Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2252 E. 2024/5542 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2252
- Karar No
- 2024/5542
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/349 E., 2024/84 K. HÜKÜM : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen mükerrer kadastro davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kooperatif vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 5602 sayılı Tapulama Kanunu (5602 sayılı Kanun) uyarınca Burdur ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1958 yılında yapılan ve 1959 yılında kesinleşen tapulama çalışmaları sırasında 4977 parsel sayılı 1.530,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalılar murisi ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 146 ada 2 parsel numarasıyla ve 1.502,03 metrekare yüzölçümüyle tespit ve tescil edilmiştir. 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uyarınca Burdur ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1966 yılında yapılan ve 1968 yılında kesinleşen tapulama çalışmaları sırasında 1963, 1967, 1971 ila 2006, 2010, 2011, 2012, 2017, 2020 ve 2021 parsel sayılı taşınmazların tevhid ve ifraz işlemleri ile oluşan davacı adına tapuda kayıtlı, 127 ada 1 parsel sayılı 385,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 242 ada 16 parsel numarasıyla ve 388,33 metrekare yüzölçümüyle, 127 ada 2 parsel sayılı 306,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 242 ada 13 parsel numarasıyla ve 306,81 metrekare yüzölçümüyle, 127 ada 11 parsel sayılı 304,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 242 ada 14 parsel numarasıyla ve 304,51 metrekare yüzölçümüyle ve 127 ada 12 parsel sayılı 328,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 242 ada 15 parsel numarasıyla ve 331,55 metrekare yüzölçümüyle tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Sınırlı Sorumlu ... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesiyle, ... Köyü 5596 parsel sayılı taşınmazın kendisi adına kayıtlı olup, parselasyon sonucunda 127 ada 1, 2, 11 ve 12 parsellerin oluştuğunu, bu taşınmazların kooperatif üyelerine dağıtıldığını ve bu yerlere ev, havuz vs. yapı yapıldığını, henüz altyapı çalışmaları bitirilemediğinden tapu kaydının kooperatif uhdesinde bulunduğunu, sözü edilen taşınmazda başkaca kimsenin zilyetliği ya da tasarrufu bulunmadığını, buna karşın uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların ... Köyü eski 4977 (yeni 146 ada 2) parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiyle Kadastro Mahkemesine dava açılmış, kayıt maliki olan ...'ın mirasçılarının davalı olarak davaya katılımı sağlanmıştır. Davalılar aşamalarda, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, "davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, davacının 146 ada 2 parselin, ... Köyü'nde yapılan kadastroda mükerrerlik oluşturduğu, bu nedenle yapılan kadastro tespitinin iptaline karar verilmesini talep ettiği, bilirkişi raporuna göre ilk kadastro çalışmalarının ... Köyü'nde ... Köyü'nden daha önce başlanıp daha önce tamamlandığı, buna göre ... Köyü'nde yapılan kadastro çalışmalarının mükerrer kadastro kapsamında daha önce tespiti yapılan ... Köyü parselleri ile mükerrerlik oluşacak şekilde tespitinin yapıldığı ve mükerrer olan kısımların kadastro mevzuatına göre ... Köyü'ne ait dava konusu parsellerden düşülmesi gerektiği yani ... Köyü'nde yapılan kadastronun değil ... Köyü'nde daha sonradan yapılan parselin ... Köyü'nde yapılan kadastro sonunda oluşan parsele mükerrer olduğu ve davacı tarafından açılan davanın ispat edilemediği" gerekçesiyle davacının davasının ispatlanamadığından reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Kooperatif vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/3226 Esas, 2018/8023 Karar sayılı kararıyla "davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/1. maddesinde düzenlenen mükerrer kadastro işleminin tespit edilmesi sonucu çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesine verilmiş olan mükerrerlik şerhinin iptali istemine ilişkin olduğu, somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın 3402 sayılı Kanun'un 22/1 madde kapsamında ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1026.maddesinde düzenlenen ve niteliği itibariyle mülkiyet ihtilafından kaynaklanan mükerrer kadastro haline ilişkin olduğu, mükerrer kadastrodan kaynaklanan davalarda görev Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup mahkemece görevsizlik kararı ile dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken; uyuşmazlığın niteliğinde hataya düşülerek davanın esası hakkında karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, ardından Kadastro Mahkemesince bozma ilamına uyularak dosyasının Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ilişkin görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda ise "... Köyü 146 ada 2 (eski 4977) parsel sayılı taşınmaz ile ... Köyü 242 ada 13, 14, 15 ve 16 ( eski 127 ada 2, 11, 12, 