Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1309 E. 2025/7553 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1309
Karar No
2025/7553
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/264 E., 2023/307 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından Orman Genel Müdürlüğüne karşı açılan orman şerhinin kaldırılmasına ilişkin dava sonucu davanın kabulü yolunda verilen Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1088 Esas ve 2002/271 Karar sayılı kararının Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2003/4263 Esas ve 5491 Karar sayılı ilamı ile bozulduğunu, bozma gerekçesinde "Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/670-382 sayılı dosyasında bulunan 05.11.1976 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 170.732 m² yüzölçümündeki taşınmazın özel orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin orman kadastro komisyonu işleminin bu davanın tarafları yönünden kesinleştiği, Orman Yönetiminin talebi ile tapunun beyanlar hanesine konulan çekişmeli parselin özel orman ile ilgisi olduğu yönündeki şerhin bu şekilde kanunî dayanağının bulunduğu, bu nedenle şerhe yönelik davanın reddinin gerektiği, ancak; 170.732 m²lik bölümün 301 sayılı parsel ile birleştirilerek davacı şirket adına tesciline karar verilmesinin kanunî dayanağı bulunmadığından Hazine tarafından her zaman tapunun iptalinin istenebileceğinin belirtildiğini," 301 sayılı parselin mesahasının 148.488 m²den 319220 m²ye çıkarılmasının hukukî dayanağının bulunmadığını, orman kadastrosuna itiraz davasına bakan mahkemenin tescil hükmü veremeyeceğini ileri sürerek, (A) harfi ile işaretli bölümün tapu kaydının iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.11.2012 gün, 4002 - 11998 sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "çekişmeli 310 parselin, ifraz edildiği ana parsel olan 68 sayılı parselin tespitine esas alınan Aralık 13 03... numaralı tapu kapsamında kaldığı kabul edilmekteyse de; 1962 yılında yapılan arazi kadastrosunda tescil harici bırakılan (A) harfi ile işaretli 170732 m² taşınmaz bölümü hakkında mahkemelerce verilen bir tescil kararı bulunmadığı, bu bölümle ilgili Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/670-382 sayılı orman kadastrosuna itiraz davası sonucu verilen kararla yalnızca orman sayılmayan yer olduğunun hükme bağlandığı halde, bu karar dayanak gösterilmek suretiyle 1979 yılında dava konusu 301 parsel sayılı taşınmaza (A) harfli kısım da eklenmek sureti ile tapuda tescil işleminin yapıldığı, daha sonra yapılan özel orman sınırlamasının da kesinleşerek tapu kaydına "Özel orman" şerhi konulduğu, kural olarak; tescil işleminin mahkeme hükmüne dayanması gerektiği, 1515 sayılı Kanuna ilave hükümler getiren 5519 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre tapuya tescil hükmü olmaksızın idarî yoldan sicil kaydı oluşturulamayacağı, somut olayda tescilin kanunî dayanağının bulunmadığı, (A) harfli kısım için TMK'nın l025. maddesi anlamında yolsuz tescilin sözkonusu olduğu, çekişmeli taşınmazın, davalı tarafın dayandığı tapu kapsamında olup olmadığı, orman sayılan yerlerden olup olmadığı konularının ancak usulünce açılacak bir tescil davasında tartışılarak karara bağlanacağı, O halde, mahkemece davanın kabulüne ve yolsuz tescil sonucu oluşan 310 sayılı parselin (05.11.1976 tarihli krokide (A) harfi ile işaretli bolüm) tapu kaydının iptaline karar verilmesi" gereğine denilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, İstanbul ili .... ilçesi .... mevkiinde bulunan 310 parsel sayılı davalı adına kayıtlı taşınmazın (05.11.1976 tarihli krokide (A) harfi ile işaretli bölüm olan) 170.732 m²lik kısmının tapu kaydının iptaline, davacı tarafın tescil talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.06.2017 tarihli ve 2015/6029 Esas, 2017/5329 Karar sayılı ilamı ile "davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı ... vekilinin temyiz itirazları bakımından ise, İlk Derece Mahkemesince (A) harfli bölüm ile ilgili olarak taşınmazın özel orman niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne, tapu kaydının iptaline ve tescil isteminin reddine karar verilmiş olmasının isabetsizliğine" değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı Hazinenin davasının kabulüne, .... ilçesi .... mevkiinde bulunan 310 parselin Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.1978 tarihli ve 1977/670 Esas, 1978/383 Karar sayılı dosyada yapılan yargılama sırasında alınan 05.11.1976 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile özel orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.03.2022 tarihli ve 2021/5687 Esas, 2022/3045 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece davacı Hazinenin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile