Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/22838 E. 2012/33295 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/22838
Karar No
2012/33295
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ile dini ve milli bayram ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2. İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise işverene haklı fesih imkânı vermez (Yargıtay 9. HD. 1.12.2009 gün, 2008/11819 E, 2009/32509 K). Somut olayda; hastane iş yerinde alt işveren işçisi olarak çalışan davacının hastanede evlilik dışı bir bebek dünyaya getiren bir hastanın bebeğini hastanede çalıştığı anlaşılan bir hemşirenin çocuğu olmayan yakınına vermek için aracılık ettiği, bu nedenle bebeğin annesi ve bebeği alan kişiler hakkında savcılıkça soruşturma yapıldığı, bu hazırlık soruşturmasında bebeği alan kadının kendisine davacının haber verdiğini söylediği, davacının da Emniyet Güçleri tarafından karakola götürüldükten sonra, asıl ve alt işverene el yazısı ile yazılmış istifa dilekçelerinin bulunduğu görülmektedir. Davacı vekili bu dilekçelerdeki imzanın davacıya ait olmadığını belirtmiştir. Anılan dilekçelerin asılları getirtilip davacıya gösterilmeli, imzanın kendisine ait olmadığını söylediğinde yazı ve imza örneği alınarak imza incelemesi yaptırılmalı ve istifa dilekçelerindeki imzanların davacıya ait olup olmadığı belirlenmelidir.

Söz konusu istifaların niteliği ve ayrıca davacının eyleminin soruşturma dosyası da incelenerek doğruluk ve bağlılığa aykırı olup olmadığı tartışılmadan, eksik inceleme ve araştırma ile davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi hataladır. 3- Davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verildiği halde ihbar tazminatı talebinin gerekçesiz olarak reddine karar verilmesi isabetsizdir. 4- Genel tatil alacağı salt tanık ifadeleri ile kanıtlandığı halde; rapor, izin gibi nedenlerle çalışılamayacak genel tatil günleri olabileceğinden, bilirkişi tarafından hesaplanan miktardan makul bir indirim yapılmadan sonuca gidilmesi yerinde değildir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/22838, K. 2012/33295, T. 08.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2010-22838-e-2012-33295-k-5f3af2db1431