Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3307 E. 2025/7588 K. – Genel Mahkemeden

Konu: Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3307
Karar No
2025/7588
Karar Tarihi
Konu
Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2011/1 E., 2023/199 K.

Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davacı gerçek kişiler vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

... ili .... ilçesi ..... köyü çalışma alanında 2002 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 01... , 97, 98, 99, 1 02... , 142, 143, 144, 145, 146, 147, 2 25... ada 316 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu söz edilerek malik ve nitelik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı gerçek kişiler Asliye Hukuk Mahkemesinde, ... aleyhine açtıkları davalarında; murislerine ait tapu kayıtları kapsamında kalan devletleşmemiş olan yerlere, ... tarafından fidan ekilmek suretiyle müdahalede bulunulduğunu belirterek, kendilerine ait olan bu yerlere yapılan haksız müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmişler; dava, Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

Birleşen dosya davacısı ... vekili ise 31.01.2003 havale tarihli askı ilan süresi içinde verdiği dilekçesi ile, 1 01... , 97, 98, 99, 1 02... , 142, 143, 144, 145, 146, 147, 2 25... ada 316 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu, bu parsellere ilişkin davanın ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/252 Esasında devam ederken görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderildiğini belirterek, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesini talep etmiş, anılan davalar birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 1 01... , 97, 98, 99, 1 02... , 144, 145, 146, 147, 2 25... ada 316 sayılı parsellerin tamamıyla 1 02... sayılı parselin (B) harfi ile işaretli 6.827 metrekarelik bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına, 1 02... sayılı parsel ile 142 sayılı parselin (A) harfi ile işaretli 1.270 metrekarelik bölümünün ... ve ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı-birleşen davacı ... vekili, davacı-birleşen davalı ..., ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 28.12.2010 tarihli ve 2010/13308 Esas, 2010/16958 Karar sayılı ilâmıyla; "Davacıların murisi ve dayanılan tapu kayıtlarının maliki olan ...’in talebi ile orman mühendisi ... tarafından düzenlenen 15.02.1943 tarihli 1/10000 ölçekli harita ve raporda, ...’e ait 12 adet tapu kaydı raporda incelenerek kayıt kapsamlarının harita üzerinde gösterildiği ve sonuç kısmında tapu kayıtları kapsamında kalan 489 dönümlük yerin olduğunun belirtildiği, bu tespitten sonra ...'in, bu rapor ve haritada belirtilen ve tapunun Temmuz 1926 gün ve ... numaralarında adına kayıtlı olan yerlerin özel orman olarak sınırlandırılması için Orman İdaresine başvurduğu, ... tarafından, sınırlandırılması istenilen yerlerin Devlet ormanı olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, bunun üzerine, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde ... aleyhine açılan meni müdahale davasının sonucunda mahkemenin 02/12/1947 gün ve 1947/70-695 sayılı kararı ile, davalı taşınmazların 4785 sayılı Kanun gereğince devletleştirilen yerlerden olması nedeniyle davanın reddedildiği, temyiz üzerine Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 31/12/1948 gün ve 8347-6147 sayılı kararı ile istimlak bedeli saklı kalmak kaydı ile hükmün onanarak kesinleştiği, bu karardan sonra ... mirasçılarının 6830 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine açtıkları istimlak bedelinin arttırılması davasının da reddedildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16.01.1976 gün ve 54-822 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, açıklandığı üzere davanın, davacıların murisi tarafından 15.02.1943 tarihli orman bilirkişi rapor ve haritası ile tespiti yapılan ve devletleştirme kapsamındaki 12 tapu kaydına dayalı olarak açıldığı, ancak mahkemece dayanak tapu kayıtları ve devletleştirme