Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/606 E. 2024/6797 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/606
- Karar No
- 2024/6797
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/348 E., 2014/452 K. BİRLEŞEN 4 ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2008/576 ESAS SAYILI DOSYASI KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kesinleşen orman kadastrosu içinde kalan tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesine üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede, arazi kadastrosu 25.12.1971-25.01.1972 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Bu çalışmalarda dava konusu taşınmaz ilk olarak Maliye Hazinesi adına hali arazi olarak kaydedilmiş, itiraz üzerine tapulama komisyonu ek kararı ile taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufunda olan taşlık ve çalılık bir alan iken, 1952 yılında Kıranardı Köy Muhtarlığı tarafından ...'e satıldığını, bu kişi tarafından imar ve ihya edildiği ve zilyetliğinin bulunduğundan bahisle bağ olarak ... adına tespit edilmesine karar verilmiştir. Ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu Kıranardı Kasabasında, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp 09.10.2002 - 09/04/2003 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Davacı ... Yönetimi vekilin dava dilekçesinde; Kıranardı Köyü 1131 parsel sayılı taşınmazın yörede 09.10.2002 - 09.04.2003 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen orman kadastro sınırlarının kısmen içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının kısmen iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescilini ve müdahalenin menine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ise asıl davada davalı olarak gösterilen müteveffa ...'in diğer mirasçılarına karşı aynı gerekçelerle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısmın tahdit sınır içerisinde kaldığından bahisle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 04.10.2012 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 471,39 m2 lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2013/3092 Esas ve 2013/7613 Karar sayılı ilamı ile; "Hükme dayanak alınan orman ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokide, sadece dava konusu taşınmaz parsel bazında gösterilmiş, orman tahdit haritası üzerine kadastro paftası aktarılarak, komşu parsellerle birlikte gösterilmediği için denetlenememekte, ayrıca; orman kadastro tutanaklarında OS 76 ve 77 noktalarının açıklanmasında, ... Çiçek tarlası tahdit dışında kalacak şekilde orman sınır hattı geçirildiği yazdığı halde, keşifte tutanaklar da uygulanmadığından taşınmaz tahdit dışında mı, yoksa sonradan açma yapıldığından bir kısmı tahdit içinde mi kalmakta olduğu anlaşılmadığından, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak 2 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "...bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere taşınmazın dava edilen kısmının 1955 yılındaki hava fotoğraflarına göre orman kapsamında bulunmadığı, 1992 yılına ait hava fotoğrafındaki ağaçların keşif mahalinde yapılan gözlemden anlaşılacağı üzere meyve ağacı olduğu, rapora ekli hava fotoğraflarından anlaşılacağı üzere taşınmaz ile orman arasında toprak yolun bulunduğu, ormanın taşınmazın kuzey ve batı sınırından sonra başladığı, uzun yıllar bağ olarak kullanıldığı üzerindeki ağaçların yaşlarından bu hususun anlaşıldığı ve ilgili yasalar uyarınca da orman sayılan yerlerden olmadığı..." gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın reddine, karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.