Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3133 E. 2025/6243 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtitraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3133
- Karar No
- 2025/6243
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtitraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1989/481 E., 2014/12 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine ititraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın bir kısım parseller yönünden kabulüne, bir kısım parseller yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı / davalı Hazine vekili ve davalılar ..., ..., ..., ..., ..., davalı / davacı ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Muş ili Malazgirt ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 279, 280, 306, 360, 362 parsel sayılı sırasıyla 70.000, 00... , 53.000, 00... , 83.500, 00... , 27.750, 00... ve 14.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak, 9 82... parsel sayılı sırasıyla 70.500, 00... ve 47.000, 00... yüzölçümündeki taşınmazlar tapu miktar fazlası olarak Hazine adına; 303 parsel sayılı 103.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak ... ve müşterekleri adına tespit edildikten sonra, 303 parsel sayılı taşınmaza ilişkin itiraz komisyon tarafından reddedilmiş, diğer taşınmazlara ilişkin itirazlar ise komisyon tarafından kabul edilerek 279 parsel sayılı taşınmazın 17.984, 00... 'si ... ve müşterekleri adına, 52.016, 00... 'si ise Hazine adına, 2 80... parsel sayılı taşınmazlar ... adına, 306 parsel sayılı taşınmaz ... ve müşterekleri adına, 362, 9 82... parsel sayılı taşınmazlar ise ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine asıl ve birleşen dosyalara sonduğu dava dilekçelerinde; taşınmazların Hazineye ait tapu kapsamında kaldığını ileri sürerek, komisyon kararının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. Birleşen dosyanın davacıları ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; 279 parsel sayılı taşınmazın tamamının adlarına tescilini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince, dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda; 280 parsel sayılı taşınmaz için tespit maliki ...’ın senetsizden kazanma sınırına ulaştığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve taşınmazın Hazine adına tesciline, 306. ve ve 279 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise Hazinenin dayandığı tapu kaydının taşınmaza uyduğu, davalıların dayandığı tapu kaydının miktar itibariyle uymadığı, Hazine tapusunun oluştuğu tarihine kadar davalıların kazandırıcı zamanaşımı koşullarını sağladığı, 9 82... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise Hazinenin delil ibraz etmediği, davalıların tespit tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı koşullarını sağladığı, 303 parsel sayılı taşınmaz yönünden de Hazinenin delil sunmadığı, davalılara ait dayanak tapu kaydının taşınmaza uyduğu, Hazine'nin dayandığı tapu kaydının 359, 3 60... parsel sayılı taşınmazlara uymadığı ve taşınmazların mera vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine, 303 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi, 306, 279, 9 82... parsel sayılı taşınmazların komisyon kararı gibi tesciline, 359, 3 60... parsel sayılı taşınmazların mera özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, davacı / davalı Hazine vekili ve davalılar ..., ..., ..., ..., ..., davalı / davacı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davalılar ..., ..., ... ve ...'ın dava konusu 362 parsel sayılı taşınmaza, davalı ..., ... ve ...'ın, dava konusu 3 60... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalılar ..., ... ve ...'ın, dava konusu 280, 3 60... parsel sayılı taşınmazlara, ...'ın 360 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu 2 80... parsel sayılı taşınmazların komisyon kararıyla ... adına tespit edildiği, bu parsellere ilişkin davanın genel mahkemeden aktarılan dava niteliğinde olmadığı, askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz davalarında kadastro hakiminin resen araştırma yetkisinin bulunmadığı, hükmü temyiz eden davalılar ..., ..., ... ve ...'ın, tespit maliki ... mirasçıları olmadıkları gibi, taşınmazın kök murisleri ... adına tesciline ilişkin usulüne uygun şekilde açılmış bir davalarının yada müdahillik taleplerinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; hükmü temyiz eden davalılar ..., ... ve ...'ın, dava konusu 280, 3 60... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin, davalı ...'ın ise 360 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmü temyiz etmekte hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşıldığından, ayrı ayrı temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. 3. Davacı / davalı Hazine vekilinin, dava konusu 3 03... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince, 303 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı Hazinenin herhangi bir delile dayanmadığı, dayanak tapu kayıtlarının bir bütün olarak taşınmaza uyduğu, başka taşınmazlara revizyon görmediği, davalıların 90 yıldır taşınmaza zilyet oldukları gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 303 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas olan tapu kayıtlarının en az üç hudutu "kire (taş)" okumakta olup, bu sınırlar değişebilir nitelikte sınırlar olduğundan ve taşınmazların üç hududunda da eylemli olarak 301 sayılı mera parseli bulunduğundan dolayı, söz konusu tapu kayıtlarının miktarları itibariyle geçerli olduklarının ve miktar fazlasının da meradan açıldığının kabulü gerektiği kuşkusuzdur. Dava konusu 306 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava yönünden davalıların savunma olarak ileri sürdükleri 30.05.1967 tarihli ve 9 sıra numaralı tapu kaydının aynı zamanda 303 parsel sayılı taşınmazın da dayanağı olduğu ve dayanak tapu kaydı uygulamasında 3 03... parsel sayılı taşınmazların bir bütün olarak ele alındığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 103.500, 00... yüzölçümlü 303 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan dayanak 22.07.1953 tarihli 30... sıra numaralı ve 30.05.1967 tarihli 9 ve 10 sıra numaralı tapu kayıtlarının 72.000,00 metrekare yüzölçümlü olup 303 parsel sayılı taşınmaz yönünden miktarı ile geçerli oldukları dikkate alınmak suretiyle, 303 parsel sayılı taşınmazın kayıt miktar fazlası yönünden, 83.500,00 metrekare yüzölçümündeki 306 parsel sayılı taşınmazın ise tamamı yönünden meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinilmelerinin mümkün bulunmadığı gözetilerek, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 21. maddesi hükmü dikkate alınarak, gerektiğinde davalı tarafa seçim hakkı tanınmak suretiyle belirlenecek, 303 parsel sayılı taşınmazın kayıt miktarı kadar bölümünde davalılar adına, bu taşınmazın kayıt miktar fazlasının ve 306 parsel sayılı taşınmazın tamamının Hazine adına tarla vasfı ile tesciline karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 4. Davacı / davalı Hazine vekili ile davalılar ..., ... ve ...'