Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5319 E. 2025/2582 K. – Kullanım Kadastr
Konu: Kullanım Kadastrosuna İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5319
- Karar No
- 2025/2582
- Karar Tarihi
- Konu
- Kullanım Kadastrosuna İtiraz
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1778 E., 2024/705 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/51 E., 2022/28 K. Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında, Alaplı ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 112 ada 5 parsel sayılı ve 290,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine; "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 2000 yılından beri 1/2 hissesi ... oğlu ..., 1980 yılından beri 1/2 hissesi ... kullanımındadır. Taşınmaz üzerindeki fındık ağaçları 1/2 hisselerle ... ve ... kullanımındadır. Taşınmaz üzerindeki betonarme ev 1/2 hisselerle ... ve ...'e aittir" şerhleri yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; taşınmazın müşterek muristen intikal ettiği ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile veraset ilamı doğrultusunda muris ... ... mirasçıları lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında Hazine ve ... davaya dahil edilmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu taşınmazların davacıların babası muris ... ...'den kaldığı, ... ... sağlığında herhangi bir miras taksimi yapmadığı gibi öldükten sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek aralarında miras taksiminin yapıldığının yöntemine uygun ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazların davalı ve aynı zamanda murisin eşi ... tarafından kullanıldığı, taşınmaz üzerinde bulunan fındıkların davalı ... tarafından toplandığı, mirasçılardan birinin miras üzerinde sürdürmüş olduğu zilyetliğin tüm mirasçılar adına olduğu" gerekçesiyle, davacıların davasının kabulüne, dava konusu 112 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, dava konusu taşınmazın aynı ada ve parsel numarası altında, kadastro tespitindeki niteliği ve miktarı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazların beyanlar hanesine ayrı ayrı; "1-6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2-" muris ... ...'in 12.07.1983 tarihinde ölümü ile miras meselesi 8 pay olarak kabul edilerek, bundan; 2 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., kullanımındadır. 3- Parsel üzerinde bulunan fındık ağaçları muris ... ... 'nın, 12.07.1983 tarihinde ölümü ile miras meselesi 8 pay olarak kabul edilerek, bundan; 2 payın ..., 1 payın ...,1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ...,1 payın ..., kullanımındadır. 3-Parsel üzerinde betonarme ev ve fındık ağaçları muris ... ...'nın, 12.07.1983 tarihinde ölümü ile miras meselesi 8 pay olarak kabul edilerek, bundan; 2 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ..., kullanımındadır." şerhinin eklenmesine karar verilmiş; hükme karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddedilmiş ve iş bu karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava; kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi; "6831 sayılı Kanun'un 20.06.1973 tarihli Kanun'la değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir " hükmünü içermektedir. "Kullanım kadastrosu" olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamındaki sahaları, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibarıyla fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir. Kullanım kadastrosu sonucunda, hakkında tespit tutanağı düzenlenen taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel Mahkemelerde dava açılması mümkündür. 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi gereğince açılacak iş bu davalar, kullanıcı şerhine ilişkin olup, söz konusu taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğundan, bu davalarda mülkiyet hakkı bakımından değerlendirme yapılması mümkün değildir. Diğer taraftan; 6831 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacına yönelik çıkarılan 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde de; "... bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş ve ormana geri dönüşümü artık mümkün bulunmayan ve özellikle yerleşim alanı olarak işgal edilerek kullanılan bu alanlarda; imar planları yapılamaması yüzünden şehircilik anlayışı ve planlama ilkelerine aykırı oluşmuş çarpık yerleşim alanlarının varlığı nedeniyle düzenli ve planlı kentleşmenin yapılamadığı, oluşan fiili durum sonrasında bu alanlardaki yerleşim yerlerine götürülmek zorunda kalınan kamu yatırımlarının yapılmasının zorluğu, bu alanların orman sınırları dışına çıkartıldıkları tarihler itibarıyla yaklaşık 10 ilâ 30 yıldır herhangi bir bedel ödenmeksizin kullanıcılarının tasarrufunda bulunduğu ve bu alanların kullanıcıları tarafından haricen yapılan satışlarla el değiştirdiği, bu yerlere ilişkin olarak Devlet ile vatandaşlar arasında uzun süren hukukî ihtilafların meydana geldiği, Devletin bu yerleri tasarruf edememesi sebebiyle önemli ölçüde gelir kaybının oluştuğu " belirtilerek, orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlarla ilgili fiili durumun hukuki zemine kavuşturulmasının zorunluluk haline geldiği ifade edilmiştir. Şu halde; yukarıda açıklandığı üzere, kullanım kadastrosunun, taşınmazların fiili kullanım durumlarını belirlemeye ve bu fiili durumun hukuki zemine kavuşturulmasını sağlamaya yönelik bir çalışma olduğu gözetildiğinde, muristen kalan ve mirasçılardan bir ya da bir kısmının fiili kullanımında bulunan taşınmazlara yönelik davalarda, bir ya da bir kısım mirasçının uzun süreli kullanımına diğer mirasçılar tarafından karşı çıkıldığı ve bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu ispatlanamıyorsa, bir diğer ifade ile taşınmaz üzerindeki fiili kullanımın tereke adına sürdürüldüğü ortaya konulamıyorsa, fiili kullanıma değer verilmesi gerektiği şüphesizdir. Konuya ilişkin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2022 tarihli ve 2023/8-561 Esas, 2024/125 Karar sayılı kararında da bu hususlar aynen benimsenmiştir. UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada aynı taraflar arasında olup, aynı hukuki sebebe dayalı olarak görülen ve eldeki dosyadan tefrik edilen KDZ. Ereğli Kadastro Mahkemesinin 2021/47 Esas ve 2022/10 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne dair verilen karar, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 2022/1785 Esas ve 2024/640 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, anılan kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 11.02.2025 tarihli ve 2024/4076 Esas, 2025/947 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi ... ...'den kaldığı doğru olarak belirlenmiş olmakla birlikte, çekişmeli taşınmazlar, murisin ölüm tarihi olan 12.07.1983 tarihinden itibaren tespit tarihi olan 2021 yılına kadar uzun süre ile 1/2 oranında kullanım şerhi verilen ve temyize gelen ...'in payı oranında fiili kullanımında olup, bu kullanıma diğer mirasçının/mirasçıların karşı çıktığına ya da taraflar arasında bu hususta ihtilaf yaşandığına ve yahutta davalının taşınmazdaki fiili kullanımını tereke adına sürdürdüğüne dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığına göre, davalının fiili kullanımına değer verilmesi gerekir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, açıklanan gerekçelerle temyize gelen davalının payı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.