Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12400 E. 2024/13556 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12400
- Karar No
- 2024/13556
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ikinci kez İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, karar tarihi itibarıyla ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığından; 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Başkanlığının toplu taşıma araçlarında şoför olarak kesintisiz çalıştığını, davacının çalıştığı işin organizasyonunun tamamen davalının kontrol ve idaresinde yürütüldüğünü, davacının davalı işyerinde örgütlü ve yetkili olan ... Sendikasına üye olduğunu, fakat muvazaalı bir biçimde yüklenici firmaların işçisi olarak gösterildiğinden Sendika ile davalı Kurum arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun İkinci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'dan (6772 sayılı Kanun) faydalanamadığını, müvekkilinin muvazaalı olarak alt işveren işçisiymiş gibi gösterilirken asgari ücretin %25 fazlası ücret ve bunun yanında yol ve yemek yardımı verilmek sureti ile çalıştırıldığını, bu uygulama ile kendisi ile aynı konumda olan beraber çalıştığı belediye kadrolu elemanı olarak çalışan işçinin aylık ücretinden az ücret alması, toplu iş sözleşmesinin bu işçilere sağladığı bilet, prim, yol parası, ikramiye, yıllık izin gün sayısı gibi kazanımları ve 6772 sayılı Kanun'un sağladığı hakları alamaması nedeniyle mağdur olduğunu, fazla çalışma ücretlerinin eksik ödendiğini belirterek eksik ödenen fark ücret, ilave tediye, bilet primi, ikramiye, fazla çalışma, fark yol parası, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının yüklenici firma işçisi olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, İdare olarak bir çok hizmette alt işveren firmalar ile alt işveren ilişkisi kurulduğunu, alt işveren ilişkisinin kanunen geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2019 tarihli ve 2018/117 Esas, 2019/194 Karar sayılı kararıyla tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, ihale sözleşmeleri, davalıların tâbi olduğu mevzuat birlikte değerlendirildiğinde muvazaaya dayanan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 01.09.2020 tarihli ve 2020/978 Esas, 2020/655 Karar sayılı kararıyla; davalı ... ile dava dışı ... ... Taahhüt AŞ (... AŞ) arasında hizmet alım sözleşmesinin imzalandığı ve bu sözleşme içeriğine göre 197 işçinin Belediyede şoför olarak istihdamının sağlandığı, ihale edilen işin İşletmeler ve İştirakler Dairesi Başkanlığına bağlı birimlerde personel çalıştırılması işi olduğu, daha sonra ise davalı ... ile davalı Belediyenin iştiraki olan dava dışı ... AŞ arasında 01.01.2016 tarihli bir protokol imzalandığı, bu protokol ile Belediyenin ulaşım işini söz konusu Şirkete devrettiği, son yüklenici firma olan davalı ... AŞ işçilerinin ve bu arada davacının da dava dışı ... AŞ’ye devredilmek istendiği, bir ... işçinin bu devir işlemini kabul ederek dava dışı ... AŞ’de çalışmaya devam ettikleri, davacının da aralarında bulunduğu bir ... işçinin ise bu devir işlemini kabul etmediği, bunun üzerine iş sözleşmelerinin feshedildiği, davacının davalının kadrolu işçileri ile aynı işi yaptığı, bu durumun muvazaaya sebep olması nedeniyle davacının kadrolu işlerin sendikal haklarından yararlanma imkânı bulunduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 28.01.2021 tarihli ve 2020/7562 Esas, 2021/2766 Karar sayılı ilâmı ile; İlk Derece Mahkemesince davalı ... ile dava dışı hizmet alım sözleşmesi imzalanan şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davacı işçinin davalının taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinin tamamından yararlanabileceğinin kabul edildiği, davacının söz konusu toplu iş sözleşmelerinden yararlanması için sendikaya üye olması, üyeliğin işverene bildirilmesi veya dayanışma aidatı kesilmesini talep etmesi gerektiği, davacının muvazaa nedeniyle baştan itibaren davalı Belediyenin işçisi sayılmasının başkaca bir işleme gerek kalmaksızın davalı Belediyenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlandırılmasına imkân vermeyeceği gözetilmeksizin dava konusu alacaklara hükmedilmesinin isabetli olmadığı, davacının üyeliğinin hangi tarihte davalı Belediyeye bildirildiği ve toplu iş sözleşmelerinden hangi tarih itibarı ile faydalanabileceğinin belirlenmesi ve sonucuna göre toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark ücret talepleri ile ilgili bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca davacı lehine yıllık 52 günlük ilave tediye alacağı ile birlikte toplam 172 günlük ikramiye alacağının kabulüne karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2023 tarihli kararıyla; davalıya muhtıra yazılarak davacı işçinin, sendika üyeliğinin bildirildiği tarih ile sendika üyelik ya da dayanışma aidatı kesilmesini talep ettiği tarihlere ilişkin açıklama yapmasının istendiği, ayrıca dava dışı ... AŞ'ye müzekkere yazılarak davacının sendika üyeliğinin bildirildiği tarih ile sendika üyelik ya da dayanışma aidatı kesilmesini talep ettiği tarihlere ilişkin bilgi ve belgelerin istendiği, müzekkere cevapları geldikten sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek rapor alındığı, yapılan değerlendirmede davacının 20.10.2014 tarihinde üyeliğinin bildirildiği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 23.05.2023 tarihli ilâmı ile; davacının davalı işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmesi için üyeliğin davalı Belediyeye bildirilmesi gerektiği, yapılan araştırmada davacının sendika üyeliğinin davalı Belediyeye bildirilmediğinin anlaşıldığı, bu hâlde uyulan bozma ilâmının gereği olarak davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının tekrar bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... tarafından dosyaya sunulan 25.11.2022 havale tarihli yazıda davacının sendika üyeliği ilgili herhangi bir bildirim yapılmadığının belirtildiği, yapılan araştırmada davacının sendika üyeliğinin davalı Belediyeye bildirilmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağı, davacının fark ücret, bilet prim (destek ücret), ikramiye, fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının reddi gerektiği, davacı toplu iş sözleşmesinden yararlanamıyor ise de taraflar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı, davacının baştan itibaren davalı Belediyenin işçisi sayılması gerektiği, davacının Belediye işçisi olduğunun belirlenmesinden hareketle kamu işçisi sıfatıyla ilave tediye ücretine hak kazandığı gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz istemlerinde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin uyulmasına hükmettiği bozmaya göre karar vermek zorunda olduğunu, Dairenin sonradan görüş değiştirmesinin davacının usuli kazanılmış hakkını ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı tarafın temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağı ve bu bağlamda işçilik alacaklarının davalıdan tahsilinin gerekip gerekmeyeceğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 39 uncu maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesi, Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi. 3. Dairemizin 16.03.2021 tarihli ve 2020/2612 Esas, 2021/6254 Karar sayılı, 17.10.2022 tarihli, 2022/13480 Esas, 2022/12661 Karar sayı ilâmları. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.