Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2009/20091 E. 2010/2531 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/20091
- Karar No
- 2010/2531
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma, Silahlı terör örgütüne üye olma, Patlayıcı madde bulundurma Hüküm : TCK'nın 302/1, 62, 53/1-2-3, 63, 58/7-8-9, 314/2, 62, 53/1-2-3, 63, 58/77-8-9, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 174/1, 62, 52/4, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri gereğince mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK'nın 302/2. maddesi hükmü karşısında sanığın örgütün amacı doğrultusunda katıldığı kabul olunan 20.04.2008 tarihindeki ...Jandarma Karakoluna silahlı saldırı eylemi nedeniyle hakkında zamanaşımı süresi içinde her zaman dava açılıp hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Patlayıcı madde imal etmek eyleminin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olmasına rağmen sanık hakkında TCK'nın 174/2. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 1- Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma ve patlayıcı madde imal etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün, devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanığın sübutu kabul edilen eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, patlayıcı madde imal etme suçunun sübutu kabul olunmuş cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya içeriğine göre verilen hükümde aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde bulunmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık hakkında TCK'nın 174/1. maddesi uyarınca hükmedilen gün karşılığı adli para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi, sırasında uygulamaya ilişkin kanun ve maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, patlayıcı madde imal etmek suçundan kurulan hüküm fıkrasının dördüncü bendine "TCK'nın 52/2. maddesi gereğince" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan verilen hükmün doğrudan, patlayıcı madde imal etme suçundan verilen hükmün ise DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Silahlı örgüt üyeliği suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; TCK'nın 314. maddesinde tanımlanan suç, devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerin kurucularını, yöneticilerini ve üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yatırıma bağlayan özel bir suç tipi olup, amaç suç işlendiğinde, fail geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılacak, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmaktan ceza verilmeyecektir. Bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak vahamet arz eden olaya fiilen katıldığı anlaşılan sanığın, TCK'nın 302/1. maddesi ile mahkumiyetine karar verilmiş olması karşısında, anılan maddenin 2. fıkrasındaki "bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur" şeklindeki atfın, aynı Kanunun 314/2. maddesinde tanımlanan silahlı örgüt üyeliği suçunu kapsamadığı gözetilmeden hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 01.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.