Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3761 E. 2025/5692 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3761
- Karar No
- 2025/5692
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/829 E., 2021/581 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. Karar davacı ... idaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu, ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 1990 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan kadastro çalışmalarında 7 51... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına bahçe vasfı ile 26.12.1990 tarihinde tespit edildiği, 25.02.1992 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, 2009 yılında taşınmaz ifrazen 7 51... ve 75 parsellere ayrıldığı, 7 51... parsel sayılı taşınmazın bahçe niteliğiyle davalı ... adına, 7 51... parsel sayılı taşınmaz ise kamulaştırma nedeniyle yol olarak tescil edildiği, yargılama sırasında taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kaydedildiği, 7 51... parsel sayılı taşınmazın 27.11.2018 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesine göre yapılan güncelleme çalışmalarında ... Mahallesinden ayrılarak ...Mahallesi .. numaralı parsel, 7 51... parselin de 22 28... parsel olduğu tespit edilmiştir.
Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 7 51... ve 75 parsel sayılı taşınmazların yapılan orman kadastrosu çalışmasında orman olarak sınırlandırıldığını ve öncesinin orman olduğunu, tapuda 7 51... parselin şahıs adına, 7 51... parselin Hazine adına kayıtlı olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu 7 51... parsel sayılı taşınmazın davalı şahıs adına bahçe vasfıyla kayıtlı olduğu, 7 51... parselin ise Hazine adına yol olarak tapuya kayıtlı olduğu, her iki taşınmazın da orman sayılan yerlerden olduğu belirtilerek davanın kabulüne, dava konusu 7 51... ve 75 sayılı parsellerin davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.04.2017 tarihli ve 2016/14414 Esas, 2017/2913 Karar sayılı ilamında; yargılama sürecinde davalı ...'nin duruşmaya katılmadığı, davayı takip etmediği gerekçesiyle keşif gününün kendisine tebliğine gerek görülmediği şeklinde tutanak tutularak davalılar Hazine ve ...'nin yokluklarında keşif icra edildiği, davalı ...'nin savunma hakkı kısıtlanarak, kanuna aykırı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca hüküm tarihinde orman vasfında olan dava konusu taşınmazlardan 75 sayılı parselin tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinin de hatalı olduğu belirtilerek davalılar Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu eski 7 51... , yeni 22 28... parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirtilerek bu parsel yönünden davanın kabulüne, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, dava konusu eski 7 51... , yeni 22 28... parsel sayılı taşınmazın zaten orman vasfıyla Hazine adına tescilli olduğu belirtilerek bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Hazinenin harçtan muaf olduğunu, ancak 3 numaralı hükümde harçtan eksik kalan kısmın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına karar verildiğini, ayrıca davanın Hazine yönünden reddine karar verilmesine rağmen 4 numaralı hükümde davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, 5 numaralı hükümde ise diğer davalılardan ayrı nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, diğer davalılar ile birlikte maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, 6 numaralı hükümde davacı tarafça ödenen harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alındığını, 7 numaralı hükümde yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alındığını, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden hükümde hata yapıldığı iddiasıyla, kararın bozulmasını talep etmiştir. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; 22 28... parsel yönünden ret kararı verilmesinde sorumluluklarının olmadığını, bu nedenle aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin nispi olması gerekirken maktu olduğu iddiasıyla kararın bozulmasını talep etmiştir. 1. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... İdaresi vekiline 07.06.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı ... İdaresi vekili tarafından verilen 11.03.2024 tarihli dilekçe ile kararın temyiz edildiği, davacı ... İdaresi vekilince kararın tebliğ tarihini izleyen 15 günlük kanuni sürede temyiz dilekçesi verilmediği anlaşıldığından, süresinde olmayan temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2. Dava konusu 22 28... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Dava konusu 22 28... parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; bilindiği üzere, bir davada taraf teşkilinin sağlanması yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Ne var ki; eldeki davada, dava konusu taşınmazın tapu kayıt maliki olan davalı ... yargılama devam ederken 25.03.2017 tarihinde vefat ettiği halde, İlk Derece Mahkemesince ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.04.2017 tarihli ve 2017/245 Esas, 2017/271 Karar sayılı veraset ilamında belirlenen mirasçılardan ...'in yöntemine uygun şekilde davaya katılımı sağlanmaksızın karar verilmesi cihetine gidildiği ve böylelikle taraf teşkilinin eksik bırakıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan davalı ...'nin veraset ilamı doğrultusunda belirlenen mirasçılarının tümünün davaya katılımları sağlanmalı ve bundan sonra işin esasına ilişkin hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bu parsel yönüyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 22 28... parsel sayılı taşınmaz yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava konusu 22 28... parsel sayılı taşınmaz yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.