1) parsel sayılı taşınmazların keşfen belirlenen kısımlarının mükerrerlik arz ettiği, ... Köyünde 1958 yılında yapılan arazi kadastrosunun kesinleşmesinden sonra komşu ... Köyünde yapılan kadastro tespitinin 3402 sayılı Kanun'un 22/1 maddesi uyarınca ve 766 sayılı Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca ikinci kadastro niteliğinde olduğundan yok hükmünde olup bütün sonuçlarıyla geçersiz olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 17.07.2019 tarihli rapor ve eki krokide 242 ada 16 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile kırmızı renkte gösterilen 122,84 metrekare ile (B) harfi ile sarı renkte gösterilen 187,77 metrekare; 242 ada 14 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile mavi renkte gösterilen 25,37 metrekare ile (D) harfi ile turuncu renkte gösterilen 53,36 metrekare; 242 ada 13 parsel sayılı taşınmazın (G) harfi ile yeşil renkte gösterilen 6,00 metrekare ve 242 ada 15 parsel sayılı taşınmazın (H) harfi ile kahverengi renkte gösterilen 331,55 metrekare yüzölçümündeki kısımları ile (F) harfi ile gösterilen ve paftasında yol olan kısmın ayrı ayrı tapu kaydının iptaline karar verilmiş; hükmün, davacı Kooperatif vekili vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 18.05.2022 tarihli ve 2021/3409 Esas, 2022/4705 Karar sayılı kararıyla "davanın, 3402 sayılı Kanun'un 22/1. maddesi kapsamında ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1026. maddesinde düzenlenen ve niteliği itibariyle mülkiyet ihtilafından kaynaklanan, mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu belirtilerek, öncelikle davacı tarafa ait ... Köyü 242 ada 13, 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların hangi kadastral parsellerden geldiğinin ilgili yerlerden sorularak belirlenmesi, bu hususta gerektiğinde teknik bilirkişilerden rapor alınması, bu yolla belirlenecek kök parsel ya da parsellerin kadastro tespit tutanakları ile tedavüllü tapu kayıtlarının celbedilmesi, bundan sonra az yukarıda açıklanan hususlar önemle gözetilmek sureti ile ... köyünde kadastro tespitinin önce yapıldığının anlaşılması halinde ... Köyü 146 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşme tarihi ile ... Köyü 242 ada 13, 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların kök taşınmaz ya da taşınmazlarının tespit tarihi arasında hak düşürücü süre olan 10 yıldan fazla süre bulunduğunun anlaşılması ... Köyünde yapılan kadastro çalışması ikinci kadastro durumunda olacağından bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı, ... Köyünde kadastro tespitinin önce yapıldığının anlaşılması halinde ... Köyü 242 ada 13, 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların kök taşınmaz ya da taşınmazlarının kadastro tespitinin kesinleşme tarihi ile ... Köyü 146 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tarihi arasında hak düşürücü süre olan 10 yıldan fazla süre bulunduğunun anlaşılması ... Köyünde yapılan kadastro çalışması ikinci kadastro durumunda olacağından bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı, ... Köyü 146 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşme tarihi ile ... Köyü 242 ada 13, 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların kök taşınmaz ya da taşınmazlarının tespit tarihi arasında 10 yıl ya da daha az süre bulunması halinde (ya da ... Köyü 242 ada 13, 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların kök taşınmaz ya da taşınmazlarının kadastro tespitinin kesinleşme tarihi ile ... Köyü 146 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tarihi arasında 10 yıl ya da daha az süre bulunması halinde) ise ayrıntıları ile açıklandığı üzere, hukuki durumun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesi gerektiği gözetilerek bir karar verilmesinin isabetsiz olduğu gibi kabule göre de eldeki dava'nın uygulama kadastrosunun askı ilan süresi içerisinde açılmasına müteakip, Burdur Kadastro Mahkemesi'nin 2019/1 Esas, 2019/18 Karar sayılı kararı ile, ihtilafın mükerrer kadastrodan kaynaklandığı belirtilerek görevsizlik kararı verildiği ve artık elde uygulama kadastrosuna yönelik bir dava bulunmadığına göre, iş bu karar ile olağan usullere göre kesinleştirme işlemleri yapılmak üzere uygulama kadastro tutanaklarının asıllarının Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırıldığı anlaşıldığı halde, eldeki dosyada ara karar ile ya da hükümle tutanak asıllarının Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmemiş olması, ayrıca hükmün gerekçesine göre dava reddedildiğine göre ret kararı verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, gerekçe içeriğinde sicilin doğru tutulması bakımından mükerrer kısımların iptaline karar verildiği şeklindeki yerinde olmayan gerekçe ile hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılarak davanın kabulüne karar verilip, mükerrer kısımların iptaline karar verilmesinin de isabetsiz olduğuna" değinilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "davalı adına kayıtlı taşınmazın