Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5523 E. 2024/4097 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5523
- Karar No
- 2024/4097
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/34 E., 2019/43 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine davalı ... ve arkadaşları vekili, davacı Hazine vekili, davalılar ... ve ... vekili Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından adli yardım ve duruşmalı olarak, davalı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmalı olarak, davacı Hazine vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, adli yardım talebinin kabulüne, 14.05.2024 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde Hazine vekili Avukat ... ... , ..., ..., ..., ..., ... ve ... bizzat ve vekili Avukat ... geldiler. ... ve müşterekleri vekili Avukat ..., ... ... vekili Avukat ... , ... ve müşterekleri vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan asli müdahil ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 11.06.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Kırıkhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1959/40 Esas ve 1960/118 Karar sayılı kararının bir kısım asli müdahiller yönünden kesin hüküm oluşturduğu ancak bir kısım asli müdahiller ile Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmadığı, çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas olan ve davalıların dayandıkları tapu kayıtlarının bazı hudutlarının nokta hudutlu olup, dava konusu taşınmazların tamamını çevrelemediğinden sabit hudutlu kabul edilemeyeceği, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm için yeterli olmadığı belirtilerek; kesin hüküm oluşturan asli müdahiller dışındaki asli müdahillerin, kesin hükmün tarafı olmadıkları veya kesin hükmün tarafı olanların halefi olup olmadıklarının araştırılması, halefleri olmadıklarının anlaşılması halinde asli müdahillerin zilyetliğe dayandıkları hususu nazara alınarak, davalıların dayandıkları tapu kayıtlarının yöntemince mahalline uygulanmak suretiyle kapsamının belirlenmesi, kapsamı belirlenirken kayıttaki sınırların taşınmazların tamamını arada hiç boşluk bırakmadan çevrelemediği nazara alınarak, kaydın miktarı ile geçerli olduğunun düşünülmesi, sabit huduttan başlamak üzere tapu kayıt miktarı kadar yerin ayrılması, kayıt maliklerinin taşınmazlar üzerinde zilyetlikleri belirlendiği taktirde belgesizden edinebilecekleri taşınmaz miktarının göz önünde bulundurulması, tapu kayıt malikleri arasında Suriye uyruklu şahısların bulunup bulunmadığı ve mirasçı bırakmadan ölen şahıs olup olmadığının ve tapu kayıtlarındaki hudut değişikliklerinin yasal bir gerekçeye dayanıp dayanmadığının araştırılması, asli müdahillerin kullanım durumu, tapu kaydının Ocak 1332 tarihinden itibaren tedavül görmediği ve tapu maliklerinin ölüm tarihleri nazara alınmak suretiyle, tapu kayıtlarının hukuki kıymetini koruyup korumadıklarının tartışılması, davalıların iktisap edebilecekleri taşınmazın dışında kalan bölümlerin niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda gerekli araştırmanın yapılarak, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup, tarım alanına dönüştürülmesi ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olmayan yerlerin belirlenmesi, taşınmazlar üzerinde tespit tarihinden önce mevcut olan muhdesatlar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesinin göz önünde bulundurulması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 276, 277, 278, 279, 280, 293 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit ve komisyon tutanaklarının iptali ile 270 parsel sayılı taşınmazın 10.000,00 metrekaresinin ..., 5.060,00 metrekaresinin Hazine, 277 parsel sayılı taşınmazın ..., 266, 267, 268, 269, 271, 272, 273, 276, 278, 279, 280, 293 parsel sayılı taşınmazların ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 269 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki evin ...'ya, 271 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki evin ... mirasçılarına, 272 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki evin ... mirasçılarına, 280 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ahırın ... mirasçılarına ait olduğu hususlarının taşınmazların beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve ... vekili, davalı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı Hazine vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve ... vekili, davalı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekilinin 266, 267, 268, 269, 271, 272, 273, 276, 277, 278, 279, 280, 293 parsel sayılı taşınmazlara yönelik aşağıdaki (2) numaralı paragraf, 270 parsel sayılı taşınmaza yönelik ise davalılar ... ve ... vekili, davalı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekilinin tüm, davacı Hazine vekili, davalı ... ve arkadaşları vekilinin ise aşağıdaki (3) numaralı paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, çekişmeli taşınmazlar hakkında komisyon kararları ile kadastro tespitini değiştirecek şekilde karar verilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince, hüküm yerinde hem kadastro tespitine hem kadastro komisyon kararlarına atıf yapılarak karar verilmesi suretiyle infazda tereddüt oluşturulması isabetsiz olmuştur. Ne var ki açıklanan hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bozma nedeni yapılmamış ve hükmün 266, 267, 268, 269, 271, 272, 273, 276, 277, 278, 279, 280, 293 parsel sayılı taşınmazlar yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 3. Kadastro hakimi, infazı kabil, açık ve doğru sicil oluşturmakla yükümlü olup, sicil oluştururken, taşınmazın bölümlere ayrılarak tescil edilmesi şekline hüküm kurması halinde, fen bilirkişisinden ayrı ayrı tescil edilecek bölümleri gösterir ölçekli rapor ve kroki alınmalı ve bu raporun kararın eki sayılarak tescil kararı verilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, taşınmazın zeminde zilyet olunan ve olunmayan bölümlerinin belirli olması halinde ise taşınmazın bölümlere ayrılarak tapuya tesciline karar verilmesi gerekmekte olup, bu durumda taşınmazın şahıslar ve Hazine adına paylı olarak tapuya tesciline karar verilmemesi gerekmektedir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince 270 parsel sayılı taşınmazın 10.000,00 metrekare bölümünün ..., arta kalan 5.060,00 metrekaresinin ise Hazine adına tesciline karar verilmesine rağmen zeminde ... ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinin taşınmazın neresine ilişkin olduğu fen bilirkişi raporundan infaza elverişli olacak şekilde harflendirmek ve koordinatlandırılmak suretiyle gösterilmediği gibi taşınmaz hakkında "ifraz kararı" verilmeden metrekare olarak pay verilmek suretiyle hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla taşınmazın tamamı gezilerek keşif yapılmalı, yapılacak keşifte taşınmazın ...'ın zilyetliğinde olan bölüm ile zilyetliğinde olmayan bölüm tek tek sorulup saptanmalı; fen bilirkişisine, şahsın zilyet olduğu bölüm ile arta kalan bölüm harflendirilerek ve zeminde infaza elverişli olacak şekilde koordinatlı kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra infazı kabil olacak şekilde tescil kararı verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, taşınmaz hakkında komisyon kararı bulunduğu halde, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hem kadastro tespitine hem de kadastro komisyon kararına atıf yapılarak karar verilmesi dahi isabetsiz olduğundan temyiz itirazları açılanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı Hazine vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve ... vekili, davalı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının (C) bendinin (2.) fıkrasında yer alan “taşınmazların” kelimesinden sonra gelen "kadastro tespit ve komisyon tutanaklarının" kelimelerinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "kadastro komisyon kararlarının" ibaresinin eklenmesine, hükmün 266, 267, 268, 269, 271, 272, 273, 276, 277, 278, 279, 280, 293 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 270 parsel sayılı taşınmaz yönünden 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.