ın dava konusu 279 parsel sayılı taşınmaza ve davalı ... ve ...'ın ise dava konusu 2 79... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazineye ait tapu kayıtlarının dava konusu 2 79... parsel sayılı taşınmazlara üç hududu itibariyle ayrı ayrı uyduğu, ancak tapu kayıtlarının oluşum tarihine kadar 279 parsel sayılı taşınmazda tespit maliki ... ile tespit maliki olmayan ...'ın 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresini doldurduğu ve ölümlerinden sonra fiili taksim ile ..., ... ve ...'a kaldığı, 280 parsel sayılı taşınmazda tespit maliki ...'ın 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresini doldurduğu, ne var ki tespit maliki ...'ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla senetsizden kazanılabilecek taşınmaz sınırını aştığı gerekçesiyle, 279 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı Hazine'nin ve karşı davacı ..., ... ve ...'ın açtığı davaların ayrı ayrı reddine ve 279 parsel sayılı taşınmazın 12.07.1988 tarihli komisyon kararı gibi 52.016, 00... 'lik kısmının aynı parsel numarası ile Hazine adına, 17.984, 00... 'lik kısmının son parsel numarası verilerek ... mirasçıları adlarına tapuya kayıt ve tesciline, 280 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davacı Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin, davacı Hazineye ait 03.12.1963 tarihli 106 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu 279 parsel sayılı taşınmaza, aynı tarihli 107 sıra numaralı tapu kaydının ise 280 parsel sayılı taşınmaza uyduğu ve Hazine tapusunun oluşum tarihine kadar zilyetlikle kazanım koşullarının sağlanıp sağlanmadığı hususu üzerinde durulması gerekeceği yönündeki kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; bir taşınmazın kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar - ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yararlanılmamış, dava konusu 280 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırında nizalı 279 parsel sayılı taşınmaz, batı sınırında başka dosyada dava konusu olan 261 parsel sayılı taşınmaz, 279 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırında ise 277 mera parseli bulunmasına rağmen, yöntemince mera araştırması yapılmamış ve ayrıca ... adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden tespit edilen taşınmaz miktarı kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tespit maliki ... adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak, varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve oluşmuş ise tapu kayıtları ile çekişmeli taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazların tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köylerde ve taşınmazların bulunduğu köyde yaşayan şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazların öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, 2 79... parsel sayılı taşınmazların sınırlarında meraya doğru genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki doğması halinde, gerektiğinde yüzleştirme de yapılmak suretiyle söz konusu çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye, hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, dava konusu taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, kullanım durumunu ve zilyetlik şekli ve süresini kesin olarak belirleyen, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı rapor düzenlemeleri ve nizalı 2 79... parsel sayılı taşınmazların komşu 277 mera parselinden kazanılıp kazanılmadığı, sınırlarında genişleme olup olmadığı, bu parseller ile mera parselleri arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı ve hangi taşınmaza ait olduğu hususlarına dair gerekli açıklamanın yapıldığı fotoğrafların raporlara eklenmesi istenmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı ve bu şekilde zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının tespit maliki ... adına oluştuğunun anlaşılması halinde, 3402 sayılı Kanun'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek ... ile ...'ın murisi ... (...) ...'ın tek başlarına aynı çalışma alanı içerisinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla senetsizden edindikleri taşınmaz miktarı ve her birinin bu yolla en fazla sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönüm taşınmaz edinebilecekleri gözetilerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi isabetsiz olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 5. Davacı / davalı Hazine vekilinin, dava konusu 9 82... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların 1954 yılından itibaren davalıların zilyetliğinde olduğu ve davalılar yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 982 parsel sayılı taşınmazın 521 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 12.03.1956 tarihli 26 sıra numaralı, dava konusu 985 parsel sayılı taşınmazın ise 521 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 12.03.1956 tarihli 25 sıra numaralı tapu kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edildiği, ölü ... ve müştereklerinin işgalinde olduğu şerhi verildiği, bilahare tespite yapılan itiraz komisyonca kabul edilerek taşınmazların ..., ... ve ... adına tespit edildiği ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre de taşınmazların adı geçen kişilerin zilyetliğinde olduğu hususu dosya kapsamıyla sabittir. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'nun 14. maddesinde düzenlenen, aynı çalışma alanında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek taşınmaz miktarına ilişkin sınırlama (40/100 dönüm norm sınırı) üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek ..., ... ve ...'ın tek başlarına aynı çalışma alanı içerisinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla senetsizden edindikleri taşınmaz miktarı ve bu yolla her birinin en fazla sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönüm taşınmaz edinebilecekleri gözetilerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ..., ..., ... ve ...'ın dava konusu 362 parsel sayılı taşınmaza, davalılar ..., ... ve ...'ın dava konusu 3 60... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu taşınmazlar yönünden ONANMASINA, Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... ve ...'ın dava konusu 280, 3 60... parsel sayılı taşınmazlara, davalı ...'ın dava konusu 360 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz taleplerinin / dilekçelerinin REDDİNE, Davacı / davalı Hazine vekilinin, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın temyiz itirazlarının, yukarıda (3), (4 ) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca dava konusu 279, 280, 303, 306, 9 82... parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.