Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5675 E. 2025/7054 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5675
- Karar No
- 2025/7054
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/43 E., 2022/6 K. KARAR : Davacı ... ...'ın davasının reddine, diğer davacıların davasının kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki genel Mahkemeden devredilen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ... ...'ın davasının reddine, diğer davacıların davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar ... vekili, ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma incelemenin yeterli olmadığı gibi taraf teşkili de sağlanmadan davanın esasına yönelik karar verildiği belirtilerek, 6360 On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca husumetin yaygınlaştırılıp ... ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve ardından yöntemine uygun bir şekilde mera araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakiminin infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmazların tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olduğu üzerinde durulmaksızın tescil hükmü kurulurken çekişmeli 1 26... , 16, 17... parsel sayılı taşınmazların yüzölçüm haneleri tek tek belirlenmeden karar verilmiş olmasınında da isabetsiz olduğu da" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacılardan ... ... mirasçılarının dava konusu ettikleri 09.09.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen alanların 1952, 19 77... tarihli hava fotoğraflarına göre kullanılmayan alan olarak 1 26... parsel içinde kaldığı ve 1 26... parsel sayılı taşınmazın mera vasfında olduğu, 1 26... ve 14 parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olmayıp eskiden beri tarım arazisi olarak kullanıldığı, 1 26... , 16... parsel sayılı taşınmazların 1952 yılına ait hava fotoğraflarına göre mera ile aralarında ayırıcı unsur olmadığı ve bu nedenle meradan açıldıklarının kabul edilmesi gerektiği, 117 sıra numaralı vergi kaydının 1 26... , 14... parsel sayılı taşınmazlar ile 1 26... parsel sayılı taşınmazın bir kısmını, 118 sıra numaralı vergi kaydının ise 1 26... ve 17 parsel sayılı taşınmazları kapsamış olsa dahi meraların zilyetlikle kazanılamayacağı" gerekçesiyle, davacı ... ...'ın mirasçılarının davasının reddine, davacılar ... ile ...'nın davasının kısmen kabulüne, 1 26... parselin 109.994,61 m²; 1 26... parselin 497,54 m²; 1 26... parselin 4.771,94 m²; 1 26... parselin 741,17 m² yüzölçümlü mera olarak sınırlandırılmalarına ve özel siciline bu şekilde kaydedilmelerine, davalılardan ..., ..., ...'ın bu parsellere yönelik yapmış oldukları müdahalenin men'ine, 1 26... ve 14 parsellere yönelik davaların reddine, 1 26... ve 14 numaralı parsellerin tespit gibi 1 26... numaralı parselin 536,53 m² yüzölçümü ile ..., 1 26... numaralı parselin 475,13 m² yüzölçümü ile ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm; davacılar ... vekili, ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... vekili, ... vekili ile davalı ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davalı ...'tan ve ...'ndan ayrı ayrı alınmasına, 615,40 TL peşin harcın temyiz eden ...'ndan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.