiğini, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, davacının son aylık ücretlerinin 6.000,00 USD olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, prim, ücret, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ... İnşaat vekili cevap dilekçesinde; davacının 28.06.2010 tarihinde yurt dışı hizmet sözleşmesi ile 480,00 Euro ücret karşılığı dizayn ofis mimarı olarak çalışmaya başladığını daha sonra yine dizayn ofis mimarı ve dizayn ofis şefi olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının davalı Şirketin alt grup şirketi olan 1000 ... ünvanlı Şirket ile yapmış olduğu iş sözleşmesi kapsamında Belarus'ta bulunan Türkmenistan ... projesinde 16.03.2016 tarihine kadar çalıştığını, davacının sorumluluğunda bulunan işlerin bitmesi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, fesih bildirimi neticesinde davacıya tüm alacaklarının ödendiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının prim alacağının bulunmadığını, sundukları ibranamede prim alacağına ilişkin bir kalem bulunmadığını, bütün aylık ücretlerinin ödendiğini, haftada 45 saat çalıştığını, davacının kendi çalışma saatlerini düzenleme hakkı bulunduğunu, proje bazlı ve fasılalar hâlinde çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: davacının kendi çalışanları olmadığından talep ettiği alacaklardan sorumlu tutulamayacaklarını, kendileri yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, davacıya ait evrakların kendilerinde çalışmadığı için bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya ait yurt dışı işyerlerinde aralıklı olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 16.03.2016 tarihinde sona erdiği, davanın ise 29.12.2017 tarihinde açıldığı, Belarus İş Kanunu'nun 242/1 hükmüne göre ve Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresi olan 3 aylık sürenin sona erdiğinin anlaşıldığı, Belarus hukukuna ve Türkmenistan hukukuna tâbi çalışma dönemine ilişkin alacak talepleri yönünden hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar vermek gerektiği, davanın yabancı hukukun uygulanması sonucunda reddedilmesi nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; cevap dilekçesinde her iki davalı vekilinin zamanaşımı def'inde bulunduğunun görüldüğü, sözleşmenin fesih tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında kül hâlinde taleplerin zamanaşımına uğradığının anlaşıldığı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, Mahkemece hak düşürücü süre sebebiyle davanın reddedildiği belirtilmiş ise de ret kararının sonucu itibarıyla yerinde olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir . V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı ... ... AŞ'nin "Bilirkişi raporuna ve ıslah talebine itiraz" dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmadığını, 2. Her iki davalının da ilk karara karşı istinaf başvurularında zamanaşımının 5 yıl olduğunu kabul ettiklerini, 3. "Yurt Dışı Hizmet Akdi" başlıklı 28.06.2010 tarihli sözleşmenin, Türkiye İş Kurumu yurt dışı çıkışı için imzalattığı tip sözleşme olduğunu, 4. İşveren tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacının yabancı hukuku bilmesinin beklenemeyeceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacı, 28.06.2010-22.12.2014 tarihleri arasında Türkmenistan'da, 26.01.2015-16.03.2016 |tarihleri arasında Belarus'ta çalışmış olup imzalanan iş sözleşmeleri ile ilk dönem için Türkmenistan hukukunun, ikinci dönem için Belarus hukukunun uyuşmazlığa uygulanması kararlaştırılmıştır. Uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü dikkate alındığında, somut olayda seçilen hukukun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan Türkmenistan İş Kanunu’nun 382/1 hükmünün ilgili bölümü şöyledir: "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibarıyla bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." Belarus İş Kanunu'nun 242. maddesi de şu şekildedir: " Çalışanlar haklarını ihlal edildiğini öğrendikleri veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren 3 ay içinde Bireysel İş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. İşveren çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda zararın tespit edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir. Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir...". Sözü edilen düzenlemede belirtilen sürenin, zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Türk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, "Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir." şeklinde düzenlenmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s. 214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s. 314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s. 126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914). Somut uyuşmazlığa davacının çalışmış olduğu 28.06.2010 - 22.12.2014 tarihleri arasındaki, dönem yönünden uygulanan Türkmenistan İş Kanunu’nun 382/1 hükmü uyarınca, iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için gereken süreler; "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibarıyla bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." şeklinde açıklanmaktadır. Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Davacı işçinin Belarus'ta çalıştığı 26.01.2015-16.03.2016 tarihleri arasındaki dönem bakımından somut uyuşmazlığa uygulanan Belarus İş Kanunu'nun 242/1 hükmünde "Çalışanlar haklarının ihlal edildiklerini öğrendikleri veya öğrenmeleri gerektiği tarihten itibaren 3 ay içinde iş uyuşmazlık komisyonlarına veya kanunlarda belirtilen hallerde mahkemeye başvurabilirler, işten çıkarılma durumunda işten çıkarma kararının bir kopyasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde veya iş sözleşmesinin feshi gerekçesiyle bir kayıt içeren istihdam kartının düzenlendiği tarihten itibaren veya düzenlenmeyi reddettiği tarihten itibaren veya bu belgeler tebliğ edildiği tarihten tarihten itibaren mahkemeye başvurabilirler." düzenlemesi yer almaktadır. Gerek Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmündeki 3 aylık sürenin gerek Belarus İş Kanunu'nun 242/1 hükmündeki 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalede kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa'da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde ve Belarus İş Kanunu'nun 242/1 hükmünde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kurallar, 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s. 260-261). Somut olayda davacının Türkmenistan ve Belarus hukukuna tâbi çalışmaları bakımından, Türk kamu düzenine aykırı olduğu için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık zamanaşımı süresinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan Türkmenistan ve Belarus hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı süresine öncelik verilmelidir. Ancak Türkmenistan ve Belarus hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle yabancı hukukta yer alan 3 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.