Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/283 E. 2013/3831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/283
- Karar No
- 2013/3831
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütü adına suç işleme, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, görevi yaptırmamak için direnme, patlayıcı madde bulundurma Hüküm : 1- 06.03.2011 tarihli eylem nedeniyle; a- TCK'nın 314/3, 220/6. maddeleri yollaması ile 314/2, 62, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet b- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK’nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet c- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 62, 50/1-a. maddeleri uyarınca mahkumiyet d- TCK’nın 265/1-3, 62, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- 17.04.2011 tarihli eylem nedeniyle; a- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK’nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet b- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet c- TCK’nın 265/1-3, 62, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet d- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- 23.04.2011 tarihli eylem nedeniyle; a- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK’nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- 2911 sayılı Kanunun 33/1-son, TCK’nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet c- TCK’nın 174/1, 62, 52/2, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet d- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet e- TCK’nın 265/1-3-4, 62, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Silahlı terör örgütü adına suç işleme, görevi yaptırmamak için direnme, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve patlayıcı madde bulundurma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede; Sanığın, 06.03.2011, 17.04.2011 ve 23.04.2011 tarihlerinde hukuki kesinti olmaksızın işlediği ve silahlı örgüte üye olma suçunun temadi etmesi nedeniyle bir kez cezalandırıldığı örgüt adına suç işleme bakımından TCK'nın 220/6. maddesine 6352 sayılı Kanunla eklenen 2. cümle uyarınca yapılan indirim oranında dosya kapsamı da nazara alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanık hakkında örgüt adına suç işlemesi nedeniyle örgüte üye olmak suçundan temel ceza tayin edildikten sonra TCK'nın 220/6. maddesine 6352 sayılı kanunla eklenen 2. cümle hükmü uyarınca gerekli indirimin yapılması ve devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2- 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçlarına gelince; Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatın içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hükümden önce 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.