Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4709 E. 2026/1128 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4709
- Karar No
- 2026/1128
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/3 E., 2018/6 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında 2008 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 03... parsel sayılı taşınmaz, 4.759.162,60 metrekare yüzölçümü ve orman vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar müşterek imzalı dava dilekçelerinde; .. 1972 tarihli ve 5 ve 10 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlarının 1 03... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde ... adına tespit edildiğini ileri sürerek, bu yerin adlarına tescilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2011 tarihli ve 2008/62 Esas, 2011/9 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın 5570,35 metrekarelik bölümü yönünden kadastro tespitinin iptali ile kayıt maliki muris ...mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı bir kısım davacılar vekili ve davacı ..., davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.11.2011 tarihli ve 2011/9422 Esas, 2011/13634 Karar sayılı ilamıyla "...Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, hükme esas alınan 11.10.2010 tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazın (A1 ve A2) rumuzları ile gösterilen bölümlere ayrıldığı ve (A2) işaretli bölümün orman, (A1) işaretli bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtildiği halde, 25.03.2011 tarihli ek raporda taşınmazın 1969 tarihli hava fotoğraflarında tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, oysa ki, rapora ekli 1969 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın tamamen ağaçlarla kaplı olduğunun ve bitişikteki orman alanı ile konum ve görünümünün aynı olduğunun, ormandan ayırt edici hiçbir unsurun bulunmadığı görülmesine rağmen bu konuda raporda hiçbir açıklama yapılmadığı, bu haliyle raporun yetersiz ve çelişkili olup hükme esas alınamayacağı, diğer taraftan davacıların dayandığı tapu kayıtlarının davalı taşınmaza uyduğu belirtilmiş ise de, taşınmaza komşu parsel tutanak ve dayanak belgelerinin getirtilerek tapu kayıt uygulamasının denetlenmemesinin de doğru olmadığı açıklanarak, dayanılan tapu kayıtlarının tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte getirtilerek, kadastro sırasında revizyon görüp görmediğinin araştırılması, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları ile komşu taşınmazlara ait tutanak örnekleri ile dayanak belgeleri getirtildikten sonra yeniden yapılacak keşifte usulüne uygun orman araştırması yapılması, davacıların dayandığı tapu kaydının mahalli bilirkişiler eliyle mahallinde uygulanması, sınır denetiminin yapılması ,dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınması, taşınmazın dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 47 85... sayılı Kanunlar kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 03... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 11.09.2014 havale tarihli raporu ve ekindeki krokide (A1) (5.570,35 m²) ile (B) (23.927,65 m²) rumuzları ile gösterilen toplam 29.498,00 m² alanın adanın son parsel sayısı verilmek suretiyle, 18.816 hisse kabul edilmek suretiyle; 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 216/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 72/18.816 payın .., 168/18.816 payın .., 168/18.816 payın .., 168/18.816 payın ..., 168/18.816 payın .. ve 16128/18.816 payın ... adlarına tapuya tescillerine, fen bilirkişisinin 11.09.2014 havale tarihli raporu ve ekindeki krokide belirtilen (C) harfi ile gösterilen 8.600,00 m² alanın adanın son parsel numarası verilmek suretiyle DSİ Genel Müdürlüğü adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.11.2017 tarihli ve 2016/14012 Esas, 2017/9476 Karar sayılı ilamıyla "...incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığına ilişkin yapılan belirlemede bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak; dava konusu (C) harfli bölümün fen bilirkişisi tarafından yöntemince yapılan araştırma sonucu DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 1987 yılında yapılan kamulaştırma sırasında kamulaştırma kapsamında kaldığının belirlendiği, mahkemece bu bölüme yönelik olarak davacı kişilerin davasının reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, davada taraf sıfatı bulunmayan, bu bölüme yönelik davası ya da davaya katılımı da olmayan DSİ Genel Müdürlüğü lehine tapuya tesciline yönelik hüküm kurulmasının, ayrıca, davacılar adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli (A1) ve (B) harfli bölümlere yönelik olarak kurulan hükümde söz konusu taşınmazların vasfının belirtilmemiş olması ile eldeki davanın 1 03... sayılı orman parselinin kadastro tespitine itiraz davası olduğu dikkate alındığında, davacılar adına tesciline karar verilen bölüm dışında 1 03... sayılı parselde geriye kalan bölümle ilgili sicil oluşturulmamış olmasının da doğru görülmediği " gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararı ile davacılar tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 03... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, fen bilirkişisini 11.09.2014 havale tarihli raporunda ekli krokide belirtilen (A1) (5.570,35 m²) ile (B) (23.927,65 m²) gösterilen kısmın toplam 29.498,00 m² alanın 103 adanın son parsel numarası verilmek suretiyle fındık bahçesi vasfıyla taşınmazın 18.816 hisse kabul edilmek suretiyle; 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 288/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 216/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 72/18.816 payın ..., 72/18.816 payın .., 168/18.816 payın .. .., 168/18.816 payın .. .., 168/18.816 payın ..., 168/18.816 payın .. .., 16128/18.816 payın ... adına tapuya tescillerine, 1 03... parsel sayılı taşınmazın iptal edilen toplam 29.498,00 m² alandan geriye kalan 4.655.286,37 m² alanın orman vasfıyla ... adına tapuya tesciline, fen bilirkişisinin 11.09.2014 havale tarihli raporunda ekli krokide (C) ile gösterilen kısım bakımından DSİ Genel Müdürlüğü'nün davada taraf sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 21.05.2024 tarihli ve 2023/6358 Esas, 2024/3550 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili ve ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığına ilişkindir. Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarih ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapıldığı ve dava konusu taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda taşınmazın orman vasfını taşıyıp taşımadığı ve hukuki durumu eski tarihli resmi belgelere göre saptanacaktır. Bu kapsamda, 06.08.2010 tarihli keşfe iştirak eden üç orman yüksek mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi kurulu kök raporunda; dava konusu taşınmaz (A1) ve (A2) rumuzu ile gösterilen kısımlara ayrılarak değerlendirilmiş, 1969 yılı hava fotoğrafında A1 rumuzu ile gösterilen alanın belirgin olarak tarım yapılan alan niteliğinde olduğu, (A2) rumuzu ile gösterilen alan üzerinde ise yoğun bir şekilde orman ağaçlarının bulunduğu, (A1) rumuzu ile gösterilen alan üzerinden .. Sahil Yolu yapımı sırasında toprak ve taş alındığı, bu nedenle gerçek bitki örtüsünün kaybolduğu, çoğu yerde ana kayaların açığa çıktığı, kazı işleri sonlandıktan sonra alan üzerinde gruplar halinde yaşları 2-4 arasında değişen kızılağaçların geliştiği, (A2) rumuzu ile gösterilen alan üzerinde üst tabakada genellikle sürgünlerden oluşmuş 20-23 yaşlarında kızılağaçlar, ara ve alt tabakada orman gülleri, eğreltiler ve böğürtlenlerin alana hakim olduğunu, muhafaza karakteri taşıyıp toprağının orman toprağı olduğu, (A2) rumuzu ile gösterilen alanın doğusunda kalan alanın (yine 1 03... parsel içerisinde yer alan) .. Kadastro Mahkemesinin 2008/68 Esas sayılı dosyası ile aynı şekilde davalı olduğu bildirilmiş, ek bilirkişi kurulu raporunda ise 1 03... parsel sayılı taşınmazın davaya konu kısmı ve çevresinin eğiminin %60-70 civarında olduğu, taşınmazın tümünün 1969 tarihli hava fotoğrafında orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince bu raporlar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; hükme esas alınan 