Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5811 E. 2025/7259 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5811
Karar No
2025/7259
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2011/29 E., 2023/17 K..

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen dosya davacıları ile müdahil davacıların davalarının reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl dosya davacısı mirasçılarından davacı ... ve ... vekili, asıl dosya davacılarından ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, asli müdahillerin mirasçılarından ... adına vesayeten kendi adına asaleten ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kayseri ili .... ilçesi çalışma alanında 1965 yılında yapılan Kadastro sırasında, 305 parsel sayılı 459.750 m² yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla köy tüzel kişiliği adına tespit edilmiş; ...'nun itirazı üzerine komisyonca itirazın reddine ve 305 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazın murisleri .... ve ... mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmışlardır. .... (....) .... ve arkadaşları tarafından ... ve arkadaşları aleyhine açılan yola elatmanın önlenmesi istemine ilişkin davayla, .... ve ... tarafından hasımsız olarak açılan iki adet tapu kaydının krokili olarak tapuya tescili ve miktarlarının tezyidi istemine ilişkin dava, görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında Hazine dava konusu taşınmazın mera olup mülkiyetinin Hazineye ait olduğu iddiasıyla köy tüzelkişiliği yanında, ... ve ... ise dava konusu taşınmazı ....'dan (....) satın aldıkları iddiası ile davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuş olup bozma ilamında özetle; "... yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı; davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, ifrazına ilişkin belgeler ve ifraz haritaları, ifrazın dayanağı olan istimlak kararları eksiksiz olarak getirilmediği gibi, getirtilen kayıtların çoğunda tapu kayıtlarının tarihleri ile geldi ve gitti kayıtlarının bulunmadığı, defter 23, varak 182, 1 83... numaralı kayıtlardan gelen bu tapu kayıtlarının yüzölçümü başlangıçta 100 dönümken ifraz sonucu oluştuğu anlaşılan Mayıs 19 45... sıra numaralı tedavül kaydının miktarı 294 dönüm olduğu halde, miktar değişikliğine sebep olan kayıt ve belgeler ile ifraz sonucu geriye kalan bölüme ilişkin tapu kayıtları üzerinde durulmadığı, yine davacıların tutundukları tapu kayıtlarının el değiştirdiği anlaşılmasına rağmen davacıların aynı kökten gelen tapu kayıtlarında paylarının kalıp kalmadığının araştırılmadığı, çevre taşınmazlara revizyon gören kayıt ve belgelerde dava konusu taşınmaz yönünün mera, harman yeri olarak okunması üzerinde durulmadığı; öte yandan davacılar ... ve arkadaşları tarafından davalılar ... ve arkadaşları aleyhine açılan dava ile davacılar.... ve ... tarafından hasımsız olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ... ve ...'ın da müdahil olarak katıldıkları dava dosyaları Kadastro Mahkemesine aktarılarak birleştirilen davaların taraflarının karar başlığında gösterilmediği gibi adı geçenlerin birleşen davaları yönünden araştırma yapılarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğine işaret edilerek öncelikle aynı dosyada birleşen davalar olduğu dikkate alınarak taraf teşkilinin sağlanması; ana dosyada ve birleşen davalarda dayanılan tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte ilgili yerlerden istenmesi, intikaller sırasında tapu kayıtlarının sınırlarında ve yüzölçümlerinde değişiklikler ortaya çıkması halinde bunun nedenleri araştırılarak sınır ve miktar değişimine dayanak olan kayıt ve belgeler ile istimlak belgeleri ve ifraz haritalarının getirtilmesi, tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile dava konusu taşınmazı bu taşınmazlarla birlikte gösterir pafta haritalarının istenmesi; davacıların, dayandıkları tapu kayıtlarında paylarının kalıp kalmadığının tespit edilmesi, bundan sonra dava konusu taşınmaz başında fen bilirkişisi ve davada yararı bulunmayan köy ya da mahalleler halkından seçilecek yaşlı üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile aynı nitelikler dikkate alınarak taraflarca gösterilecek tanıkların katılımıyla keşif yapılarak dayanılan tapu kayıtlarının sınırları tek tek okunmak suretiyle zeminde gösterilmesinin sağlanması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanağı belgelerle denetlenmesi, dava konusu taşınmazın çevresinde yer alan taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtları ile 1937 tarihli vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünü "harman yeri", "köy harman yeri", "köy harman yerleri" ve "mera" olarak okuyor olması karşısında, bu kayıt ve belgelerin aksinin soyut içerikli tanık sözleri ve bilirkişi raporları ile ispat edilemeyeceği, aynı kuvvet ve mahiyetteki belgelerle aksinin kanıtlanamaması halinde dava konusu taşınmazın tamamı ya da bir bölümü üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinmenin mümkün olamayacağı, sadece dayanılan tapu kayıtlarında paylarının bulunması şartıyla kayıtlar kapsamında kaldığı kanıtlanan taşınmaz bölümlerinin kayıt miktarları ile sınırlı olarak şahıslar adına tescilinin mümkün olabileceği göz önünde bulundurulmak suretiyle toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "tarafların dayandığı tapu kayıtlarının, dava konusu taşınmazı kapsamadığı ve komşu kayıtlara uygulanan belgelerin de dava konusu taşınmazı mera olarak okuduğu..." gerekçesiyle davacıların, birleşen dosya davacılarının ve Hazine haricindeki asli müdahillerinin davasının reddine, asli müdahil Hazinenin davasının kabulüne, 305 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına, meraya özel sicile tesciline, kadastro tutanağının malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 305 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki işbu dosyanın mülkiyet uyuşmazlığına yönelik olması sebebi ile yüzölçüm ve sınır hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince yapılan kadastro işlemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, asıl dosya davacısı mirasçılarından davacılar ... ve ... vekili; yine asıl dosya davacılarından ... ve arkadaşları vekili, asli müdahillerin mirasçılarından ... adına vesayeten kendi adına asaleten ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden asli müdahillerden ayrı ayrı alınmasına, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5811, K. 2025/7259, T. 03.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-5811-e-2025-7259-k-449d1ffa4592