Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2696 E. 2025/5562 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2696
Karar No
2025/5562
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/7 E., 2024/21 K. KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

... ili ... ilçesi ... çalışma alanında 2007 yılında yapılan kadastro sırasında; ...... , 19, 20... parsel sayılı sırasıyla 3.533.90, 3.979.36, 3.346. 04... .747,72 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden ...... ve 21 sayılı parseller ham toprak, ...... sayılı parsel ise tarla niteliğiyle davalı Hazine adına, ...... sayılı parsel ise Ekim 1966 tarihli ve 119 nolu tapu kaydı nedeniyle, davacı gerçek kişi adına tespit edilmişlerdir.

Davacı 03.05.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle; dava konusu parsellerin Ekim 1966 tarihli ve 118 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla, Hazine adına olan tespitlerin iptali ile adına tespit edilen ...... sayılı parsele ilave edilerek tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.02.2012 tarihli duruşmada; ...... nolu parselle ilgili davasından vazgeçmiştir.

Davalı Hazine cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, dava konusu ...... ve 21 nolu taşınmazların malik hanelerinin iptaline ve davacı adına tapuya tescillerine, ...... ve 19 sayılı parsellerin dava konusu olmadıkları anlaşılmakla, tutanak asıllarının usûlüne uygun kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.03.2013 tarihli ve 2012/13278 Esas, 2013/2332 sayılı ilamıyla; ''Mahkemece; dava konusu ...... ve 21 nolu taşınmazların davacının dayandığı tapu kaydı sınırları içinde kaldığı ve zilyetliğinde bulundukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkeme hükmünün yerinde olmadığı, davacının dayandığı tapu kaydının dava dışı ...... nolu parsele revizyon gördüğü, ...... ve 28 parseller bir bütünken, ...... sayılı parselin tapu kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği anlaşıldığı halde, mahkemece; ...... parsel sayılı taşınmaz tutanağı ve dayanaklarının getirtilmediği, revizyon kaydının değerlendirilmediği, dava konusu taşınmazların sınırında ...... nolu orman parseli bulunduğundan eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazların niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, davacının 29.02.2012 günlü duruşmada ...... sayılı parsel hakkındaki davasından vazgeçtiğinden bu parsel hakkında sicil oluşturulmamasının hatalı olduğu belirtilerek, anılan eksiklikler giderildikten sonra oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi'' gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile ...... parsel sayılı taşınmazın tamamı ile ...... parsel sayılı taşınmazın 01.07.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna (C) harfi ile gösterilen 2.802,89 m²lik kısmının, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, ...... parsel sayılı taşınmazın geri kalan ve fen bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 944,83 m²lik kısmının ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; ...... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline; bu dosyadan tefrik edilmekle karar verildiğinden, ...... parsel hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/2301 Esas, 2018/6473 sayılı ilamıyla; "Davacının dayandığı 118 sıra nolu tapu kaydının dava dışı ...... nolu parsele revizyon gördüğü, ...... ve 28 parseller bir bütünken, ...... sayılı parselin tapu kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği anlaşıldığı halde, mahkemece; ...... parsel sayılı taşınmaz tutanağı ve dayanakları getirtilmeden, revizyon kaydı değerlendirilmeden, tapu kaydının hükmen oluştuğu ve tescil krokisi 23 nolu parsele uygulanmadan davacının dayandığı 118 sıra nolu tapu kaydı direkt dava konusu 20... nolu parsellere uygulanarak bu parselleri kapsadığı sonucuna ulaşılmasının doğru olmadığı, ayrıca mahkeme gerekçesinde ve bilirkişi raporlarında 118 sıra nolu tapu kaydının dava dışı 19 nolu parsel ile dava konusu ... nolu parselleri kapsadığı açıklanmış ise de dava dışı 19 nolu parselin 1966 tarih, sıra no 119, cilt no 149 ve sayfa:85'de kayıtlı hükmen oluşan tapu kaydına istinaden tespit gördüğü dikkate alınmadan, taşınmaz tutanağı ve dayanakları getirtilmeden, revizyon kaydı değerlendirilmeden, tapu kaydının hükmen oluştuğu ve tescil krokisi 19 nolu parsele uygulanmadan karar verildiği, Mahkemenin bu kararı sonucunda hükmen oluşan sıra no 1 18... 