kadastro kesinleşmesinin daha eski tarihli olduğu, bu anlamda davacının 2. kadastro uygulamasına dayalı olarak tapu iptalini talep etmesinde hukuki dayanağın bulunmadığı, taraflara ait taşınmazların kadastro kesinleşme tarihleri arasında 10 yıldan az sürenin var olması, davalılar adına kayıtlı ... Köyü 146 ada 2 nolu parselin kadastro kesinleşmesinin daha eski tarihli olması dikkate alınarak ilk kadastro çalışmasına ait tespitler esas alınarak bozma ilamına uyulduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Kooperatif vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi yanlış değerlendirme yapılarak karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Kadastro tespiti öncesi nedene dayalı davaların, kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmekte ise de, mükerrerlik oluşturduğu belirtilen taşınmazlar yönünden 1959 tarihi itibariyle tapu sicil kaydı oluşmuş olup davacıdan, tapuda kayıtlı bulunan yer hakkında hak düşürücü süre içerisinde dava açması beklenemez. Davacının, aleni olan tapu siciline güvenmesi doğal olup, sicile göre de hak sahibi olduğundan, belirtilen hukuki sebeple açılacak davada hak düşürücü sürenin işletilmesi hayatın olağan akışına aykırı olup sözü edilen sürenin geçtiğinden söz edilemez. Aksi halde, yani her halde kadastrosu daha sonra yapılan bölüm yönünden terkine karar verilecek olması halinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/1 inci maddesinde ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1026/2 nci maddesinde, tapu kütüğünden terkine karşı dava açma hakkının düzenlenmiş olmasının bir anlamı olmayacağı ve düzenlemenin işlevsiz olacağı açıktır. Kadastro çalışmalarındaki amaç, tapu sicillerinin gerçek durumu yansıtması olduğuna göre, sicildeki hakkın kime ait olduğunun doğru olarak belirlenmesi gerekir. Bu duruma göre, mükerrerliğin giderilmesi amacıyla açılan eldeki dava, artık çifte tapuyu önleme maksadına yöneliktir. Yukarıdaki açıklamalar, birinci kadastronun kesinleşmesinden sonra işlemeye başlayan hak düşürücü sürenin dolmasından önce ikinci kadastronun yapılıp kesinleşmesi haline ilişkin olup, hak düşürücü süre dolduktan sonra ikinci kez kadastro yapılması halinde hak düşürücü süre dolacağı için dava açma olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur. Somut olayda ise, önceki tarihli bozma ilamında, davacı tarafa ait taşınmazların kök taşınmaz veya taşınmaların tespit edilerek kadastro tespit tutanakları ile tedavüllü tapu kayıtlarının getirtilmesi ve taraflar adına kayıtlı taşınmazların kök taşınmazlarının kadastro tespit tarihleri ile kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihlerinin belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece davacıya ait taşınmazların kök taşınmazlarının belirlenmesi hususunda alınan fen bilirkişisi raporuna göre kök taşınmazların 1963, 1967, 1971 ila 2006, 2010, 2011, 2012, 2017, 2020 ve 2021 parsel sayılı taşınmazlar olduğu tespit edilmiştir. Taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının incelenmesinde ise taşınmazların kadastro tespitlerinin 1966 yılında yapıldığı anlaşılmıştır. Şu halde, yukarı açıklanan ve bozma ilamında belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı taraf adına kayıtlı olan 146 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kök taşınmazı olan 4977 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tarihinin (1958 yılı) davacı taraf adına kayıtlı olan127 ada 1, 2, 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazların kök taşınmazı olan 1963, 1967, 1971 ila 2006, 2010, 2011, 2012, 2017, 2020 ve 2021 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tarihinden (1966 yılı) daha önce yapıldığı ve 4977 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih (1959 yılı) ile 1963, 1967, 1971 ila 2006, 2010, 2011, 2012, 2017, 2020 ve 2021 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tarihi (1966 yılı) arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği hususu dosya kapsamı itibariyle sabit olup davalı tarafa ait taşınmazın kadastrosunun kesinleştiği tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan, ikinci kadastro çalışmasının yapılıp kesinleşmesi, artık hak düşürücü süreyi ortadan kaldırmıştır. İkinci kadastro yoluyla tapu kaydı oluştuğu tarihte, ilk kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadığından, davacı yönünden hak düşürücü süre hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece davanın esasına girilmek suretiyle, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp davacı adına kayıtlı taşınmazlar içerisinde kalan ve mükerrer olduğu belirtilen taşınmaz bölümlerinin, ilk önce kadastrosu yapılan davalı tarafa ait taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı 17.09.1958 tarihi itibariyle kime ait oldukları belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkece, anılan hususlar gözetilmeksizin yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı Kooperatif vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.