Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/571 E. 2025/4709 K. – Kadastro Tespitin
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/571
- Karar No
- 2025/4709
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1993/271 E., 2012/2 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen ve kesinleşen hükmün tavzih edilmesinin istenilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 06.09.2024 tarihli ek kararıyla, tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen ek kararı talep eden ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Malatya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan tavzih istemine konu 215 parsel sayılı taşınmaz tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davasına konu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle ve 32.850 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay'ca bozulmuş olup bozma ilamında özetle "öncelikle taraf koşulunun oluşturulması, bir kısım taraflar arasındaki kesin hükmün uygulanıp kapsamının belirlenmesi, tarafların tutunduğu tapu kaydı mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi, tüm taraflardan delillerinin sorulup toplanması, ayrıca yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda bir kısım davacılar ile katılan davacıların davasının reddine, isteme konu 215 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 24.7.1987 tarihli haritada gösterilen 11200 metrekare yüzölçümündeki kısmının ... ve paydaşları adına, (A) harfi ile gösterilen 8000 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 13000 metrekare yüzölçümündeki kısımların ... adına tesciline karar verilmiş ve bu karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.11.2018 tarihli ve 2016/196 esas, 2018/6297 karar sayılı ilamı ile onanmış; akabinde bir kısım taraflarca yapılan karar düzeltme itirazları da Dairemizin 20.09.2022 tarih, 2022/1090 esas, 2022/7200 Karar sayılı kararı ile reddedilerek bu tarih itibariyle kesinleşmiştir. İş bu kesinleşmeden sonra dosya kül halinde tescil işlemlerinin yapılması amacıyla Tapu Müdürlüğü'ne gönderilmiş olup Tapu Müdürlüğün'ce Malatya Kadastro Mahkemesine yazılan 18.10.2023 tarihli müzekkere ile Mahkemece verilen kararın hüküm kısmının incelenmesinde, çekişmeli 215 parsel sayılı taşınmazın hükmüne esas bilirkişi raporu ve ekli krokisinde taşınmazın üç parça şeklinde "215 parselin 11200 metrekarelik kısmın ve 24.07.1987 tarihli rapora ekli krokide A harfi ile gösterilen 8000 m2 lik ve B harfi ile gösterilen 13.000 metrekarelik kısımların toplam alanının 32.200 metrekare geldiği ancak, çekişmeli taşınmaz için düzenlenen kadastro tespit tutanağında ise taşınmazın alanının 32850 metrekare olarak belirtildiği, mahkeme kararı ile tutanak yüzölçümü arasında 650 metrekare bir fark bulunduğu, bu nedenle kararın uygulanabilir olmadığı.." belirtilmiştir. Bu yazı üzerine davacılardan ... mirasçısı ... 03.01.2024 tarihli tavzih istemli dilekçesi ile çekişmeli 215 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu ile Mahkemece hüküm altına alınan toplam yüzölçümü arasında 650 m² fark olduğu için taşınmazın tescilinin yapılamadığını, tescil bildirim beyannamesi düzenlenebilmesi için tavzih kararı verilerek bu farkın düzeltilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme sonunda, talebin 305. maddede beliritilen koşulları taşımadığı, tavzih talebine konu Mahkeme kararında, maddi hata, belirsiz, çelişkili, açık olmayan durum söz konusu olmadığı ve Mahkeme kararında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tashih, tavzih veya tamamlama yolu ile sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, talep eden ... tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere; hükmün tashihi ve tavzihi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun) 304. (1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 455.) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304. maddesinde "(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." şeklindeki hükmün tashihi; 305. maddesinde de "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." şeklinde hükmün Tavzihi müesseseleri düzenlenmiştir. Aynı kanunun 306. maddesinde de "Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar." düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut olayda, Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 306. maddesi uyarınca tavzih dilekçesinin bir suretinin tavzihe konu 215 parsel sayılı taşınmaz bakımından lehlerine tescil hükmü kurulan taraflara tebliğ edilmesi ve cevap vermeleri halinde bu cevapların da tavzih talebinde bulunana tebliğ edilmesi ve ancak bundan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305. vd maddeleri gereğince hüküm kurulması gerekirken, belirtilen usul kurallarına riayet edilmeksizin yazılı şekilde tavzih talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir. 2. Öte yandan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda, dava konusu taşınmazın tespit tutanağındaki miktar ile hükme esas alınan 24.07.1987 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın uyumsuz olduğu anlaşıldığına göre; dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.000 metrekarelik ve (B) ile gösterilen 13.000 metrekarelik bölümü dışında kalıp tavzih istemine konu olan alanla ilgili olarak bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle çelişkinin giderilmesi ve taşınmazın gerçek yüzölçümünün tespit edilerek infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken talebin reddi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile tavzih talebinin reddine dair 06.09.2024 tarihli ek kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesin gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.