Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5281 E. 2025/6556 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5281
Karar No
2025/6556
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/1 E., 2015/4 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili ve dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, ... köyü ... alanına bulunan 1012 parsel sayılı 6000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Ekim 1962 tarihli ve 370, Kasım 1962 tarihli ve 484, Mayıs 1967 tarihli ve 120, Ekim 1965 tarihli ve 416, Kasım 1968 tarihli ve 177, Nisan 1969 tarihli ve 131, Kasım 1967 tarihli ve 112 ve Nisan 1968 tarihli ve 249 sıra no.lu tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacılar adlarına tespit edilmiştir. Davalı ... İdaresi vekili tarafından yapılan itiraz, tapulama komisyonunca kabul edilerek, gerçek kişiler adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespitine karar verilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açmışlardır. İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu parselin hisseli olarak davacılar adına, ..., ... ve ...'ın feragat etmeleri nedeniyle paylarına düşen hissenin ise orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.05.2012 tarihli ve 2012/5617 Esas, 2012/7666 Karar sayılı ilamıyla; bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, keşif sırasında dinlenen orman bilirkişisi tarafından resmi belgelerin uygulanmasına dayalı olarak düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman içi açık alanda kaldığı ve sonuç olarak orman sayılmayan yerlerden olduğunun bildirildiği ve ekli memleket haritasında da taşınmazın konumunun açık alanda gösterildiği, temyiz aşamasında aynı bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda ise, orman sayılan yerlerden olduğu yönünde görüş beyan edildiği, bilirkişi rapor ve ek raporunun, birbiri ile çelişkili olup, bu raporlar dayanak alınarak hüküm kurulamayacağı, ayrıca, tapu kayıtlarının, tüm tedavülleri ile getirtilip yöntemine göre uygulanmadığı, revizyon gördüğü tüm parsel tutanaklarının getirtilmediği, fen elemanı bilirkişiye tapu kaydının kapsadığı tüm parselleri ve tapu kaydı sınırlarını gösterir şekilde keşfi izlemeye olanak verecek kroki çizdirilmediği, devlet ormanlarının mülkiyetinin Hazineye, kullanım hakkının Orman İdaresine ait olduğundan, husumetin Hazineye yaygınlaştırılmadığı açıklanarak, Hazineye husumet yaygınlaştırılıp taraf teşkilinin sağlanması; yörede orman kadastrosu çalışmalarının bulunup bulunmadığının Orman İdaresinden sorulup saptanması, dava tarihinden sonra yapılan orman tahdidi var ise davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüştüğünün düşünülmesi; dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının ve tüm gittilerinin revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu ve yakın komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, usulüne uygun orman araştırması yapılması, dayanak tapu kaydının yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanun'un 20/C ve 32/3 maddeleri gözönünde bulundurularak kapsamının belirlenmesi; taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, dayanak tapu kayıtlarının taşınmaza uyduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili ve dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklanmasına rağmen, yörede orman kadastrosu çalışmalarının bulunup bulunmadığı Orman İdaresinden sorulup saptanmamış, dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazları birlikte gösterir şekilde geniş ölçekli kroki ve komşu taşınmazların tedavüllü tapu kayıtları getirtilmemiş, davacı dayanağı tapu kayıtları, tüm tedavülleri ile getirtilip yöntemine göre uygulanmamış, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları getirtilmemiş, fen elemanı bilirkişiye tapu kaydının kapsadığı tüm parselleri ve tapu kaydı sınırlarını gösterir şekilde keşfi izlemeye olanak verecek kroki çizdirilmemiş, tüm bunların yanı sıra orman mühendisi bilirkişi tarafından dava konusu taşınmaz ve komşu parseller eski tarihli belgeler üzerinde denetime elverişli şekilde gösterilmemiştir. Bu haliyle İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazın niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yörede orman kadastrosu çalışmalarının bulunup bulunmadığı orman yönetiminden sorulup saptanmalı, dava tarihinden sonra yapılan orman tahdidi var ise davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüştüğü düşünülmeli; dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının ve tüm gittilerinin revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamıyla varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri, ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, dava konusu taşınmazın niteliği, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı, dayanak tapu kaydı yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (34902 sayılı Kanun) 20/C ve 32/3. maddeleri gözönünde bulundurularak kapsamı belirlenmeli; taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 47 85... sayılı Kanun kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalı ... İdaresi ve dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5281, K. 2025/6556, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5281-e-2025-6556-k-302821479aee