Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12875 E. 2024/14815 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12875
- Karar No
- 2024/14815
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı işçinin davalıya bağlı ... Hidroelektrik Santrali (...) ve Yöresi İşletme Müdürlüğü kapsamında yer alan ... Barajı işyerinde işçi olarak çalıştığını, davacının Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (... Sendikası) üyesi olduğunu, davacının alt işveren konumunda olan muhtelif firmaların işçisi olarak gösterildiğini, ancak davalı Kurumun alt işveren şirketler ile muvazaa ilişkisi içine girerek şirketlere ihale verdiğini, davacı tarafından Ankara 4. İş Mahkemesinin 2014/618 Esas sayılı dosyasından muvazaa açısından ve talep edilen alacaklar yönünden dava açıldığını, dava tarihi olan 22.05.2014 tarihine kadar kısmın kabul edildiğini ve Mahkeme kararının Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek onandığını ileri sürerek iş güçlüğü tazminatı, ikramiye, sosyal yardım ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini; ayrıca davalı Kuruma bu davada husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davalı Kurumun ihale makamı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.10.2018 tarihli kararı ile; davacının daha önce aynı konuda dava açtığı ve alacaklarının dava tarihine (22.05.2014) kadar hesaplanarak hüküm altına alındığı, söz konusu davada davalı Kurum ile dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespit edildiği, ilgili kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, işbu davada da kapsama alınan bilirkişi raporu ile davacının ödenmeyen alacaklarının bulunduğunun sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli kararı ile; davacı tarafından dava konusu talepler ile aynı nitelikte olan alacaklar için Ankara 4. İş Mahkemesinin 2014/618 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı, davanın reddine dair verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2017/1046 Esas ve 2017/618 Karar sayılı ilâmı ile ortadan kaldırılarak davalı Kurumun alt işverenler ile ilişkisinin muvazaalı olduğu kabul edilerek davacının davasının kabulüne karar verildiği ve alacakların 22.05.2014 tarihine kadar hesaplandığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin söz konusu kararının Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 21.09.2017 tarihli ve 2017/39087 Esas, 2017/18836 Karar sayılı ilâmı ile onandığı; ayrıca benzer ya da aynı işin yapıldığı davalı işverenliğin çeşitli işyerlerindeki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı hususunun Yargıtay içtihatları ile de sabit hâle geldiği, bu nedenle sendika üyesi olan davacının davalı işveren işçisi olduğunun kabulü ile davalı işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinden yararlandırılmasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 22.02.2021 tarihli ilâmı ile; davacının belli bir dönem çalışması için muvazaa tespit edilmiş olmasının tüm çalışma süresi için muvazaa varlığına delil olarak değerlendirilemeyeceği, öncelikle dava konusu dönem içindeki tüm ihale sözleşmeleri ve şartnameler getirtilerek ihale ile verilen işin yardımcı iş olup olmadığı, asıl işin verilmesi hâlinde ise 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un (4628 sayılı Kanun) 15 inci maddesi ile gerekli hâllerde üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin işletilmesi ve bakım onarım işlerinin hizmet alımı yoluyla verilebileceğinin düzenlendiği, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) ise bu hükmü yürürlükten kaldırdığı ve Kurul tarafından belirlenecek işlerin hizmet alımı yoluyla verilebileceğini öngördüğü, buna göre verilen işin yardımcı iş niteliğinde olduğu ya da 4628 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Kanun'un hukuki çervesinde işlem tesis edildiği, yapılan sözleşmelerle alt işverene fîilen verilen işin aynı olduğu, davacı işçinin de bu ihale ile verilen iş kapsamında çalıştırıldığı belirlendiğinde, davalı ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu sonucuna varılarak tazminat ve işçilik alacaklarının bu tespite göre ve toplu iş sözleşmesi hükümleri dikkate alınmaksızın hesaplanması gerektiği; 4628 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Kanun'un hukuki çervesinde işlem tesis edilmediğinin, yapılan sözleşmelerle alt işverene fîilen verilen işin aynı olmadığı ya da davacının ihale ile verilen iş dışında çalıştırıldığının tespit edilmesi hâlinde ise davacı işçinin sendikası üyesi olduğu dikkate alınarak toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre davaya konu tazminat ve işçilik alacaklarıyla