Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/807 E. 2024/4431 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/807
Karar No
2024/4431
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/32 E., 2022/90 K. DAVA TARİHİ : 04.07.2013 KARAR : Davanın reddine, görevsizliğine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosuna itiraz davasının reddine, tapu iptali ve tescil talebi yönünden İlk Derece Mahkemesinin görevsizliğine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Denizli ili Sarayköy ilçesi, ... köyü çalışma alanında ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 648 parsel sayılı 1.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 131 ada 30 parsel numarasıyla ve 1.082,61 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 649 parsel sayılı 10.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 131 ada 31 parsel numarasıyla ve 9.919,22 metrekare yüzölçümlü olarak; Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan eski 135 parsel sayılı 76.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 131 ada 29 parsel numarasıyla ve 75.898,17 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini, yanlışlığın davalı ...'ya ait 131 ada 31 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı ileri sürerek, dava açmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği su kuyusu ve beton zeminli kulübenin kadastro tespitinden önce de müvekkiline ait taşınmazın sınırları içerisinde kaldığını belirterek, davanın usulden aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Hazine vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemeyeceği belirtilerek; Mahkemece öncelikle, taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına alınması, taşınmazların bulunduğu bölgede orman kadastrosunun ne zaman yapıldığı Orman İdaresinden sorularak yapılmış ise orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve orman sınır tutanağının dosya arasına alındıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, orman mühendisi bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi sıfatına sahip bilirkişilerden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun katılımıyla yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı, dava konusu taşınmazların kuzeyinde, tesis kadastrosu sırasında kuru dere bulunup bulunmadığı, kuru derenin zamanla yatak değiştirip değiştirmediği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, göstermeleri halinde söz konusu sınırların teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmesi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulu eliyle, önceki bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması, orman mühendisi bilirkişisinden ise, bölgede orman tahdidinin ne zaman yapılıp kesinleştiği, 45 nolu OS. noktasının ne zaman tesis edildiği hususunda rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın tamamının orman tahdit sınırları dışında kaldığı, 45 numaralı noktanın orman sınır noktası olmadığı, köy sınır noktası olduğu, tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının birbiriyle uyumlu olduğu, uygulama kadastrosu yapılırken tesis kadastrosunun esas alındığı, uygulama kadastrosunun mevzuata uygun yapıldığı, davacı ile davalı ...'ya ait dava konusu taşınmazların 136 parsel sayılı taşınmazdan Mahkeme kararıyla ifrazen oluştuğu, uygulama kadastrosu ile mahkeme kararı ile oluşturulan cephe ölçülerine uyulduğu, paftada kayma olmadığı, dava konusu taşınmazın sabit sınırlarının bulunmadığı, tesis kadastrosunda alan, hesaplama, ölçü, tersimat, sınırlandırma gibi hataların tespit edilemediği, davacı vekilinin son celsede belirttiği tapu iptali ve tescil talebine ilişkin mahkemenin görevli olmadığı" gerekçesiyle uygulama kadastrosuna itiraz davasının reddine, çekişmeli 131 ada 29, 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tespiti gibi tapuya tescillerine; tapu iptali ve tescil talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde mahkemeye başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/807, K. 2024/4431, T. 02.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-807-e-2024-4431-k-b3a9608082c8