Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/20294 E. 2025/1913 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/20294
Karar No
2025/1913
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1321 E., 2017/2184 K. SUÇLAR : Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm ve kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında katılanı ikamet edilen sitenin bodrum katına götürüp ''Anneni de seni de sinkaf ederim, eğer burada onları annene veya bir başkasına söyler isen seni de anneni de öldürürüm" şeklinde sözler sarf ederek katılanın cinsel bölgelerine eliyle dokunup cinsel organını katılana dokundurması suretiyle cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Gebze 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine, tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ise beraatine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, cinsel saldırı suçundan kurulan hüküm yönünden ise istinaf başvurusunun kabulüyle aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, zeka geriliği bulunan katılanın istikrarlı anlatımları, tanık anlatımları ve sanığın kısmi ikrar içerikli savunması karşısında işlendiği sabit olan eylemlerden ötürü mahkumiyet hükmü yerine delil değerlendirmesinde hataya düşülerek kurulan beraat hükümlerinin hukuka aykırı olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçeyi içermediğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesince gerçekleştirilen yargılama sırasında usulüne uygun şekilde yapılan duruşma günü tebliğine rağmen hükümden önce davaya katılmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. B. Tehdit ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarında Verilen Kararlar Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-g maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. C. Cinsel Saldırı Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Olayın intikal şekli ve süresi, katılanın aşamalardaki özü itibariyle istikrarlı ifadelerinde sanığı fiziksel temas içeren cinsel eylemlerinden rahatsızlık duyarak ittirmesine karşın sanığın tehdit ile eylemlerini devam ettirip katılanın annesi Nergin'in olayın geçtiği binaya gelerek katılana seslenmesi üzerine eylemini sonlandırmak zorunda kaldığının beyan olunması, katılanın beyanlarına itibar edilebileceğine dair Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 04.01.2017 tarihli raporu ile ifadeler sırasında hazır bulundurulan uzmanların görüşleri, katılanın annesi Nergin'in görevsiz mahkemece 25.11.2016 tarihli duruşmada alınan ifadesinde yer alan "...kızım ilk karşılaştığımız anda bana anne kötü şeyler oldu dedi ancak kim tarafından ve ne yapıldığını ayrıntılı anlatmadı" şeklindeki beyanı, tanık ...'un katılanın panik ve korku hali içerisinde hızlı adımlarla yukarı çıktığına dair kolluk ifadesi ile diğer tanıkların iddiaları kısmen doğrular mahiyetteki anlatımları, savcılık ve sorgusundaki ifadelerinde katılanın zihinsel engelli olduğunu beyan eden sanığın aşamalardaki kısmî ikrar içerikli savunmalarında katılanı ikamet ettiği binanın -2. katında bulunan sığınağa götürerek dudağından öptüğünü belirtmesi, olay yerinin giriş kısmını gösterir kamera kaydı ile görüntü izleme tutanakları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1-1. cümlesi uyarınca mahkumiyeti yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi hukuka aykırılık bulunmuştur. IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi ile Tehdit ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Verilen Kararlar Yönünden Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle şikayetçi Bakanlık vekili ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Cinsel Saldırı Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üyeler ... ve ...'in hükmün farklı gerekçeyle bozulması gerektiğine ilişkin karşı oyları ve ancak netice olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanığın, katılana yönelik cinsel saldırı suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılamada katılanın ruh ve beden bakımından kendisini savunacak durumda olup olmadığı hususunda alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı görüşünde olduğumuzdan, bozma sebebinde yer verilen delil durumuna göre mahkumiyet hükmü kurulması gerekliliği ile hükmün bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz. Şöyle ki; Katılan hakkında Kocaeli Şube Müdürlüğü tarafından bir adli tıp uzmanınca düzenlenen 31.08.2016 tarihli raporda iletişim kurulamayıp sorulara yeterli cevap vermeyen katılanın muzdarip olduğu orta derecede zeka geriliği nedeniyle kendisine karşı uygulanan fiilin kötülüğünü, yanlışlığını ayırt etme yeteneği önemli ölçüde azalmış olup beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu kanaatinin bildirilmesine karşın yargılamanın devamında Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 04.01.2017 tarihli raporunda katılanda hafif derecede zeka geriliği tespit edilmekle olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına engel teşkil edecek mahiyet ve derecede olmadığı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğunun bildirilmesi karşısında mevcut raporlar arasında çelişkiler bulunmasının yanında sanığın da savcılık ve sorgusundaki ifadesinde aynı sitede oturup daha öncesinde tanışıklık bulunan katılanın zihinsel engelli olduğunu bildiğine dair beyanları da gözetilerek tam bir vicdani kanaatin oluşması ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından katılanın tüm raporlar, ilaç kullanımına dair tıbbi evraklar ve dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Üst Kuruluna sevk edilerek muayenesi yapıldıktan sonra suç tarihi itibarıyla kendisinde akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya psikolojik rahatsızlığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu durumun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar ve kendisini tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, olayın hukuki anlam ve sonucunu algılayıp algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olup olmadığı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında ayrıntılı rapor alındıktan sonra toplanacak delillere göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekliliği ile hükmün eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan farklı gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğinden bahisle anılan hükmün bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz. 10.03.2025

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/20294, K. 2025/1913, T. 10.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-20294-e-2025-1913-k-28f169a4efbc