ilgili hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli kararı ile; dosya kapsamında ve benzer mahiyetteki davalara ilişkin bilgi ve belgelerden verilen işin Kurul tarafından belirlenen işlerden olduğuna ve 6446 sayılı Kanun'un hukuki çerçevesinde işlem tesis edildiğine ilişkin veri bulunmadığı, bu gerekçelerle davalı Şirket ile dava dışı şirketler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı, muvazaa nedeniyle davacının baştan itibaren davalı Şirketin işçisi olduğu, davalı işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden de ihtilaflı dönem açısından yararlanması gerektiği gerekçesiyle bozma öncesindeki gibi davanın kabulüne karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, 22.02.2023 tarihli ek karar ile davalı tarafça süresi içerisinde temyiz talebinde bulunulmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 18.12.2023 tarihli ilâmı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen 22.02.2023 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmiş olup esas bakımından yapılan incelemede, davacının çalışmış olduğu Yamanlar Şirketi ile ... arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğuna ilişkin açılan davalarda, muvazaa tespiti yapılan kararların kesinleştiği; ancak davacının 01.09.2017 tarihinden sonraki dava dışı ... Şirketi nezdinde geçen çalışma döneminin 6446 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’ndeki (Yönetmelik) düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu yasal düzenlemeler dikkate alındığında davalı ... ile dava dışı ... Şirketi arasındaki ilişkinin hukuken geçerli olarak kurulduğu ve muvazaalı olmadığı sonucuna varıldığı; dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davacının yalnızca Yamanlar Şirketinde çalıştığı dönem için muvazaanın kabulü ile 01.09.2017 tarihine kadarki dönem için davacının alacaklarının toplu iş sözleşmesine göre hüküm altına alınması; bu dönem sonrası için ise alt işverenin işçisi olan davacının davalı asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağı gözetilerek toplu iş sözleşmesine dayananan alacakları ile ilave tediye alacağı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği; harca ilişkin sorumlu olunan miktarlar ayrıca belirtilmeksizin bozma ilâmı ile ortadan kaldırılan karara atıf yapılmak suretiyle hüküm kurulmasının da infazda tereddüt yaratır mahiyette olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yalnızca dava dışı Yamanlar Şirketinde çalıştığı 22.05.2014 ile 31.08.2017 tarihleri arasında asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar ile ilave tediye alacağına hak kazanacağı, 01.09.2017 tarihinden sonra dava dışı ... Şirketi nezdinde çalıştığı dönemler bakımından talep konusu alacaklara hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; sosyal yardım alacağı, ikramiye alacağı ve iş güçlüğü tazminatı alacaklarına uygulanan faizin başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, 01.09.2017 tarihi sonrasında davacının ... Şirketinde çalıştığı dönem açısından davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını, zira bu dönem bakımından ilgili mevzuat uyarınca davalı Kurum tarafından alınan herhangi bir Kurul kararı bulunmadığı gibi daha önce muvazaa olgusunun kabul edildiği dava dışı Yamanlar Şirketi ile dava dışı ... Şirketlerinin sahiplerinin aynı kişiler olduğunu; ayrıca yargılama gideri ve vekâlet ücretlerinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; hizmet alımı yoluyla yüklenici firmalara verilen elektrik üretimi, bakımı ve onarımı işinin kanuna aykırı olmadığını, davacının çalışmış olduğu firmalar ile müvekkili arasında hukuken asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2015 tarihli ve 2015/22-772 Esas, 2015/1280 Karar sayılı ilâmında da müvekkilinin asıl işveren olarak kabul edildiğini, davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını müvekkilinden talep edemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz oluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ile dava dışı ... Şirketi arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, buna göre dava konusu alacakların hesaplanması ile hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama gideri noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6446 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi, Yönetmeliğin 29, 30, 48 nci maddeleri ile geçici 12 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesinin birinci fıkrası. 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri. 4. Dairemizin 15.02.2024 tarihli ve 2024/998 Esas ve 2024/2391 Karar sayılı ilâmı. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.