Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5662 E. 2025/6952 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5662
- Karar No
- 2025/6952
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1845 E., 2023/692 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kandıra (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/48 E., 2022/24 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R ... ile ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 01... parsel sayılı 2.987,79 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalı adına tescil edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak taşınmazlardan olmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğunu, davalı yarına zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürülerek, tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu " gerekçesiyle davanın reddine, ... ili ... ilçesi ... (köyü) Mahallesi 1 01... parsel numarasında kayıtlı taşınmazın kadastro komisyon tutanağındaki gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlik şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu, adına tescil kararı verilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu belirtilerek, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince keşif sonrasında aldırılan jeodezi bilirkişi raporu ekinde yer alan 19 82... tarihli memleket haritalarında taşınmazın doğusundaki bir kısım alanın yeşil renge boyalı olduğu, 2021 yılı uydu fotoğrafında ise taşınmazın doğusundaki bu kısmın eylemli orman olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Bu haliyle dava konusu taşınmazın bir kısmının eylemli orman olup olmadığı, taşınmazın üzerinde 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan orman kadastro çalışmasının kesinleşme tarihi olan 15.09.1993 tarihinden kadastro tespit tarihine kadar ekonomik amaca uygun ve kesintisiz zilyetlik bulunup bulunmadığı hususlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde araştırılmadığı, kadastro tespit tarihinden 10-15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları istenerek incelenmediği, eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan; davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından, imar uygulaması yapılıp yapılmadığı yönünde de araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın kadastro tespit tarihinden 10-15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile uydu fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir orman mühendisi bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı; bu keşif sırasında, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesi itibarıyla kime ait olduğunu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiğini, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, özellikle imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir. Ziraat mühendisi bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, değerlendirme tarihi açıkça yazılmak suretiyle üzerinde bulunan ağaç türü ve yaşlarını belirten, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır. Orman mühendisi bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, eski belgelerde görülen ağaçların orman ağacı olup olmadığı, özellikle 1991-2021 yılları arasında ekonomik amaca uygun zilyetliğin olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca dava konusu taşınmaza dair; imar uygulaması yapılıp yapılmadığını, hangi tarihte yapılıp kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadıkları yönünde de araştırma yapılmalıdır. Bilindiği üzere imar-ihyaya muhtaç olan bir yer imar planları kapsamına alınmış ise o tarihten sonra imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Gayrimenkul Dairelerinin kararlılık kazanmış uygulamalarına göre; imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten, imar planları kapsamına alındığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmuş ise bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla edinilmesi olanak dahilindedir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.