hususları tartışılmadığı gibi, tapu kayıtlarının kapsamlarının açık bir şekilde belirlenerek davaya konu edilen taşınmazların tespit edilmediği, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.1947 gün ve 1947/70-695 sayılı kararı ile dayanak tapu kayıtları kapsamında kalan yerler 4785 sayılı Kanun ile devletleştirildiğinden muris ...’in davası reddedildiği halde, H.Y.U.Y.’nin 237. maddesi gereğince bu hükmün kesin hüküm oluşturduğu ve halefiyet yoluyla davacıları da bağlayacağı konuları üzerinde hiç durulmadığı, bu doğrultuda, Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, dava konusu taşınmazların hepsini birlikte gösteren geniş ölçekli kadastro paftası ve dava dilekçesinin eki olan 15/02/1943 tarihli kroki ve tapu kayıtları kapsamında bulunup da tutanakları dosyaya getirtilmemiş olan taşınmazlar varsa bu taşınmazlara ait tutanak asılları, davalı taşınmazlara komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtları ilgili yerlerden getirtilip, yapılacak keşifte, dava konusu taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması; dava dilekçesinde dayanılan ve orman mühendesi ... tarafından düzenlenen 15/2/1943 tarihli raporda belirtilen 12 adet tapu kaydı kapsamında kalan yerlerin zeminde tespit edilmesi, bu yerlerin kadastro sırasında ne olarak sınırlandırıldığının belirlenmesi, tutanakları dosyada bulunmayan yerlerin kadastro tutanaklarının getirtilmesi, bu tutanaklar tapuya tescil edilmiş olsa bile bu dava nedeniyle 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince malik hanesi açık kabul edilmesi gerektiğinden yapılan kesinleştirmenin hükümsüz olduğunun gözönünde bulundurulması, tespit malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan ve varsa delilleri toplandıktan sonra yerel bilirkişiler ve fen bilirkişiler yardımıyla tapu kayıtları zeminde uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, belirtilen tapu kayıtları kapsamında kalan yerlerin 4785 sayılı Kanun ile devletleştirildiğini belirleyen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ve bu kararı onayan 1. Hukuk Dairesi ilâmının birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirtildiği üzere davacıların dayandığı ve Orman Mühendisi .... marifetiyle 15.02.1943 tarihli 1/10000 mikyaslı olarak tanzim edilen haritanın dayanak teşkil ettiği taşınmazların tamamının keşif yapılmak sureti ile tespit edilerek davalı hale getirildiği, yapılan keşifler ve toplanan diğer deliller sonucunda jeodezi ve fotogrametri harita yüksek mühendisi, fen bilirkişi, orman mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen müşterek raporlarında 1 01... , 1 02... , 142, 1 03... , 6, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 49, 50, 51, 53... parsel nolu taşınmazların orman içi boşluk ya da açıklık olmadığı, ormanın devamı niteliğinde olmadığı ve orman bütünlüğünü bozmadığı, 1 01... , 97, 99, 1 02... , 144, 145, 146, 147, 225, 1 03... , 30, 31... parsel nolu taşınmazların en eski tarihli (1956) hava fotoğrafında orman sınırı içerisinde yer aldığı, orman sayılan yerlerden olduğu, ormanlık alan ile bütünlük oluşturduğu, üzerinde orman ağaçlarının bulunduğu, ormanın devamı niteliğinde olduğunun belirtildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.1947 gün ve 1947/70-695 sayılı kararı ile dayanak tapu kayıtları kapsamında kalan yerler 4785 sayılı yasa ile devletleştirildiğinden muris....'in davasının reddedildiği ve bu hükmün kesin hüküm oluşturduğu, halefiyet yoluyla davacıları da bağlayacağı düşünülse dahi burada ilgili yasa gereği yapılan devletleştirme işleminin dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları ve bu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının geçerliliğine etki edip etmediğini tartışmak gerekeceği, 4785 sayılı yasanın 1'inci maddesinden de anlaşılacağı üzere kanun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinde varolan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirildiğinin kabulünün gerektiği, hal böyle iken davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerini kaybettiğinin kabul edilebilmesi için 13.07.1945 tarihi itibari ile tapu kayıtlarının kapsadıkları alanların orman niteliğine haiz olması gerektiği, dosya içerisindeki bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere, en eski tarihli hava fotoğraflarında dahi üzerlerinin orman ağaç ve ağaççıkları ile kaplı olduğu tespit edilen 1 01... , 97, 99, 1 02... , 144, 145, 146, 147, 225, 1 03... , 30, 31... parsel nolu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının 4875 sayılı yasa karşısında hukuki değerini kaybettiği kabul edilerek bu taşınmazların orman sınırları içerisinde yer aldıkları, orman parselinden topoğrafik yapı, eğim ve bitki örtüsü açısından ayrılmadığı, üzerinde orman ağaç ve ağaççıklarının bulunduğu, kapalılığın davalı taşınmazın bitişiğindeki orman parseli ile aynı olduğunun anlaşıldığı, ... Kadastro Mahkemesinin 2004/19 Esas, 2005/32 Karar sayılı dava dosyasında, dava konusu taşınmazlara komşu parseller hakkında yapılan yargılamada, dört tarafının orman parseli ile çevrili taşınmazlar yönünden idari yoldan oluşmuş tapu kayıtları geçersiz sayılarak, ilgili parsellerin orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tescil edildiği ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 28/02/20 06... /1613-2518 E-K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinin görüldüğü, Mahkeme dosyasında davalı olan 1 03... , 25, 26, 27, 28, 29, 32, 33, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 49, 50, 51, 53, 54 parsel numaralı taşınmazların da her ne kadar davacılara ait olan tapu kayıtları kapsamında kaldıkları tespit edilmiş ise de, taşınmazların dört tarafının orman ile çevrili olduğu ve bu nedenle taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu, 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre orman içi açıklıkların hangi nedenle olursa olsun kazanılmayacağı, orman için açıklık ve boşlukların zilyetlik ve idari yoldan oluşan tapu kaydı ile kazanılmasına yasal olanak bulunmadığı, tapu kayıtlarının ... Kadastro Mahkemesi 2004/19 Esas, 2005/32 Karar sayılı dava dosyasındaki kayıtlar ile aynı ve benzer mahiyette olduklarından ve edinme sebeplerinden idari yoldan oluştuklarının mahkemece de kabul edildiği, mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planlarının mahallinde uygulanması sonucunda düzenlenen raporlar içeriğine göre dava konusu taşınmazların orman alanı içerisinde görüldüğü ve bu nedenle 6831 sayılı Kanun'un 1'inci maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, tapu ve zilyetlik yolu ile ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45'inci maddesinin ilgili fıkralarının Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli kararı ile iptal edilmiş olduğundan bu yollarla ormandan yer kazanılmayacağı, yine dava konusu parselleri kapsamına alan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02.12.19 47... /70 Esas, 695 Karar sayılı kesin hüküm niteliğinde bulunan ilamına göre de; taşınmazların 4785 sayılı kanun hükümlerine göre Devlet ormanı olduğu yönünde karar verildiğinin anlaşıldığı, mahallinde yapılan keşif uygulaması, teknik bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamından, 1 03... , 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23 parsel sayılı taşınmazların yukarıda belirtilen tapu kayıtları ve vergi kayıtları kapsamında kaldıkları ve bir tapu kaydının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerini kaybettiğinin kabul edilebilmesi için 13/07/1945 tarihi itibari ile tapu kayıtlarının kapsadıkları alanların orman niteliğine haiz olması gerektiği, jeodezi ve fotogrametri harita yüksek mühendisi, fen bilirkişi, orman mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen müşterek rapor ile ziraat mühendisi tarafından düzenlenen rapordan, bu taşınmazların tamamının en eski tarihli hava fotoğrafında açık alanda kaldıkları, üzerinde orman ağaç ve ağaççıklarının bulunmadığı, etraflarının orman parseli ile çevrili olmadığı, orman içi boşluk veya açıklık olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı ve ormanın devamı niteliğinde olmadığı, taşınmaz toprağının orman toprağı olmadığı, eğimlerinin az olduğu, 1 02... , 13, 14, 15, 18, 19, 20 parsel numaralı taşınmazların üzerinde hali hazırda üzerinde herhangi bir ekim dikim faaliyeti olmayıp, üzerinde geven, sığır kuyruğu, çoban çırası gibi tek, iki ve çok yıllık bitkiler ile yabani ağaçlar, ardıç ve baltalık meşe ağaçlarının bulunduğu, taşınmaz bir süre tarım arazisi olarak kullanıldıktan sonra kullanıma ara verildiği, 16 parsel numaralı taşınmaz üzerinde aktif sebze tarımı yapıldığı ve yer yer meyve ağaçlarının bulunduğu, 17 parsel numaralı taşınmaz üzerinde yer yer meyve ağaçları ile mesken olarak kullanılan yapılar ile hayvan barınaklarının bulunduğu, 21, 22... parsel numaralı taşınmazlar üzerinde meyve ağaçları dikili olduğu, bazı kendigelen ağaçlar aşılanarak kültür bitkisi yetiştirildiği, aynı zamanda da tarla bitkileri üretimi yapıldığı, bu taşınmazların 13.07.1945 tarihi itibari orman ile bir ilgilerinin bulunmadığı, taşınmazlardan bazılarının orman parseli ile sınırları mevcut ise de orman içi açıklık niteliğinde olmadıkları, etraflarının açık olduğu, bu hali ile devletleştirme şartları sağlanmamış olacağından tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerini yitirdiğinden bahsedilemeyeceği, tapu kayıtlarının sınırları itibari ile dava konusu taşınmazların tamamını kapsadığı, ayrıca taşınmazlara ait olduğu belirtilen vergi kayıtlarının da taşınmazlara uyduğu, bir kısım parsellerin aktif tarımsal üretim ve hayvancılık yapmak amacı ile davacılar adına aktif olarak kullanıldığı, bu parseller yönünden zilyetliklerinin de devam ettiği, şartları oluşmadığından taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının ... Asliye Hukuk Mahkemesi 19.03.1946 tarih ve 63... karar sayılı dosyası kapsamında iptal edilen kayıtlardan olmaycağının anlaşıldığı, mahallinde yapılan keşif uygulaması, teknik bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamından, 1 01... , 1 02... ve 142 parsel, 1 03... ve 6 parsel sayılı taşınmazların tamamının en eski tarihli hava fotoğrafında açık alanda kaldıkları, üzerinde orman ağaç ve ağaççıklarının bulunmadığı, etraflarının orman parseli ile çevrili olmadığı, orman içi boşluk veya açıklık olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı ve ormanın devamı niteliğinde olmadığı, taşınmaz toprağının orman toprağı olmadığı, eğimlerinin az olduğu, taşınmazların tarla vasfında oldukları, bir kısmının aktif olarak tarımsal üretim amaçlı kullanıldığı, genellikle davacılar tarafından icara verilmek sureti ile zilyet ve tasarruf edildiği, öncesinde ve halihazırda tarım arazisi olan bu taşınmazların 13.07.1945 tarihi itibari orman ile bir ilgilerinin bulunmadığı, taşınmazlardan bazılarının orman parseli ile sınırları mevcut ise de orman içi açıklık niteliğinde olmadıkları, etraflarının açık olduğu, bu hali ile devletleştirme şartları sağlanmamış olacağından tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerini yitirdiğinden bahsedilemeyeceği, tapu kayıtlarının gerek sınırları gerekse de miktarları itibari dava konusu taşınmazların tamamını kapsadığı, şartları oluşmadığından taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının ... Asliye Hukuk Mahkemesi 19.03.1946 tarih ve 63... Karar sayılı dosyası kapsamında iptal edilen kayıtlardan olmayacağının anlaşıldığı, her ne kadar 1 03... ve 42 parsel sayılı taşınmazlar mahkeme dosyasında davalı hale getirilmiş ise de taşınmazlar hakkında görevli ve yetkili ... Kadastro Mahkemesi'nin 2004/ 19... /32 Karar sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazların orman olduğundan bahisle orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiği ve hükmün 09/06/2006 tarihinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 28.02.20 06... /1613-2518 E-K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği" gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine; 1 01... , 97, 99, 1 02... , 144, 145, 146, 147, 225, 1 03... , 30, 31... parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1 03... , 25, 26, 27, 28, 29, 32, 33, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 49, 50, 51, 53... parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1 01... , 1 02... , 142, 1 03... ve 6 parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına tarla vasfıyla tesciline, 1 03... , 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına tarla vasfıyla tesciline, 1 03... ve 42 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili ... Kadastro Mahkemesinin 2004/19 Esas ve 2005/32 Karar sayılı dosyasında verilen kesin hüküm olduğundan bu parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacı gerçek kişiler vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinde orman kadastrosu yapılmamıştır. Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 28.12.2010 tarihli ve 2010/13308 Esas, 2010/16958 Karar sayılı ilâmında; davacıların murisi tarafından 15.02.1943 tarihli orman bilirkişi rapor ve haritası ile tespiti yaptırılan devletleştirme kapsamındaki 12 adet tapu kaydına dayalı olarak dava açıldığı, bu tapu kayıtlarının kapsamları belirlenerek, kayıtlar kapsamında kalan tutanak düzenlenmiş tüm taşınmazların dava konusu edilmesi gerektiği belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesince de bozma ilâmı doğrultusunda, anılan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü tüm taşınmazlar davalı hale getirilerek, bu taşınmazlar yönünden yapılan yargılama sonucu yazılı şekilde karar verilmiş ise de; Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin anılan ilâmı maddi hataya dayanmaktadır. Şöyle ki; aktarılan davalarda, Kadastro Mahkemesinde dava konusu olarak yargılaması yapılacak taşınmazlar, aktarılan dava kapsamıyla sınırlıdır. Diğer bir deyişle, Kadastro Mahkemesinde dava konusu olacak taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olan ve haklarında tutanak düzenlenen taşınmazlardır. Somut olayda; davacı gerçek kişiler, ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/252 Esasında açtıkları davalarında; murislerine ait bulunan 12 adet tapu kaydının tamamının 1945 yılında devletleşmediğini, devletleşmeyen kısımlarda yer alan ve sınırlarını bildirdikleri bazı taşınmazlara Orman İdaresince fidan dikilmek suretiyle el atıldığını belirterek, bu haksız el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Bu talep çerçevesinde bakıldığında, aktarılan davanın kapsamı, davacıların dayandığı tapu kayıtları kapsamında kalan ve Orman İdaresince fidan dikilmek suretiyle el atılan taşınmazlardır. Diğer bir ifadeyle, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin yukarıda adı geçen bozma ilâmında değinildiği gibi 12 adet tapu kaydı kapsamında kalan tüm taşınmazlar değildir. Kaldı ki; Orman İdaresinin askı ilan süresi içinde açtığı ve bu dosyayla bağlantısı nedeniyle birleştirilen davasında da tapu kayıtları kapsamında kalan tüm taşınmazları değil, sadece 1 01... , 97, 98, 99, 1 02... , 142, 143, 144, 145, 146, 147, 2 25... ada 316 parsel sayılı taşınmazları dava konusu ettiği görülmektedir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, fen bilirkişi aracılığıyla, davacı gerçek kişilerin el atmanın önlenmesi davasında dava konusu ettikleri yerler, -Asliye Hukuk Mahkemesinde aldırılmış bilirkişi raporları ile davacı gerçek kişilerin dosyaya sunmuş oldukları farklı tarihli beyan dilekçeleri birlikte değerlendirilerek- saptanıp, hangi parsel numaralarını aldığının belirlenmesi ve yargılamanın bu taşınmazlar yönünden yürütülerek, toplanan ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır. İlk Derece Mahkemesince davacı gerçek kişilerin dayandığı tapu kayıtları kapsamında kalan tüm taşınmazlar davalı hale getirilerek yargılama yapılması usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Bir kısım davacı-birleşen dosya davalısı gerçek kişiler vekili ve davalı-birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3307, K. 2025/7588, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3307-e-2025-7588-k-7219a7c8377b