'da kayıtlı farklı iki tapu kaydının da dava dışı 19 nolu parsele uyduğu sonucunun ortaya çıktığı, oysa ki davacının dayandığı 118 sıra nolu tapu kaydı ve dava dışı 19 nolu parselin dayanağı 119 sıra nolu tapu kaydının ikisinin de aynı hüküm ile oluşan iki farklı tapu kaydı olduğu, 19 nolu parselin hem 118 sıra nolu hem de 119 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kalamayacağı mahkemece değerlendirilerek davacının dayandığı 118 sıra nolu tapu kaydının hangi parsel veya parsellere uyduğunun açıkça belirlenmesi gerektiği, bu nedenle mahkemece 1966 tarih sıra no 118, cilt 149, sayfa 84... tarih, sıra no 119, cilt 149, sayfa 85'de kayıtlı tapu kayıtlarının mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanması, sınır denetimi yapılması, dayanılan tapu kayıtlarının ve tescil krokilerinin mahalline uyup uymadığının tespit edilerek, tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişileri tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınması, dayanılan tapu kayıtları çekişmeli taşınmazlara uyuyor ise tapu kayıt malikleri ile tapu kaydına dayanan kişiler arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazların öncesinin orman olmadığı, dayanılan tapu kaydının çekişmeli yerlere uyduğu, kaldı ki tapu kaydı uymasa dahi davacının zilyetlikle kazanım koşullarını sağladığı" gerekçesiyle, davacının davasının kabulüne, ...... ve 21 parsellerin kadastro tespitlerinin iptaline, ...... parselin tamamı ve ...... parselin fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 25.11.2020 hâkim havale tarihli rapora ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 2.802,89 m²lik kısmının, ...... parsele dahil edilerek 10.128,29 yüzölçümlü ve tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ...... parselden geriye kalan ve aynı raporda (D) harfi ile gösterilen 944,83 m²lik kısmın ise ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 01.07.2024 tarihli ve 2021/6707 Esas, 2024/441 Karar sayılı ilamıyla; "Davalı Hazinenin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca Kadastro Hakiminin, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmaz/ taşınmazlar hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olduğu, ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, ...... parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmadığı dikkate alınarak, bu parsel hakkındaki kadastro tutanağının olağan usullere göre kesinleştirilmesi için kadastro müdürlüğüne gönderilmesine, yine dava konusu ...... ve 21 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ...... parselin tamamının davacı adına, ...... parselin ise fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmının davacı adına, (D) ile gösterilen kısmının ise Hazine adına tesciline şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazların öncesinin orman olmadığı, dayanılan tapu kaydının çekişmeli yerlere uyduğu, kaldı ki tapu kaydı uymasa dahi davacının zilyetlikle kazanım koşullarını sağladığı" gerekçesiyle, davacının davasının kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü ...... ve 21 parsellerin kadastro tespitlerinin iptaline, ...... parselin tamamının davacı adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, ...... parselin fen bilirkişileri tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 2.802,89 m²lik kısmının davacı adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline; ...... parselin fen bilirkişileri tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 944,83 m²lik kısmının ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili ... ilçesi ... köyü ...... parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmadığı anlaşıldığından, tutanak üzerindeki davalı şerhinin kaldırılarak, dosya arasında bulunan kadastro tutanağının Mahkeme kararının kesinleşmesini takiben, usulüne uygun olarak kesinleştirme işlemlerinin yapılması için Suşehri Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 sayılı Kanun'la değişik 4 üncü maddesi uyarınca 2007 yılında yapılmıştır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilâmında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; Davalı Hazine temsilcisinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2696, K. 2025/5562, T. 11.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2696-e-2025-5562-k-d31d318d96fb