Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6333 E. 2025/7389 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6333
Karar No
2025/7389
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/17 E., 2021/3 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Ankara ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 438 parsel sayılı 198.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 21 Ağustos 324 tarihli ve 8 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle tarla vasfıyla davalı ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş, tespite yapılan itirazlar üzerine, Komisyonun 07.01.1965 tarihli kararı ile, itirazların karışık olduğu gerekçesi ile hükmen tescil için taşınmazın tutanağı Mahkemeye gönderilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 1965/271 Esas ve 1972/215 Karar sayılı kararıyla davalı 438 parselin Hazine adına tesciline dair karar verilmiş; hükmün, taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 1972/5245 Esas, 1972/7706 Karar sayılı ilamıyla hüküm onanmış, taraflarca karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine bu defa, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 1974/4023 Esas ve 1974/2978 Karar sayılı ilamıyla komisyonca itirazların karışık olması sebebiyle tutanağın Tapulama Mahkemesine tevdi edilmesinin kanuna aykırı olduğu, Mahkemece geri çevirme kararı verilmesi gerektiği belirtilerek onama ilamı kaldırılıp hüküm bozulmuş, bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin 1974/132 Esas ve 1975/5 Karar sayılı kararı ile dosyanın Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmiş, geri çevirme sonucu 08.02.1977 tarihli Kadastro Komisyonu kararı ile; muterizlerin itirazları reddedilmiştir. Davacı ... 1977 tarihli dilekçesi ile, dava konusu 438 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına yapılan tespitinin hatalı olduğunu, taşınmazın 1938 yılından beri nizasız fasılasız zilyetliğinde bulunduğunu belirterek, yapılan tespitin iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... 1977 tarihli dilekçesi ile, dava konusu 438 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına yapılan tespitinin hatalı olduğunu, taşınmazın murisi ..... ait olduğunu, adına tapu ve vergi kayıtlarının bulunduğunu belirterek, yapılan tespitin iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı Hazine vekili 1977 tarihli dilekçesi ile, dava konusu 438 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına yapılan tespitinin hatalı olduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğunu belirterek, yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 15.07.1982 tarihli ve 1977/44 Esas, 1982/135 Karar sayılı karar ile, davacı Hazinenin davasının kabulüne, diğer davacıların davasının reddine, tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 1984 tarihli ilamı ile tespite esas tapu kaydının eksik ve hatalı uygulandığı belirtilerek bozulmuş, İlk Derece Mahkemesinin 07.11.1997 tarihli ve 1984/32 Esas, 1997/66 Karar sayılı kararı ile, Hazine ve diğer davacıların davasının reddine karar verilmesi üzerine, Hazine ve ...'un (davacı ... mirasçısı) temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2008 tarihli ilamı ile, ...'un temyiz inceleme isteminin miras bırakanı olan annesinin 1965/271 Esas, 1972/215 Karar sayılı Mahkeme hükmünü süresi içinde temyiz etmemesi sebebiyle kendisi yönünden kesinleştiğinden reddine, diğer başvurular açısından ise Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmeden karar verildiğinden (Ağustos 324 tarihli ve 8 numaralı tapu kaydının uygulanmasına esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli olmadığından) bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığı, tarla vasfında olup, imar ve ihyasının tapulama çalışmaları tarihinde tamamlandığı, kaldı ki davalı taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında bu niteliği ile tespit görmüş olduğu, keşif sırasında tapulama çalışmalarında davalı parsele uygulanan 1324 tarihli ve 8 sıra numaralı tapu kaydının uygulanması neticesinde mahalli bilirkişi beyanları ve fen bilirkişi raporu ile tapu kaydının hudutları itibariyle davalı parseli kapsadığının ve tapu kaydının daha önce başkaca herhangi bir taşınmaza uygulanmadığının tespit edildiği, ancak tapu kaydının miktarı itibariyle Fen Bilirkişisinin raporunda (A) harfi ile göstermiş olduğu 12 dönüm miktarındaki alanı kapsadığı, bu sebeple davacı tarafın davalı 438 parselin tapu kaydının uyduğu, kayıt miktarını kapsayan (A) harfi ile gösterilen kısmı açısından davasının reddine karar verilmesi gerektiği, davalı parselin tapu kayıt miktarı dışında kalan fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen B=186.500,00 m² miktarındaki kısmı açısından yapılan değerlendirmede ise; dosya kapsamında icra edilen eski ve yeni tarihli tüm keşiflerde dinlenilen bilirkişilerin davalı taşınmazın evveliyatından beri tespit malikleri tarafından kullanıldığı yönünde ortak beyanda bulunmuş oldukları, kaldı ki 1950'li yıllara ait hava fotoğrafı ile de dava konusu taşınmazın o tarihte de sürülerek kullanıldığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde davalı tespit malikleri adına belgesizden tespit gören taşınmaz miktarının 3402 sayılı Kanundaki sınırı aşmadığı, davalı tespit maliklerini 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nda (3402 sayılı Kanun) düzenlenen taşınmazın senetsizden kazanım şartlarına uygun oldukları, davalılar adına taşınmazı belgesizden tescil şartlarının oluştuğu, davacılardan ... mirasçılarından ....'un 1965/271 Esas, 1972/215 Karar sayılı Mahkeme hükmünü süresi içinde temyiz etmemesi sebebiyle kendisine ilişkin redde dair verilen Mahkeme hükmünün kesinleştiği gerekçeleriyle davacılar Hazine, ... ve ...'in açmış oldukları davanın reddine, dava konusu Ankara ili .... ilçesi ..... köyü 438 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/6333, K. 2025/7389, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-6333-e-2025-7389-k-e1159b5548f1