Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4227 E. 2025/774 K.

Konu: Tapu İptali, Tescil Ve Müdahalenin Önlenmesi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4227
Karar No
2025/774
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali, Tescil Ve Müdahalenin Önlenmesi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2372 E., 2024/1266 K. KARAR : Yeniden hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/201 E., 2020/54 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve müdahalenin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne yönelik yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine vekili, dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi ... Mahallesi 134 ada 17 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ayrıca imar-ihya ve zilyetlikle kazanım şartlarının da gerçekleşmediğini belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile belirlenecek niteliği ile Hazine adına tesciline ve vaki müdahalenin menine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu taşınmazın eski tarım arazisi olduğu, 1990'lı yıllara kadar tarla vasfında olduğu, ... Mahallesi sınırlarının 29.07.1980 tasdikli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropoliten Nazım İmar Planı kapsamında kaldığı, bu hali ile 1980 tarihli imar planına alınan taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17/2. maddesi uyarınca ve H.G.K.nin 25.04.2001 gün 2001/20-390-396 sayılı kararı uyarınca imar ihya yoluyla zilyetlikle kazanılamayacağından" davanın kabulü ile İstanbul ili Şile ilçesi Bucaklı Mahallesi 134 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kadastro tespitindeki diğer kayıt ve vasıflarla davacı Hazine adına tesciline, davalıların taşınmaza vaki müdahalesinin men'ine karar verilmiş olup; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, "dosyaya sunulan 15.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ve rapor eki hava fotoğraflarından dava konusu taşınmazın 1940 yılından 1990 yılına kadar tarım arazisi olarak kullanıldığı, 1993 yılı hava fotoğrafı ve sonraki 2005, 2009, 2013 ve 2017 tarihli hava fotoğraflarında ise taşınmazın boş çalılık görünümünde olduğu, bilirkişilerce taşınmazın en az 25 yıldır tarımsal üretim amacıyla kullanılmadığının tespit edildiği, bu nedenle davalı yönünden dava konusu taşınmazda 1993 yılından kadastro tespit tarihi olan 2017 yılına kadar zilyetliğin terk koşullarının oluştuğu, taşınmaza komşu olan ve hava fotoğraflarında benzer nitelikte görünen 134 ada 18 parsele yönelik davacı Hazinenin açtığı davanın kabulüne dair İlk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2019/2934 Esas 2020/1417 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2021/7049 Esas 2022/1965 Karar sayılı ilamıyla Onanarak kesinleştiği, bu nedenle mahkemece dava konusu taşınmazda davalıların zilyetliği terk ettiği ve zilyetliği terk sebebine dayanılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın 1980 tarihli 1/50000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Nazim İmar Planı içerisinde kaldığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kararın gerekçesi düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine ve dava konusu taşınmaz tapuda davalı adına kayıtlı olup, davalının taşınmazdaki kullanımı mülkiyet hakkına dayandığından mahkemece verilen müdahalenin men'i kararı da hatalıdır. Hazine vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlı kalınarak yapılan incelemede, dava konusu taşınmazın 1940 tarihinden 1990 yılına kadar tarım arazisi olarak kullanıldığı, daha sonra ise zilyetliğin terk edilmesi nedeni ile çalılık olduğu, ancak üzerinde orman bitkisinin bulunmadığı ve bilirkişi raporunda da taşınmazın toprak yapısının orman toprağı niteliği göstermediğinin tespit edildiği anlaşılmakla..." davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden esasıyla ilgili olarak; davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dava konusu İstanbul İli, Şile İçesi, Bucaklı Mahallesi 134 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tapudaki niteliği ile tesciline, davalının kullanımı tapu kaydına dayandığından, davacının Müdahalenin Men'ine yönelik talebinin reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapu iptali, tescil ve müdahalenin önlenmesi istemlerine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 21.02.1991 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması, 1972-1973 yıllarında yapılan arazi kadastrosu ve 2017 yılında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması mevcuttur.

3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında yapılan çalışmada dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi Bucaklı Mahallesi 134 ada 17 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, 2.215,50 m2 yüzölçümü, tarla niteliği ile davalı adına tespit ve sonrasında tescil edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4227, K. 2025/774, T. 05.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4227-e-2025-774-k-0bdbeaee6ff9