Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12675 E. 2024/13912 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12675
Karar No
2024/13912
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri 28.250,00 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Somut uyuşmazlıkta 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçen davacının ücretinin eksik ödendiği iddiasına bağlı fark alacak taleplerinin reddine karar verildiği, hüküm altına alınan alacakların ise davalı bakımından kesinlik sınırını aşacak mahiyette ileriye yönelik bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının alt işveren işçisi olarak davalı Bakanlığa ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının pandemi döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan genelge çerçevesinde 7, 10 ve 15'er günlük nöbetler ile gece gündüz yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, bu çalışma şeklinde fazla çalışma yaptığını ve ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili günlerinde çalıştığını, gece çalışması da yaptığını; ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti ve gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Bakanlığın talimatları gereğince Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında Kuruluşlarda 02.04.2020 tarihinde öncelikle 7 günlük sabit vardiya sistemine geçildiğini, akabinde sabit vardiya sisteminin 14 gün olarak uygulanmaya başlandığını ancak test sonucu pozitif çıkan personelin yerine ikame personel çalıştırılması gerektiğinden bazı personelin vardiyalarına devam etmek zorunda kaldıklarını, sabit vardiyada çalıştırılacak personelin konaklama, yemek ve diğer ihtiyaçlarının Kuruluş tarafından sağlandığını, personelin dinlenme zamanlarını Kuruluşta geçirdiklerini, ücret politikasının hukuka uygun olduğunu ve davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli kararı ile; davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan sözleşmede asgari ücretin belirli oran fazlasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, buna göre ücret farkına dayalı taleplerin reddi gerektiği, diğer alacaklar yönünden de ücret bordroları, puantaj kayıtları ile yasal mevzuat dikkate alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu ve davacının buna göre bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 06.04.2023 tarihli kararı ile; davacının kadroya geçirilirken taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranda fazlası üzerinden ödeme yapılacağına ilişkin düzenleme bulunmadığından fark ücret, ilave tediye ve ikramiye alacağının bulunmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalarda hata bulunmadığı, dava dilekçesinde fazla çalışmanın pandemi döneminde yapıldığının açıkça belirtildiği, dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi olarak Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi uyarınca temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edildiği, ilgili toplu iş sözleşmesinde temerrüt hükmü bulunmadığından alacaklara dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 10.07.2023 tarihli kararı ile; diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacı vekilinin dava dilekçesinde, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile gece zammı ücreti alacaklarına ilişkin olarak pandemi dönemindeki çalışma şartlarını özel olarak somutlaştırmakla beraber açıkça 02.04.2018 tarihinden itibaren tüm çalışma ve nöbet listelerinin, gece çalışma listelerinin, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin nöbet listelerinin de kapsama kazandırılmasını talep ettiği; dava dilekçesinde söz konusu alacakların yalnızca pandemi dönemi ile sınırlı olarak talep edildiğine ilişkin kısıtlayıcı bir ibareye de yer verilmediği, diğer yandan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde 02.04.2018 tarihinden itibaren işyeri kayıtlarına dayanıldığı hususları dikkate alındığında 02.04.2018 tarihinden itibaren işyeri kayıtları esas alınarak o dönem yürürlükte bulunan Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca talep konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekirken ilgili alacakların yalnızca talep konusu dönem ile sınırlı olacak şekilde hesaplanarak eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu; ayrıca İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde hüküm altına alınan alacaklara işletilen faizin yerinde olduğu yönünde değerlendirilme yapılmış olmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda 02.04.2018 tarihinden itibaren işyeri kayıtları esas alınarak yapılan inceleme sonucunda davacının ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; yapılan işin niteliği dikkate alındığında 24 saat aralıksız çalışma olgusunun kabul edilmesi gerektiğini, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile gece zammı alacaklarına ilişkin hesaplamaların hatalı yapıldığını, ücret farkı alacağından bağımsız olarak gündüz 11 saati ve gece 7,5 saati geçen çalışmaların ödenmediğini, davacıdan yazılı rıza alınmadan yapılan fazla çalışmaların yasak çalışma kapsamında olduğunu, pandemi nedeniyle yapılan aralıksız çalışmalar neticesinde hak kazanılan hafta tatili ücreti alacaklarının ödenmediğini, hükme esas alınan raporun ve dolayısıyla hükmün eksik incelemeye dayandığını, ayrıca bilirkişi tarafından kabul edilen mahsup yönteminin ve hesap döneminin de hatalı olduğunu, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının toplu iş sözleşmesindeki düzenlemelere uygun şekilde zamlı şekilde hesaplanması gerektiğini, davacının kadroya geçiş öncesi asgari ücretin yüzde fazlası ücret üzerinden çalıştığı sabit iken kadroya geçiş sonrası ücretin eksik ödendiğini, ücretin işverence tek taraflı şekilde düşürülmesi hukuka aykırı olduğundan ücret fark alacaklarının da hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile gece zammı ücreti alacaklarının hesap döneminin belirlenmesi ve buna bağlı olarak ilgili alacakların miktarına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23 üncü madde, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41, 44, 46, 47 ve 68 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/12675, K. 2024/13912, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2024-12675-e-2024-13912-k-6a4c94e9e7be