Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/863 E. 2024/5034 K. – Uygulama Kadastro

Konu: Uygulama Kadastrosuna İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/863
Karar No
2024/5034
Karar Tarihi
Konu
Uygulama Kadastrosuna İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan ) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 Sayılı Kadastro Kanununun (3402 Sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve davacı ... ile dava dışı müştereklerine ait eski 392 parsel sayılı 403 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 167 ada 38 parsel sayılı ve 63,17 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 388 parsel sayılı 3025 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 167 ada 40 parsel sayılı ve 3204,13 metrekare yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir. Davacı ... ve müdahil davacı ... eski 302, 373, 392 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün haklı bir nedene dayanılmaksızın eksiltildiğini, 388 parsel sayılı taşınmazın ise sınırlarının yanlış belirlenerek ölçüm yapıldığını ileri sürerek dava açmış, yargılama sırasında 302 ve 372 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava tefrik edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, ilk hükümle, davanın reddine, çekişmeli parsellerin uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve müdahil davacı ... tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 05.06.2013 tarihli ve 2013/5660 Esas 2013/6259 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma ve inceleme nedeni ile bozulmuştur. Bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, eski 388 parsel (yeni 167 ada 40 parsel) bakımından; yenileme kadastrosunun amacının taşınmazın güncel mülkiyet ihtilaflarını gidermek olmadığı, 1961 yılı ortofoto haritasında taşınmazın güney sınırının yenileme kadastrosu ile uyumlu olduğu, zeminde kullanıldığı iddia edilen (A) harfi ile gösterilen alanın köy boşluğu ve yolda kaldığı, bu alanın zamanla davacı tarafından genişletilerek taşınmaza dahil edildiği, taşınmazın güney sınırının genişletilmeye elverişli sınır olduğu, genişletilmeye elverişli sınırda tesis kadastro paftasına itibar edilmesi gerektiği düşünülse de tesis kadastro paftasının uygulama kabiliyeti bulunmadığından tesis kadastro paftasının sınırları belirlenemediği buna karşılık 1961 yılı hava fotoğrafında da taşınmazın yenileme kadastro sınırı ile uyumlu olduğundan taşınmazın yenileme kadastrosu sınırının geçerli sınır olarak kabul edildiği, yenileme kadastrosunun amacı tesis kadastro paftasını güncel zemin durumuna uyarlamak olmadığından yenileme kadastrosunda da mülkiyet ihtilafına yönelik taleplerin dinlenemeyeceği, ayrıca Kadastro Kanunu'nun 22-a maddesinde kanunun 20/b-c-d maddelerinin uygulanamayacağı belirtildiğinden taşınmazın tesisine esas alınan tapu kaydının güney sınırını yol okuması yeniden değerlendirmeye alınamayacağından dayanak tapu kaydının kapsamının yenileme kadastrosunda yeniden belirlenmesi hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle davacının asıl talebinin tesis kadastrosu sırasında tescil harici bırakılan alanın Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 kapsamında mülkiyet iddiasında kaldığının değerlendirildiği gerekçeleri ile bu parsele ilişkin davanın reddine, eski 392 parsel (yeni 167 ada 38 parsel) bakımından; taşınmazın tesis kadastro paftasına çizilmesinin unutulduğu, yani eski 392 parsel (yeni 167 ada 38 parsel) tesis kadastro paftasında yer almadığı, taşınmazın tesis kadastrosunun takeometrik yöntem ile yapılmış olup takeometrik ölçü krokisinde takeometrik değerler (açı, mesafe, poligon) bulunmadığından taşınmazın takeometrik değerlerinin uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, bu nedenle taşınmazın takeometrik değerlerinden yararlanılarak da tesis kadastro paftası oluşturulamadığı, ayrıca taşınmazın tesis kadastrosunun takeometrik yöntem ile yapılmış olup yüzöçlüm hesabının ise planimetre cihazı ile yapıldığı, planimetrik yöntemde de gerekli okumalar