İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/5 E. 2025/22 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/5
- Karar No
- 2025/22
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/5 Esas - 2025/22 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR ESAS NO : 2025/5 Esas KARAR NO : 2025/22 HAKİM : ...... KATİP :...... DAVACI : ...... VEKİLİ :Av. ...... DAVALI : ...... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo senedinden kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/01/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ...'nın ...... Şubesi’nin ...... IBAN numaralı hesap üzerinden 10/09/2024 tarihinde keşide edilen, 02/03/2025 vade tarihi olan ...... seri numaralı çekin bağlı olduğu çek hesabının sahibi olduğunu, müvekkilin zilyedi olduğu çekin, sözleşme uyarınca ...... adresinde bulunan şantiyesinde, davalıya bu şantiyedeki asansör yapım işlerini yapması karşılığında verildiğini, ancak belirlenen sürede davalı tarafın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini ve asansör yapım işlerine hiç başlanılmadığını, bu nedenle 26/12/2024 tarihinde davalı ...... İnş. Oto. San. Tic. Ltd. Şti. (Vergi No:...... ) 'ye ...... . Noterliği'nin ...... Yevmiye numaralı işlemiyle ihtarname çekildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 792. maddesi uyarınca herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış çeki kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisapta ağır kusurlu bulunan hamilin çeki geri vermekle yükümlü olduğunu ve uygulamada bu davanın çek istirdatı davası olarak anıldığını, çekin üçüncü şahısların eline geçmesi müvekkil açısından telafisi imkânsız zararlar doğurabileceğinden çek bedelinin bankadan alınmaması için ödeme yasağı konulmasını ve söz konusu çekin zayii nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalıya tebliğe çıkarılmadığı için davaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. GEREKÇE: Dava, bedelsizlik nedenine dayalı Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) ile çekin iptali talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi uyarınca Hakim, Türk hukukunu re'sen uygular. 06.1958 gün 15/6 sayılı ... İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Açıklanan madde hükmü gereğince, davacı vekili her ne kadar maddi vakıayı anlatıp, davayı zayi nedeniyle çek iptali olarak nitelemiş ise de; davanın mahkememizce "hasımlı olarak açılan, bedelsizlik iddiasına dayalı, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve bedelsiz kalan çekin iptali" isteği olarak nitelendirmek gerekmiştir. 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre, ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' Yukarıda belirtilen mevzuat ve dava dilekçesi incelendiğinde, menfi tespit talepli açılan eldeki dava için de aranan zorunlu dava şartı olan arabuluculuk usulüne davacının başvurmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk kanununa 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile eklenen 18/A-2 maddesi gereğince bu hususun mahkememiz açısından özel dava şartı olduğu ve dava tarihi itibariyle dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından HMK'nın 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davacının dava öncesinde arabulucuğa başvuruda bulunmadığı anlaşıldığından HMK 114/2 ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan masraf olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Talep halinde artan avasın iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ...... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/01/2025 Katip ...... e-imzalı Hakim ...... e-imzalı