11.10.2010 tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazın (A1 ve A2) rumuzları ile gösterilen bölümlere ayrıldığı ve (A2) işaretli bölümün orman, (A1) işaretli bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtildiği halde, 25.03.2011 tarihli ek raporda taşınmazın 1969 tarihli hava fotoğraflarında tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, oysa ki, rapora ekli 1969 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın tamamen ağaçlarla kaplı olduğunun ve bitişikteki orman alanı ile konum ve görünümünün aynı olduğunun, ormandan ayırt edici hiçbir unsurun bulunmadığı görülmesine rağmen bu konuda raporda hiçbir açıklama yapılmadığı, bu haliyle raporun yetersiz ve çelişkili olup hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca 11.08.2014 tarihli keşfe iştirak eden tek orman mühendisi bilirkişi tarafından tanzim olunan raporda ise, taşınmaz (A1), (B) ve (C) rumuzları gösterilen üç bölüme ayrılarak incelenmiş, karar düzeltme incelemesi konusu olan (A1) rumuzu ile gösterilen alanın eğiminin %20-60 olup üzerinde 0,2-0,3 kapalılığında üst tabakada 5-7 yaşlarında kızılağaç fidanları, kayalık üzerinde kapalılık oluşturmayacak şekilde aralarında 5-7 metre mesafe bulunan 10-15 yaşlarında sarı çamlar ile alt tabakada orman gülleri, böğürtlenler ve fındık olacaklarının bulunduğu, (B) harfi ile gösterilen alanın eğiminin ise %5-50 olup, yol yapımı sırasında bitki örtüsünün kaldırıldığı, daha sonra üzerine 5-7 yaşlarında kızılağaçlar geldiği açıklandıktan sonra, 1969 yılı çekimli bindirmeli hava fotoğrafının stereoskop ile altında incelendiği, 1969 yılı hava fotoğrafının incelendiğinin bildirilmesine rağmen taşınmazların 1959 yılı hava fotoğrafında fındık bahçesi olarak görüldüğü, dava konusu alanların gölgeden dolayı koyu renkli gözüktüğü bildirilmiş, incelendiği bildirilen hava fotoğrafını bölgeye ait en eski tarihli hava fotoğrafı olup olmadığı hususunda tereddüt oluşturulmuş, rapor ekinde ise tarihi belirtilmeyen hava fotoğrafı üzerinde denetime elverişli olarak gösterilmemiş, dava konusu taşınmazların genel eğiminden bahsedilmiş ise de herbir taşınmaz bazında eğim belirlemesi usulünce yapılmamış, eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış, taşınmazların eylemli durumları ve hava fotoğraflarındaki konumu hususlarında da bozma öncesi bilirkişi kurul raporundan ayrılma gerekçelerine yer verilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.11.2017 tarihli ve 2016/14012 Esas, 2017/9476 Karar sayılı bozma ilamında ise "...incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığına ilişkin yapılan belirlemede bir isabetsizlik bulunmadığı," yazılmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere maddi hata durumunda tarafların lehine veya aleyhine usuli kazanılmış hak doğmaz. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı, varsa amenajman planı ile ... Kadastro Mahkemesinin 2008/68 Esas sayılı dosya aslı ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 yüksek orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, yine dosya içerisinde yer alan önceki bilirkişi raporlarından varsa ayrılma gerekçelerine yer veren, müşterek imzalı, tereddüte ... bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, özellikle .. Kadastro Mahkemesinin 2008/68 Esas sayılı dosyasına konu yer ile dava konusu taşınmazı birlikte gösterir, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, davacıların dayandığı tapu kaydı mahalli bilirkişiler eliyle mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı ,dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, taşınmazın dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 47 85... sayılı Kanunlar kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu nedenlerle, hükmün bozulması gerekirken onandığı bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından yukarıda açıklanan nedenlerle onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... vekili ve ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.05.2024 tarihli ve 2023/6358 Esas, 2024/3550 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.