özel orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmişse de Devlet ormanlarının Hazine adına tescil edilebileceği, özel ormanların ise Hazine adına tescilinin mümkün olmadığı gözden kaçırıldığından Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamının maddi hataya dayandığı, dava konusu taşınmazın, özel orman olarak sınırlandırılan alanda ve davacı Şirket tarafından açılan dava sonucu verilen Sarıyer 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/670 Esas ve 1978/382 Karar sayılı kararına göre davacı şirketin dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı, Devlet ormanları hakkında yasada öngörülen hukuk ve ceza hükümleri aynen özel ormanlarda da uygulanacağından, somut olayda dava konusu taşınmazın 1981 yılında ilan edilen çalışmada özel orman olarak sınırlandırılıp bu işleme karşı süresinde açılıp özel orman sınırlandırılması iptal edilmediğinden, taşınmazın kişi adına özel mülk olarak kayıtlı olmasının doğru olmadığı, ne var ki taşınmazın davalı Şirkete ait özel orman olduğu hususunun da kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğu, eldeki davada, davacı ... tarafından, taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescili talep edilmiş olup, dava konusu taşınmazın özel orman olduğu, bu sebeple davacı Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, ne var ki, Anayasa'nın 169. ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 50... . maddeleri hükümlerine göre özel ormanlarda Devletin kontrol ve murakabesi devam ettiği anlaşıldığından, “çoğun için de az da vardır” ilkesi gereğince dava konusu taşınmazın davalı şirket adına özel orman vasfıyla tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile taşınmazın özel orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı " gereğine değinilmiş; davacı ... vekilinin, Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve Dairemizin bozma kararının hatalı olduğunu ileri sürerek, karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Dairemizin 13.06.2023 tarihli ve 2022/7344 Esas, 2023/3662 Karar sayılı ilamı ile bozma ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkeme kararının farklı gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme incelemesi sonucunda verilen bozma ilamında özetle "dava konusu 310 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkında özel Orman olarak sınırlandırma işleminin kesinleştiği ve davalı şirket adına hali hazırda tapuda kayıtlı bulunmasına dair işlemin yolsuz olduğu ve dava konusu taşınmazın özel orman statüsünde bulunduğuna ilişkin bir ihtilafın bulunmadığı, bununla birlikte uyuşmazlığın, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına mı yoksa davalı şirket adına mı tapu da kayıtlı bulunması gerektiği noktasında toplandığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere, özel ormanların gerçek ve tüzel kişiler adına tapuya kaydedilmesi mümkün olup, eldeki davada davacı Hazinenin, dava konusu taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi suretiyle tapu kaydının malik hanesinin doldurulması istemine ilişkin davasının kabulüne imkan bulunmadığı, ancak, dava konusu taşınmazın özel orman olduğuna dair orman kadastro komisyonu işlemi kesinleşmiş bulunduğundan, davacı Hazinenin, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün tapuda kayıtlı olan vasfına yönelik davasının kabulünün gerektiği, hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına tesciline yönelik davasının reddine, davacı Hazinenin dava konusu taşınmaz bölümünün vasfına yönelik davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün tapu kaydının iptali ile vasfının özel orman olarak düzeltilmesi suretiyle davalı Şirket adına tapuya tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı Hazinenin dava konusu İstanbul ili .... ilçesi .... mevkiinde bulunan 310 sayılı parselin, Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.1978 tarihli ve 1977/670 Esas, 1978/383 Karar sayılı dava dosyasında alınan 05.11.1976 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına tesciline yönelik davasının reddine, krokide (A) harfi ile gösterilen bölümün vasfına yönelik davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün tapu kaydının iptali ile vasfının özel orman olarak düzeltilmesi suretiyle davalı şirket adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/6. maddesinde; “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır” düzenlemesi bulunmaktadır. Yukarda anlatılan dosya safahatı ve ilgili Kanun maddesindeki düzenleme uyarınca temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılması gerekmektedir. SONUÇ: Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1309, K. 2025/7553, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1309-e-2025-7553-k-341c7887a439