Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/666 E. 2024/4691 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/666
Karar No
2024/4691
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine Taraflar arasında Doğubayazıt Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Ağrı ili Doğubayazıt ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 119 ada 12 parsel sayılı 3.330.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydı, intikal ve zilyetliğe dayanarak çekişmeli taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. ... tapu kaydı ve miras hakkına dayanarak çekişmeli taşınmazın adına tescili istemiyle, ... ise vergi kaydına, intikal ve zilyetliğe dayanarak davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “dava konusu parselin her ne kadar 333 hektar büyüklüğünde ham toprak parseli olarak tespiti yapılmış ise de komşu parsellerin hatta dava konusu yer içindeki adacıkların dahi şahıslar lehine kah senetsizden kah tapu kaydıyla tarla ve çayır vasfıyla düzenlendikleri, bölgenin kısmen kadimden beri tarım yapılan ve tarıma müsait bir alanda bulunduğu, dava konusu yerin de kah tarla ve çayır, kah kışlak, kah ham toprak, kah tescil harici bırakılması gereken dağ, tepe ve yarıklardan oluştuğu, 14 ve 20 sıra nolu tapuların sınırlarına değil miktarlarına itibar edilmesi gerektiği, yine 23 sıra nolu tapunun da talep gibi geçmişten beri tarım yapılan alanlarına değer verilmesi gerektiği, diğer kalan kısımların ham toprak ve kışlak vasfını koruduğunun ziraat bilirkişisi raporuyla anlaşıldığı, esasen davacı ve müdahilce talep edilmeyen ve tapu kapsamında kalan yerlerle ilgili her ne kadar kışlak tapusu tesis edilmiş ise de, 3402 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin (B) bendinde kamunun yararlandığı mera, yaylak ve kışlak gibi orta malı taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun belirtildiği, bu gibi yerlerde zilyetliğin süresinin öneminin olmadığı, yine aynı maddenin (C) bendindeki ve dava konusu parselde de oldukça görülen yerlerin özel mülkiyete konu olmadığı, her nasılsa tapuya tescil edilmişse de özde tescile tabi olmayan yerlerden olduğuna ve hukuksal niteliğinin değişmeyeceğine dair YGHK nın 1989/1-700 Esas, 1990/101 Karar sayılı ictihadı karşısında davacı ve müdahil davacı ...'lerin davasının krokide belirtilen yerlerle ilgili olarak üst soyu yönünden kabulüne, kalan bölümlerin tespit gibi tesciline karar vermek gerektiği, diğer müdahil ...'un iddialarının yapılan keşifte mahalli bilirkişi beyanlarıyla sabit olmadığı anlaşılmış, davacının dayanak kaydının araziye uymadığı, üst soyu ve kendisinin kazandırıcı zamanaşımı süresini dolduracak şekilde zilyetliğinin bulunmadığı” gerekçesiyle asli müdahil ...'un davasının reddine, davacı ve asli müdahil ...'in davalarının kısmen kabulüne ve çekişmeli 119 ada 12 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 15.01.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ve (C) harfleri ile gösterilen 114657,08 m²'lik ve 300110,31 m²'lik alanların aynı adada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ve asli müdahil ...'in üst soyu olan muris ...'in veraset ilamındaki payları oranında 192 pay kabul edilerek mirasçıları adlarına, geriye kalan kısmın tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişi raporuna ekli krokinin kararın eki sayılmasına karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince “İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına uygun olduğu, davalı Hazine vekilinin en son 11.04.1996 tarihli celseye katıldığı ve bu tarihten karar duruşması dahil dava duruşmalarına katılmadığı, karar duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettirmeyen Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği” gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/666, K. 2024/4691, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-666-e-2024-4691-k-0d742d80a6d2