Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/11167 E. 2023/3779 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/11167
- Karar No
- 2023/3779
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/134 E., 2017/53 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2015 tarihli ve 2013/6 Esas, 2015/60 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü fıkrasının birinci fıkrasının birinci cümlesi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2015 tarihli ve 2013/6 Esas, 2015/60 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 16.02.2017 tarihli ve 2016/7710 Esas, 2017/727 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın evine cebir, tehdit veya hile sonucu girdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden haklarında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması, sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre hüküm kurulması yerine aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 16.05.2014 ve 22.12.2014 tarihli raporlarında "İfade tutarsızlıkları nedeniyle sanık ... ...'nin eylemine bağlı olarak mağdurenin ruh sağlığının değerlendirilemediği" görüşünün belirtilmesi karşısında, sanığın eylemleri nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu hususunda şüphe oluştuğu anlaşıldığından hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanamayacağı nazara alınıp lehe aleyhe kanun değerlendirmesinin de buna göre yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması yerine yazılı şekilde uygulama yapılması, çocuğun cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurenin iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanık ... ...'nin mağdureye karşı araç içinde gerçekleştirdiği eylemi sırasında hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemin sadece 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2017 tarihli ve 2017/134 Esas, 2017/53 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın eksik inceleme sonucu verildiğine, usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın hukuka aykırı olduğuna, çelişkili beyanlarda bulunan mağdurenin sanığın kendisine karşı cinsel istismar suçunu işlediğini beyan etmişse de mağdurenin soyut beyanlarından ve hiçbir zaman hükme esas alınmaması gerekirken hukuka aykırı iletişim tespitlerinden başka sanığın bu suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde;''Mahkememizce sanıklar hakkında yapılan yargılama neticesinde 15/04/2015 günlü kararı ile sanık ... ***'ın fuhuş suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 16/02/2017 günlü kararı ile onanmasına karar verildiği, yine mahkememizin zikredilen günlü kararı ile sanık ... ... ***'nın mağdure çocuğa karşı cinsel istismar suçundan TCK'nun 103/1-1.cümle, 103/4 maddeleri uyarınca 12 yıl hapis, mağdure çocuğa karşı cinsel amaçlı alıkoyma suçundan dolayı da sonuç olarak 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, diğer sanık ... ***'ın da mağdure çocuğa karşı zincirleme biçimde cinsel istismar eyleminden dolayı TCK'nun 103/1-1.cümle, 103/4, 43 ve 62.maddeleri uyarınca sonuç olarak 12 yıl 6 ay hapis, yine mağdure çocuğa karşı zincirleme biçimde cinsel amaçlı alıkoyma suçundan dolayı da sonuç olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin mezkur kararı ile bozulmasına karar verildiği, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere; Olayın intikal şekli, zamanı, savunmalar, sanıkların kendileri arasında ve mağdure ile olan telefon konuşma içeriklerine ilişkin tape kayıtları, mağdurenin annesi ...'nın beyanları, kolluk araştırma ve inceleme tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre sanık ... ...'nin, katılan mağdurenin annesi katılan ... ve sanık ... ile birlikte çalıştığı tarlada iken aracına binen katılan mağdureye yönelik kıyafeti üzerinden cinsel organına dokunduğu ve öptüğü, bu olaydan sonra ise sanık ...'ın, kendi evinde katılan mağdureye yönelik ikiden fazla kere 4-5 kez mağdureye yönelik cinsel organını katılan mağdurenin poposuna sürttüğü, göğüslerine ve vücudun diğer yerlerine dokunduğu ve öptüğünün anlaşıldığı, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu'nun 16/05/2014 ve 22/12/2014 tarihli raporlarında 'ifade tutarsızlıkları nedeniyle sanık ... ... ***'nın eylemine bağlı olarak mağdurenin ruh sağlığının değerlendirilemediği', bu durumda sanığın eylemi nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu hususunda şüphenin oluştuğu, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, Buna göre 6545 sayılı Yasa'nın 59.maddesi ile değişiklikten önceki hali ile TCK'nun 103/6 maddesinde belirtilen ruh sağlığının bozulması durumunun söz konusu olmadığı, dolayısıyla bu maddenin uygulanamayacağı, bu durumda 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki halin sanıklar lehine bulunduğu, zira değişiklikten önceki halde 103/1-1.cümlenin uygulanması halinde cezanın alt sınırının 3 yıl olduğu, değişiklikten sonra ise alt sınırın 8 yıla çıkarıldığı, buna göre suç tarihi itibariyle 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki halin sanıklar lehine olduğunun açıkça anlaşıldığı, Böylece sanık ... ...'nin katılan mağdure çocuğa karşı cinsel istismar eyleminden dolayı cezalandırılmasına, vücuda organ veya sair cisim sokulması durumu söz konusu olmadığından TCK'nun 103/2 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, yukarıda izah edildiği gibi şartları oluşmamakla TCK'nun 103/6 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, yine sanığın eylemlerinin cebir tehdit veya hile ile gerçekleştiğine dair bir delil bulunmadığından TCK'nun 103/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık eylemini birden fazla gerçekleştirmediğinden zincirleme suç hükümlerinin de uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerektiği, Sanık ... ... hakkında mağdure çocuğa karşı cebir tehdit ve hile ile cinsel amaçlı çocuğun alıkonulması suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği gibi sanığın, mağdure yönelik gerçekleştirmiş olduğu basit cinsel istismar suçu esnasında eylemle sınırlı süreyle mağdurenin iradesi ile hareket edebilme imkanını ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, zira kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle mağdurenin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanık ... ...'nin mağdureye karşı araç içerisinde gerçekleştirdiği eylemi sırasında hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı, dolayısıyla sanığın eyleminin yasada suç olarak tanımlanmadığı anlaşılmakla beraatine karar vermek gerektiği, Sanık ... ***'ın, mağdureye karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği sübuta ermekle suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki hali ile cezalandırılmasına, vücuda organ veya sair cisim sokulması durumu söz konusu olmadığından TCK'nun 103/2 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, yine sanığın eylemlerinin cebir tehdit veya hile ile gerçekleştiğine dair bir delil bulunmadığından TCK'nun 103/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, şartları oluşmadığından TCK'nun 103/6 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, zira mağdureye yönelik ilk eylemi gerçekleştire sanık ... ... ***'nın eylemi sebebiyle yukarıda izah edildiği biçimde mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı, dolayısıyla bu sanık hakkında da 103/6.maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı, sanık eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda mağdureye karşı birden fazla işlediğinden zincirleme suç hükümleri uyarınca cezasında artırım yapılmasına, TCK'nun 62.maddesinin sanık lehine uygulanmasına karar vermek gerektiği, mağdurenin, sanığın çağırması üzerine sanığın evine cebir tehdit veya hile olmaksızın girdiği, mağdurenin sanığın evine cebir tehdit ve hile ile girdiğine dair her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, bu durumda sanık ...'ın mağdureyi evine birden fazla kez çağırıp yukarıda izah edildiği gibi cinsel istismar eyleminde bulunduğu, bu eylemlerini gerçekleştirirken sanığın, mağdure çocuğa karşı zincirleme bir biçimde cebir tehdit ve hile olmaksızın hürriyetini kısıtladığı anlaşılmakla TCK'nun 109/1, 109/3.f, 109/5, 43 ve 62.maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerektiği vicdani kanaatiyle'' hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. 2. Sanık ... hakkında hükmedilen sonuç cezaların 2 yıl 13 ay yerine yazılı şekilde 3 yıl hapis cezası verilerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2017 tarihli ve 2017/134 Esas, 2017/53 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2023tarihinde karar verildi.