Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/5072 E. 2024/3041 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/5072
- Karar No
- 2024/3041
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2012/214 E., 2014/473 K. SUÇLAR: Nitelikli cinsel saldırı, konut dokunulmazlığının ihlali, tehdit HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu ve bu karara yönelik itirazın mahallinde merciince değerlendirilerek itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı, konut dokunulmazlığının ihlali, tehdit ve şantaj suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli ve 2012/214 Esas, 2014/473 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; şantaj suçundan da dava açıldı ise de eylemin kül halinde tehdit suçunu oluşturması nedeniyle aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle; cinsel ilişkinin rızaya dayalı olduğuna, sanığın katılanın fotoğrafını çekmediğine, hatta buna yeltenmediğine, sanığın telefonunda da bir kayıt tespit edilmediğine, katılanın kendisini aldatmasına öfkelenen sanığın katılana ailesinin yanına gitmesini, aksi halde tüm yaşananları ailesine anlatacağını beyan etmiş ise de daha sonra pişman olarak kimseye bir şey anlatmayacağını söylediğine, tehdit kastı ile hareket etmediğinden suçun manevi unsurunun oluşmadığına, bıçak kullanılmadığına zira sanığın parmak izi bulunan bıçağın çekmecede bulunduğuna, katılanın iddiasına uygun yaralanmasının bulunmadığına, dilekçesince yer alan ve resen gözetilecek diğer nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
B.O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği 1.Sanığın, katılanla zorla cinsel ilişkiye girdikten sonra çıplak halde ve değişik pozisyonlarda fotoğraf çekip video filmini kaydediyor gibi davrandıktan sonra, 5 gün içerisinde ailesinin yanına dönmediği takdirde çıplak fotoğraf ve video görüntülerini herkese izleteceğini söyleyerek katılanı evi terketmeye zorladığı Mahkemece de kabul edildiği halde, "... Bu davranış ve sözlerin, sanığın kendisine ya da 3. bir şahşa maddi menfaat sağlamaya yönelik olmadığı, bu nedenle TCK. 107. Md. Düzenlenen santaj suçunun unsurlarının oluşmadığı, tehdit suçu ile birlikte bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesi ile şantaj suçundan dolayı kamu davası açılmış olduğu, bu nedenle beraat ya da mahkumiyet yönünde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bu konuda herhangi bir karar verilmemesinin, 2. Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca tanzim edilen rapor uyarınca cezanın 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince artırıma tabi tutulmamasının, 3. Sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürenin, hürriyeti bağlayıcı cezalardan 5237 sayılı Kanu'nu 63 üncü maddesi gereğince mahsup edilmesine dair tek bir karar verilmesi gerekirken, cinsel saldırı, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından dolayı ayrı ayrı kurulan her hükümden sonra mükerrir olarak 63 üncü maddeye göre mahsup kararı verilmiş olmasının, usul ve kanuna aykırı olması nedeniyle kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE A.Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Oluşa uygun kabule göre kül halinde tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilen sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 25.12.2014 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş, açıklanan nedenle Tebliğname'de bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B.Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Mahkemenin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Sanık hakkında katılana yönelik aynı gece birden fazla gerçekleştirilen nitelikli cinsel istismar eylemlerinin aynı zaman diliminde ve kısa aralıklarla gerçekleştirilmiş olduğu nazara alındığında, zincirleme suç hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığı gözetilmeksizin sanık hakkında yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü madde hükmünün uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 3.Oluşa uygun kabule göre sanığın eski arkadaşı olan katılanı kıskançlık krizi sonrası darp edip rızası dışında cinsel ilişki yaşaması şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda katılan hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2013 tarihli 2736 sayılı raporunda katılanda anksiyeteli major depresyon bozukluğunun tespit edildiği, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan bu psikiyatrik bozukluğun Mahkemece cinsel saldırının gerçekleştiğinin sübutu ve tespiti halinde, ruh sağlığındaki mevcut bozulmanın cinsel saldırıya bağlı geliştiğinin kabulünün uygun olacağı kanaati bildirilmesi karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hususları hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR A.Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli ve 2012/214 Esas, 2014/473 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B.Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli ve 2012/214 Esas, 2014/473 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.