Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2010/9981 E. 2010/9559 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/9981
- Karar No
- 2010/9559
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle ölüme neden olma Hüküm : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kovuşturma aşamasında şikayetçiler adına davayı takip eden Avukat ...'e 17.09.2008 tarihli oturumda şikayetçi vekili sıfatıyla söz verilmesi üzerine içeriği itibariyle şikayeti belirten beyanına rağmen davaya katılma hakkının hatırlatılmaması suretiyle CMK'nın 238/2. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, şikâyetçiler vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 23.09.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY: Sanık hakkında Eğil Cumhuriyet Savcılığının 11.06.2008 tarih ve 2008/49 esas sayılı iddianamesi düzenlenmiş, Eğil Asliye Ceza Mahkemesinin 13.06.2008 tarihli tensip tutanağı ile dava kabul edilerek sanık ve şikayetçiler adına duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmesine karar verilmiştir. 30.07.2008 tarihli duruşmada taraflar hazır bulunmamış, şikayetçiler vekili mazeret dilekçesi vermiş, hazır bulunan tanık dinlenmiştir. Duruşmanın talik edildiği 17.09.2008 tarihli oturumda hazır bulunan şikayetçiler vekili “Tedaş’ın gerekli tedbirleri almayarak olayın meydana gelmesine sebep olduğunu, bu iddialarını destekleyecek tanıklarını gelecek duruşmada hazır edeceklerini” beyanla süre verilmesini talep etmiştir. Takip eden 30.10.2008 tarihli oturumda şikayetçi ... ile vekili hazır bulunmuş, şikayetçinin beyanı alınmayarak sadece tanık beyanlarına karşı diyeceği sorulmuş, katılma talebi ve kararı olmadığı halde şikayetçi duruşma tutanağına katılan olarak yazılmıştır. Aynı şekilde şikayetçiler ... ve ... kovuşturma safhasında katılma talep etmedikleri gibi, mahkemece de böyle bir karar verilmediği halde, şikayetçiler ... ve ... karar başlığında “katılan” olarak gösterilmişlerdir. Suç tarihi ve kovuşturma tarihine göre olayda uygulanan yargılama yasası 5271 sayılı CMK’dır. 5271 sayılı CMK’nın 238/1. fıkrasına göre; “katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.” 5271 sayılı CMK’nın (2) fıkrasına göre; “Duruşma sırasında şikayeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.” Görüldüğü gibi 5271 sayılı CMK’da katılma 1412 sayılı CMUK’tan farklı olarak düzenlemiştir. 1412 sayılı CMUK’nın 366. maddesine göre; “Müdahale, merciine verilecek bir dilekçe veya tutanak tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla olur. Bu tutanak reis veya hakime tasdik ettirilir. 5271 sayılı CMK’nın 234. maddesine 1412 sayılı CMK’dan farkı olarak mağdur ile şikayetçinin hakları düzenlenerek 234/1. fıkranın (6) bendinde mağdur ve şikayetçinin kovuşturma evresinde; 1- Duruşmadan haberdan edilme, 2- Kamu davasına katılma, 3- Tutanak ve belgelerden vekil aracılığı ile örnek isteme, 4- Tanıkların davetini isteme, 5- … 6- … hakları olduğu açıklanmıştır. Görüldüğü gibi mağdur ve şikayetçiler davaya katılmasalar bile “Sanıkların davetini isteme” hakkına sahiptirler. Olayımızda şikayetçi ve vekilleri duruşmaya davet edilmişler, davaya katılma talebinde bulunmadıkları ve mahkemece de katılma kararı verilmediği halde, tanık dinletme talebinde bulunmuşlar ve tanıkları dinlenmiş, yapılan keşifte de hazır bulunmuşlardır. Mağdur hakları ihlal edilmemiştir. Şikayetçilerin “soruşturma safhasında önce, kimseden şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri bilahare yine soruşturma safhasında ek ifadelerine, “DEDAŞ” İşletmesinden şikayetçi olduklarını beyan etmeleri de nazara alınarak, şikayetçi vekillerinin tanık dinletme isteğinin davaya katılma” talebi olarak değerlendirilemeyeceği, şikayetçi vekillerinin 17.09.2008 tarihli oturumundaki sözlerinin içeriği itibariyle katılma talebini kapsamadığı, mağdur ve şikayetçi haklarının bir kısmını kullanma isteğinden ibaret olduğu düşüncesinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun şikayetçi vekiline katılma haklarının hatırlatılmaması suretiyle CMK’nın 238/2. maddesine muhalefet edildiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak etmiyorum. Hüküm verilinceye kadar davaya katılma isteğinde bulunup, katılan sıfatı olmayan şikayetçilerin hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından, vekillerinin temyiz isteğinin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.