Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3607 E. 2025/5246 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3607
- Karar No
- 2025/5246
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/1 E., 2023/1 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, 07.05.2008 tarihli dava dilekçeleri ile sınırlarını bildirdikleri ... ilçesi ... köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescili talebi ile dava açmışlardır. Davalı Hazine, dava konusu taşınmazın 01.05.1986 tarih ve 1 no.lu tapu kaydıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüyle, 01.05.1986 tarihli ve 1 no.lu tapu kaydının iptaline, 52.650 metrekarelik kısmın davacılar adına tapuya tesciline dair verdiği karar, Dairemizin 27.04.2009 tarihli ve 2009/1161 Esas, 1983 Karar sayılı kararıyla; “Mahkemece, tapu kaydının iptaline karar verilmiş ise de, bahsi geçen tapu kaydı mahallinde yapılan keşifte uygulanmamış, fen memuru bilirkişi tarafından davacıların tescil talep ettiği yerin bu tapu kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiştir. Mahkemenin tapu kaydının iptali sonucuna varırken dava konusu taşınmazın tapu kapsamında kaldığı kanaatine nasıl ve ne şekilde ulaştığını anlamak dosya kapsamından mümkün olamamaktadır. Mahkemece, mahallinde yeniden fen memuru bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak davacının tescil talep ettiği yerin belirlenmesi, tescil talep edilen yerin Hazine tapusu kapsamında kalıp kalmadığının tesbit edilmesi, şayet tescil talep edilen yer bu tapu kapsamında kalıyorsa 07.06.2008 tarihli keşifte dinlenen şahit beyanlarına göre Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığını araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine'' değinilerek bozulmuştur. Yargılama sırasında yörede genel arazi kadastrosu yapılmış ve çekişmeli taşınmaz, 105 ada 228 parsel numarası alarak 82.802,06 metrekare yüzölçümü ile davalı olduğundan malik hanesi boş bırakılarak sınırlandırılmıştır. Asliye Mahkemesince, dava dosyası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine gönderilmiş ve kadastro mahkemesince, zilyetlikle kazanma şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine, 105 ada 228 sayılı parselin tesbit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacıların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2011/12570 Esas, 2011/8144 Karar sayılı kararıyla onanmış; davacılar vekili, taşınmazın Hazineye ait tapu kaydı dışında kaldığını ve halen davacıların zilyetliğinde olduğunu belirterek dairenin onanma kararının düzeltilmesini istemesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.03.2012 tarihli ve 2012/2858 Esas, 2012/4011 Karar sayılı bozma kararında özetle; ''Çekişmeli taşınmaz, 01.05.1986 tarihli ve 1 nolu tapu kaydına dayanılarak davalı olduğundan malik hanesi boş bırakılmak suretiyle sınırlandırılmış olup, dayanak tapu kaydının geldisi 25.11.1985 tarihli ve 5 nolu tapu kaydıdır ve 52.650 metrekare yüzölçümüyle idari yoldan 1985 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş olup, Doğusu: ..., Batısı: ... Deresi (küçük ...), Kuzeyi: ... yolu (... giden yol) Güneyi: ... Çayı okumaktadır. Çekişmeli taşınmazın dayanağı olan tapu kaydı sabit sınırlı olmayıp 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli olacağından ve dosyada mevcut fennî bilirkişi tarafından düzenlenen 01.06.2010 havale tarihli fennî bilirkişi raporunda davalı Hazineye ait tapu kaydının (A) harfi ile gösterilen 52.650 m2'lik alanı kapsadığı, (B) harfi ile gösterilen 30152,06 m2'lik kısmın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı ve bu kısma yönelik olarak davacılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, mahkemece (A) harfi ile gösterilen kısma yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, çekişmeli ... köyü 105 ada 228 sayılı parselin, 01.06.2010 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 52.650 m²lik kısmının davalı adına olan tespitinin iptali ile yeni bir parsel numarası alarak 1/4 payının davacı ... oğlu ..., 1/4 payının ... oğlu ..., 1/4 payının ... oğlu ... ve 1/4 payının ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, söz konusu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ve davacılar adına tesciline karar verilen bölüm 52.650 metrekare yüzölçümü ile 105 ada 431 parsel olarak, kalan bölüm ise 30.152,06 metrekare yüzölçümü ile 105 ada 432 parsel olarak ifraz edilerek tapuya tescil edilmiştir. Davacılar vekili Asiye Hukuk Mahkemesine hitaben verdiği dilekçe ile 105 ada 432 parsel sayılı taşınmazın davacılara ait tapu kaydı kapsamında kaldığı ve davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğunu belirterek tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece Davacıların davalarının kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş, hükme karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince ... Kadastro Mahkemesinin 2012/70 Esas, 2013/1 Karar sayılı kararıyla; (A) harfi ile gösterilen kısım için hüküm kurulmuş malik hanesi boş olmasına rağmen taşınmazın kalan kısmı olan 30.152,06 metrekare için tescil hükmü kurulmadığı ve dava konusu 105 ada 432 parsel sayılı taşınmazın hukuken malik hanesi boş olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 2015/88 Esas, 2017/334 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiş, kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, Hakkari ili ... ilçesi ... köyü ... mevki Yevmiye No:..., Sıra No:..., Cilt No:..., Sayfa No:... olan 01.05.1986 eski tarihli 30.152,06 metrekare taşınmazın Hazine tapusunun iptali ile yeni ada parsel numarası ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Öncelikle, kadastro hakimi doğru sicil oluşturmakla mükellef olup, dava konusu 105 ada 228 parsel sayılı taşınmaz hakkında infaza elverişli bir hüküm kurulması gerekli iken yörede yapılan genel arazi kadastrosundan önce oluşan ve kadastro sırasında dava konusu taşınmaza revizyon gören eski tapu kaydının iptaline dair hüküm kurulması usul ve kanuna açıkça aykıdır. Bununla birlikte, dava konusu 105 ada 228 parsel sayılı taşınmaz hakkında ... Kadastro Mahkemesinin 2012/70 Esas, 2013/1 Karar sayılı kararıyla yalnızca (A) harfli bölüme yönelik olarak hüküm kurulduğu, taşınmazın kalan bölümü ile ilgili infaza elverişli bir hüküm tesis edilmediğinin kabülünde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi mezkur taşınmazın (A) harfli bölümü yönünden davacılar yararına, taşınmazın kalan bölümü yönünde ise hazine yararına usuli kazanılmış hak olduğu da açıktır. O halde Mahkemece, dava konusu 105 ada 228 parsel sayılı taşınmazın ... Kadastro Mahkemesinin 2012/70 Esas, 2013/1 Karar sayılı dava dosyasında bulunan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 52.650 m²lik bölümünün davacılar adına tespit ve tesciline; dava konusu taşınmazın kalan bölümünün ise Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi ve bu suretle dava konusu taşınmaz hakkında infaza elverişli tescil hükmü oluşturulması gerekmektedir. Aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması açıkça hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.