Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/300 E. 2025/2054 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/300
Karar No
2025/2054
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/296 E., 2022/394 K. KARAR : Bozma sonrası davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasına dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucu Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Küçük ... ve ... adına babası tarafından açılan ve daha sonra annenin muvafakatinin alındığı davada, küçüklerin ... Vakfı’nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespiti talep edilmiştir. Davalı ... vekili, davacıların soybağını kanıtlaması gerektiğini, ayrıca vakfiyede batın şartı olduğunu ve galle fazlasının erkek evlada şart kılındığını belirterek davanın reddini savunmuş; davalı mütevelli ise, vakfiyede batın şartı olduğunu, davacıların şartları taşımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacıların ... Vakfı’nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiş, hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.05.2019 tarihli ve 2017/14934 Esas, 2019/4959 Karar sayılı ilamı ile; galle fazlasının batın şartı ile erkek evlada şart kılındığı, davacılara göre ön batında sağ evlat bulunduğu, davacı ...'in ise erkek evlat olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda; davacıların vakıf evlat listesinin 406. sırasında kayıtlı ....’nun torunları, 407. sırasında kayıtlı ...’nun çocukları olduğu anlaşılmakta ise de, davaya konu .. .. 981 H. tarihli Sadrazam .. .. .. Vakfı’na ait vakfiyede galle fazlasının; “...bakıyye kalan mal-ı zevâyid-i evlad-ı zükûrunden batnen ba’de batnin zamanen akdemine...” şeklinde galle fazlasının batın şartı (yani ön batında vakıf evladı varken sonraki batında bulunan evladın hak sahibi olamaması kuralı) ile erkek evlada bırakıldığı; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile özellikle nüfus kayıtlarından, ön batındakilerin hayatta olduğu, davacıların sonraki batında yer aldıkları, vakfiyede öngörülen batın şartını taşımadıkları, davacılardan ...’nun ise erkek evlat olmadığı gözetilerek uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair verdiği karara kaşı davacılar vekili verdiği temyiz dilekçesinde; dava dilekçelerinin iki aşamalı olduğunu, taleplerinin davacıların vakıf evladı olduklarının tespiti ile davacıların galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti olduğunu, mütevellinin vefat etmiş olması nedeni ile yeni mütevelli atanıp taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, Mahkemenin bozmaya konu kararında davacıların galle fazlasına değil galleye müstehak olduklarına karar verilmiş olup Mahkemenin bozma sonrası davacıların galleye müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar vermesi gerektiğini, davacıların dedesi ve babaları hakkında kesinleşmiş Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 1995/606 Esas, 1996/624 Karar sayılı ilamı gereğince davacıların vakıf evladı olduğunun tescil edilmeyerek kesinleşmiş kararın yok sayıldığını ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, Mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir. Usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür. İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin 13.05.2019 tarihli ve 2017/14934 Esas, 2019/4959 Karar sayılı ilamı ile; "galle fazlasının batın şartı ile erkek evlada şart kılındığı, davacılara göre ön batında sağ evlad bulunduğu, davacı ...'in ise erkek evlad olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi" yönündeki ilama uyularak davacılar ile vakfeden arasında vakıf evlat listesinin 406. sırasında kayıtlı davacıların dedesi .. .. ve 407. sırasında kayıtlı davacıların babası ... üzerinden soybağı kurulduğu, ancak vakfiye gereği galle fazlasının batın şartı ile erkek evlada bırakıldığı, davacılara göre ön batındakilerin hayatta olduğu, davacıların sonraki batında yer aldıkları, vakfiyede öngörülen batın şartını taşımadıkları, davacılardan ...’nun ise erkek evlat olmadığı gerekçesi Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olup bozma ilamına uymakla taraflar lehine usuli müktesep hak oluştuğu kabul edilse de; uyulan bozma ilamında davacıların vakfeden ile soybağı kurulmasına dair evlat listesinin dayanağı üzerinde durulmadan soybağının varlığı kabul edilmiş ve galle fazlası için vakfiyedeki şartların değerlendirilmiş olduğu şimdiki inceleme sonucu anlaşılmıştır. Uyulan bozma ilamında vakfeden ile soybağı kurulmasına dair kabul üzerinde durulmadan ikinci aşamada değerlendirilmesi gereken vakfiyedeki şartların değerlendirilmiş olması maddi hataya dayalı olup taraflar lehine müktesep hak oluşturmayacağından maddi hataya dayalı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır. Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soybağı olan yada soybağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. Galle fazlası evlada şart kılınan Vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kanbağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soybağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş Mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile İdarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir Mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların incelenmesinden önce davacılar ile vakfeden .. .. .. .. arasında kanbağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerektiği, Mahkemenin kabulünde olduğu üzere davacılar ile vakfeden arasında soybağı, vakıf evlat listesinin 406. sırasında kayıtlı dedeleri .. . ve 407. sırasında kayıtlı davacıların babaları ... üzerinden kurulduğu, evlat listesinin dayanağı olan Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/606 Esas, 1996/624 Karar sayılı dosyası incelendiğinde ise; davacıların babası ... ile dedeleri .. .. hakkında .. .. .. .. ... Vakfı'nın evladı olduklarının tespitine karar verildiği, iş bu ilamın dayanağının ise Sokullu Mehmet Paşa'nın mirasçıları tespitine dair Biga Asliye Hukuk Hâkimliğinin 11.05.1960 tarihli ve 124/121 E-K sayılı veraset ilamı olduğu, iş bu veraset ilamının iptali için ... tarafından Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesine açılan davada İlk Derece Mahkemesince, 11.06.2015 tarihli ve 2005/975-2015/974 E-K sayılı karar ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün aktif husumet ehliyeti yokluğundan ret kararı verildiği, dosyanın temyiz edilmesi sonucu ise Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2019 tarihli ve 2018/5259 Esas, 2019/4364 Karar sayılı ilamı ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün açılan davada aktif husumet ehliyetinin olduğu kabul edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasının incelenmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacıların dava konusu vakıf ile soybağı kurmasına dayanak yapılan veraset ilamının iptali için açılan dava sonucu verilecek karar eldeki davayı etkileyeceğinden, İlk Derece Mahkemesince Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/975-2015/974 E-K sayılı dosyası üzerinden açılan veraset ilamının iptaline dair davanın sonucu beklenerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/300, K. 2025/2054, T. 12.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-300-e-2025-2054-k-0a3daa446e9c