Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/15565 E. 2023/865 K. – Reşit Olmayanla

Konu: Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/15565
Karar No
2023/865
Karar Tarihi
Konu
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2016/19 Esas, 2016/192 Karar sayılı kararı ile sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.09.2020 tarihli ve 14 - 2016/214217 numaralı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan mağdure vekilinin temyiz isteği özetle; suçun hukuki nitelendirmesinin, koşulları oluşmadığı halde cezanın asgari hadden tayin edilmesinin, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasının hatalı olduğu; toplanan deliller ile taraf beyanları uyarınca mağdurenin ilişkiye rızasının bulunmadığının anlaşıldığı ve bu nedenle yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına girdiği gözetilmeden görevsizlik kararı verilmesine dair taleplerinin reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, mağdurenin rızanın varlığına delil olarak gösterilen hususların celsede dinlenen psikolog bilirkişi beyanı ve tanık Merve beyanı dikkate alındığında delil olarak nitelendirilemeyeceği ve sair sebeplere ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; kararın usul ve kanun'a aykırı olduğu, atılı suçun takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu, dosya kapsamındaki deliller, mesaj tutanakları, tanık beyanı bir bütün halinde değerlendirildiğinde mağdurenin sanık hakkındaki tüm iddialarının ve şikayetinin hakkın kötüye kullanması kapsamında olduğu, mağdurenin cinsel ilişkinin rızası dışında gerçekleştiğine yönelik iddialarının dosya kapsamındaki tüm deliller, tanık beyanı, mesaj içerikleri bir bütün olarak ele alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın mağdurenin on sekiz yaşından küçük olduğunu bilmediği ve bilebilecek durumda olmadığı, mağdurenin görünüşü, konuşması ve tavırları ile on sekiz yaşını doldurmuş olarak göründüğü, hata hükümlerinin nazara alınmadığı, sanığın kastının olmadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı, öncelikle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği aksi halde erteleme hükümlerine nazaran daha lehe sonuçlar doğuran hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiği, katılan mağdure vekilinin temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; Sanığın 06.07.2015 tarihinde, aralarında duygusal bir birliktelik olan katılan mağdure ile görüştüğü ve ona evine gelmek istediğini söylediği ve mağdurenin, erkek arkadaşı olan sanığın söz konusu talebini kabul ettiği, bunun üzerine sanığın mağdurenin ikamet ettiği eve geldiği ve mağdurenin rızasıyla ve kapıyı açmasıyla eve girdiği, daha sonra sanığın, mağdurenin yer göstermesiyle bir odaya geçerek istirahat ettiği ve bir müddet sonra da sanık ile mağdurenin, evde başka birinin de olmamasını fırsat bilerek cinsel ilişkiye girdikleri, söz konusu tarihte mağdurenin on beş yaşını bitirmiş olduğu ancak on sekiz yaşından küçük olduğu ve sanığın mağdureyle cinsel ilişkiye girerken mağdureye karşı cebir, tehdit ve hile teşkil edecek mahiyette bir söz ve eylemde bulunduğuna dair bir her türlü şüpheden uzak, somut ve tutarlı kesin bir delile soruşturma aşamasında Savcılık tarafından ve kovuşturma aşamasında da mahkemece ulaşılamadığı ve hatta bu nedenle Savcılık tarafından çocuğun cinsel istismarı suçundan 07.01.2016 tarih ve 2015/1977 soruşturma numaralı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve söz konusu kararın tarafların itiraz etmemesi üzerine kesinleştiği ve ayrıca dava konusu söz konusu cinsel ilişkinin mağdurenin rızası dışında sanığın zorlaması nedeniyle gerçekleştiğine dair mağdurenin iddialarının da dava konusu iddianamede ve bahsi geçen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da ayrıca ve açıkça izah edildiği gibi kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girildiğini iddia eden mağdurenin belirtilen zaman aralığında yardım isteyebilecek durumda olmasına rağmen herhangi bir kişi veya kurumdan yardım istememesi ve haber vermemesi, olaydan hemen sonra değil de beş gün kadar sonra adli makamlara başvurması, hakkında alınan 12.07.2015 tarihli doktor raporunda herhangi bir darp, cebir izi ile zorla cinsel ilişkiye girildiğini gösteren bulguların bulunmadığının tespit edilmesi ve ayrıca tanık ....'nin katılanın beyanını doğrulamaması ve söz konusu tanığın dosya kapsamına sunmuş olduğu mesajların içeriği tüm dosya kapsamı ve hayatın olağan akışıyla beraber bir bütün olarak ele alındığında hayatın olağan akışına aykırı ve sanığın dava konusu olayda mağdureyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini kanıtlamaktan uzak bir nitelikte bulunduğu dolayısıyla dava konusu olayda sanığın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu değil (bu noktada katılan mağdure vekilinin görevsizlik kararı verilmesine yönelik talebinin reddine dair mahkemece ara karar verildiği); aynı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasınada düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işlediği -12.07.2015 tarihli doktor raporunun ışığı altında sanığın savunması, katılanların ve tanığın beyanı, 07.01.2016 tarih ve 2015/1977 soruşturma numaralı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, mesajlaşma tutanakları ve tüm dosya kapsamı beraber bir bütün olarak değerlendirildiğinde- anlaşıldığından ve bu yönde mahkemece vicdani bir kanaat oluştuğundan sanığın mağdureye karşı işlemiş olduğu sabit olan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına, sanığa verilen cezadan, cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkileri dikkate alınarak aynı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanık hakkında daha önceden Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/151 Esas, 2012/315 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde kesinleşmiş ilamı bulunmasına rağmen sanığın kasten dava konusu suçu işlemesi hususu, sanığın kişilik özellikleri açısından mahkemece olumsuz bir durum olarak değerlendirildiğinden 5728 sayılı Kanun'un 562 nci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında takdiren uygulanmasına yer olmadığına, sanığa verilen cezanın kısa süreli hapis cezası olmaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 50 inci madesinin birinci fıkrasında düzenlenen kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesinin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına, sanığın daha önce suç tarihi itibarıyla hükmü açıklanmış kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat hasıl olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca sanığın cezasının takdiren koşulsuz olarak ertelenmesine ve hapis cezası ertelenen sanığın aynı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren iki yıl süreyle denetim altında tutulmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak olunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2016/19 Esas, 2016/192 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/15565, K. 2023/865, T. 22.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-15565-e-2023-865-k-795aa54dec0f