Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/287 E. 2025/4795 K. – Kadastro Tespitin

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/287
Karar No
2025/4795
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/12 E., 2023/30 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karar karşı yapılan temyiz üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,davalılar ... ve ...'nın açıkça dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılan adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek dosya incelendi; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... köyü 130 ada 275 parsel sayılı taşınmaz 13798.18 m² yüzölçümü ile ..., 130 ada 276 parsel sayılı taşınmaz ise 27.482,78 m² yüzölçümü ile ... ve ... adına eşit paylarla 06.11.2006 tarihinde tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili ... ilçesi ... köyü 130 ada 275 parsel numaralı taşınmazın Hazineye ait olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerde hızlandırılmış kadastro çalışmaları yapıldığını, kadastro ekiplerince 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18/2. maddesi kapsamına giren mütegayyip ve firari kişilerden kalan yerlerin dikkate alınmadığını, taşınmazın bulunduğu mahale ilişkin kayıtların bulunduğunu, bunların 1936 yılında umumi tahriri yapılarak Hazine kayıtlarına geçtiğini, kadastro çalışmaları sırasında mütegayyip ve firari şahıslardan kalan 1936 yılı umumi tahrir kayıtlarının ibraz edildiğini, ancak kadastro elemanlarınca bu kayıtların uygulanmadığını belirterek dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2007/10682 Esas sayılı dava dosyasında davacı Hazine dava dilekçesinde özetle; Van ili ... ilçesi ... köyü 130 ada 276 parsel numaralı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi kapsamına giren mütegayyip ve firari kişilerden kalan yerler olduğu, 1936 yılı umumi tahrir kayıtlarında Hazine adına kayıtlı olduğu, taşınmazın Hazineye ait yerlerden olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın kadastro tutanaklarının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, Van ili ... ilçesi ... köyü 130 ada 275 parsel ve 130 ada 276 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmasına ve meralara mahsus siciline kaydedilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 07/12/2015 tarihli ve 2015/14685 Esas, 2015/14976 Karar sayılı ilamıyla; yapılan araştırma ve incelemenin karar vermeye yeterli bulunmadığı belirtilerek, mahallinde yeniden keşif yapılarak varsa mera tahsis kararı ve haritalarının uygulanması, yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanı alınarak taşınmazın kadim mera olup olmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığının aydınlatılması, komşu 130 ada 278 sayılı mera parselinin öncesinin kadim mera olup olmadığının araştırılması, çekişmeli taşınmazlarla mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının belirlenmesi; taşınmazlarının öncesinin ne olduğu ve davalılar lehine kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının incelenmesi; gerektiğinde beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, fotoğraflarla desteklenmiş denetime elverişli bilirkişi raporlarından faydalanılması, komşu parsellere ilişkin dava dosyalarındaki ziraat bilirkişi raporları ve bu kararların kesinleşme tarihlerinin dikkate alınması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, Van ili ... ilçesi ... köyü 130 ada 275 parsel ve 130 ada 276 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmasına ve meralara mahsus siciline kaydedilmesine karar verilmiş: verilen karara karşı davalılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.12.2020 tarihli ve 2018/2479 Esas, 2020/6493 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesince her ne kadar, bozma ilamına uyulup uyulmaması konusunda bir karar verilmemiş ise de bozma ilamı doğrultusunda mahallinde keşif yapılmak üzere ara karar kurulduğuna göre bozma ilamına eylemli olarak uyulduğu, bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak oluştuğu, bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesi zorunlu olduğu, ne var ki dosyada geçerli hiçbir keşif bulunmadığı ve taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmaz başında keşif yapılması zorunlu bulunduğu halde gerekçe gösterilmeksizin keşif ara kararından fiilen dönülmek suretiyle karar verilmesi ve hükmüne uyulan ve yukarıda özetlenen bozma ilamında, keşif zaptının ve davaya konu 130 ada 276 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen fen raporunun dosya içerisinde bulunmadığı belirtilerek; mahallinde yeniden keşif yapılarak ve yerel bilirkişiler dinlenerek ilgili haritalar da uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin ne olduğunun aydınlatılması gereğine değinilmiş olduğu halde Mahkemece, bozma ilamının hiçbir gereği yerine getirilmeksizin hüküm kurulması isabetsiz olması, bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması hukuken mümkün olmadığı gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; alınan bilirkişi raporlarında meradan ayırıcı bir unsuru bulunmadığı, her ne kadar davacı iddiası gibi mütegayyip ve firari şahıslardan kalma olduğu ispatlanamasa da taşınmazın, mera toprak ve bitki desenine ait özellik taşıdığı, mera ile sabit sınır unsurları ile ayrılmadığı, meraya genişleme ihtimalinin bulunduğu görülmekle sonuç itibariyle mahalli bilirkişilerin davalılar zilyetliğine yönelik soyut beyanlarına itibar edilmeksizin asıl ve birleşen davada davacının davasının 3402 sayılı Kanun'un 14. ve devamı maddelerindeki şartlar gereçekleştiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile dava konusu Van ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde kaim 130 ada 275 no.lu parselin kadastro tutanağındaki tespitinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydedilmesine, birleşen 2007/10682 Esas sayılı dosya yönünden; davacının davasının kabulü ile dava konusu Van ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kaim 130 ada 276 no.lu parselin kadastro tutanağındaki tespitinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydedilmesine karar verilmiştir. Hüküm davalı ... ve ... vekili tarafından adli yardımlı olarak temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/287, K. 2025/4795, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-287-e-2025-4795-k-05e8b9beb567