yapılmadığından taşınmazın yüzölçümünün doğru hesaplanıp hesaplanmadığı da denetlenemediği, yani taşınmazın yüzölçümü dayanaktan yoksun olarak farazi olarak belirlendiği, kadastro müdürlüğü ile tapu müdürlüğünden gelen teknik bilgi ve belgelerdeki eksiklikler nedeniyle taşınmazın tesis kadastrosu sırasında ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesap hatası olup olmadığının denetlenemediği, bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için taşınmazın tesis kadastro tarihine en yakın hava fotoğrafları ile ortofoto haritaları üzerinde yapılacak inceleme ile sadece sınırlandırma hatası olup olmadığınının denetlemek gerektiği, dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu tutanağında "kerpiç ev" vasfıyla tespit edilmiş olup özellikle kadastro tutanağındaki "bahçeli" kısmının çizildiği, bu nedenle taşınmazın kerpiç evin yanında "bahçesi veya arsası" şeklinde nitelik belirlenmediğinden taşınmazın tesis kadastrosunda sadece ev olarak tespit edildiği, nitekim taşınmaza komşu olan davalı olarak gösterilen eski 394 parsel "arsalı kerpiç ev" niteliği tespit edildiğinden "arsa" niteliği özellikle kadastro tespitinde belirtildiği, bu ayrımın öncelikle dikkate alındığı, hava fotoğraflarının net olmaması nedeniyle dava konusu yapılan 392 parselin üzerindeki ev belirgin bir şekilde tespit edilemediğinden sınırları ile yüz ölçümünün belirlenemediği, 2018 yılı ortofoto haritasının net olması nedeniyle taşınmazın üzerindeki evin mevcut olduğu, evin sınırları itibariyle yenileme kadastro paftası sınırları ile uyumlu olduğu, 2018 yılından sonra 2020 yılı ve devam eden yıllarda yapılan keşiflerde 392 parsel üzerindeki kerpiç evin yıkılmış olduğu sadece evin kalıntılarının bulunduğu, ancak yenileme kadastrosunun yapıldığı 2011 yılında taşınmaz üzerinde ev mevcut olduğundan kadastro müdürülüğü yenileme çalışmasında salt evin sınırları ölçülmek suretiyle taşınmazın yüzölçümünü 63,17 metrekare olarak belirlediği, özellikle 2020 yılından sonra yapılan keşiflerde taşınmaz üzerindeki ev yıkıldığından zeminde evin sınırları ölçülmek suretiyle yüzölçüm hesabı da yapılamadığı, bununla birlikte 2011 yılında kadastro müdürlüğünce zeminde yapılan ölçümlerde evin 63,17 metrekare olarak belirlenen yüzölçümü ve sınırlarının, 2018 yılı ortofoto haritasında yapılan zeminde belirgin olan ev sınırı ile çakıştırması neticesinde zemindeki ev sınırının yenileme kadastrosu pafta sınırıyla uyumlu olduğu, taşınmazın tesis kadastrosunda belirlenen 403 metrekarelik ölçüm planimetre karnesi gerekli okumaların olmaması sebebiyle farazi olarak belirlendiğinden tesis kadastrosundaki yüzölçümüne itibar edilmediği, davacı ...'nun zeminde evin yanında "bahçesi veya arsası" olacak şekilde komşu 394 parsel (yeni 167 ada 37 parsel) ile yoldan yer istemekte olup istemin kadastro tutanağındaki "sadece ev" niteliği itibariyle mülkiyet ihtilafı kapsamında kaldığı, zira her ne kadar 392 parsel paftada yer almasa da tesis kadastro paftasına bakıldığında taşınmazın batı yönünden komşu davalı 388 parsel ile 392 parsel arasında yolun bulunduğu her iki taşınmazı yolun ayırdığı, 2018 yılı ortofosunda ise belirgin olan ev sınırının yenileme kadastrosu ile uyumlu olması ve taşınmaz ile yol arasında mesafe bulunduğundan yol sınırına herhangi bir kayma bulunmadığı, aynı şekilde evin sınırı yenileme kadastrosunda zeminle uyumlu bir şekilde belirlendiğinden komşu 394 parsele de herhangi bir kayma bulunmadığı, sonuç itibariyle; 2018 yılı ortofoto haritasında zeminde bulunan evin sınırlarının yenileme kadastro paftası ile uyumlu olduğu gerekçeleri ile bu parsele ilişkin davanın da reddine, ... ili, Edremit ilçesi, ... Mahallesi 167 ada 40 parsel, 167 ada 38 parsel 167 ada 37 parsel sayılı taşınmazların ... Kadastro Müdürlüğünce yapılan yenileme kadastro çalışması ve ekleri gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'nun temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/863, K. 2024/5034, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-863-e-2024-5034-k-ed177f01823b