Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5221 E. 2024/5914 K. – Uygulama Kadastr

Konu: Uygulama Kadastrosu Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5221
Karar No
2024/5914
Karar Tarihi
Konu
Uygulama Kadastrosu Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/357 E., 2019/310 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından, onama ilamına karşı duruşma istemli olarak karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; davanın niteliği itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten ve kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, Antalya ... ilçesi ... köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 61 parsel sayılı 5700 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 13213 ada 18 parsel numarasıyla 3858.32 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 59 parsel sayılı 41800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 13213 ada 20 parsel numarasıyla 46862.54 metrekare yüzölçümü ile tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait Antalya ... ilçesi ... köyü eski 61 sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve bu eksikliğin davalılara ait 59 sayılı parselden kaynaklandığını ileri sürerek, uygulama kadastrosu sonucu 131213 ada 20 sayılı parselde kalan 1841.68 metrekarenin eskisi gibi 13213 ada 18 sayılı parsele eklenmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davalı ... Müdürlüğü hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2013/12925 Esas ve 2014/2738 karar sayılı ilamıyla; "... somut olayda; mahkemece davacı tarafından 2009 yılındaki kadastro ablikasyonu yaptırana kadar taşınmazların fiili kullanım sınırları ile kadastro sınırlarının farklılık gösterdiği, bu sebepten dolayı 22/A çalışmasının fiili kullanım sınırlarına uygun yapıldığı, 2009 yılında araziye ablike edilen kadastro sınırları 1963 yılındaki kadastro paftalarından elde edilen sınırlar olup o zamanki sınır tespitlerinde uygulanan yöntemler göz önüne alındığında fiili kullanım ile kadastro paftalarındaki sınırların farklılık gösterebildiği, oysa kadastronun ilk tescil tarihi olan 1963 yılından 2009 yılına kadar ihtilaflı olan kısımların davacı tarafından kullanılmadığı, 2009 yılında yanlış ablike sonucu davacı tarafından ihtilaflı kısımların kullanılmaya başlandığı ve bu yere tüp seralar ile ağaçların bu tarihten sonra yapıldığı, dava konusu 18 (eski 61) ile 20 (eski 59) parsel sınırlarının 22/A çalışmalarında doğru olarak tespitinin yapıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Gerçekten de keşif ve keşif sonucu ibraz edilen raporlardan taşınmazın kadastro paftası sınırı ile kadastro tespitinden beri fiilen kullanım sınırının farklı olduğu, davacı tarafından 2009 yılında kadastro ablikasyonu yaptırması sonucunda kadastroca belirlenen sınıra göre davacı tarafından kullanılmaya başlandığı, 2010 yılında yapılan 22/a çalışmalarında ise kullanım sınırı esas alınarak tespitin yapıldığının anlaşılmakta olduğu, keşifte davacı parseli ile davalı parseli sınırında harnup ağacı ve zeminde şu anda mevcut olmayan duvar sınırından söz edildiği, ancak 1963 yılında kadastro tespitinde taşınmaza ve çevresindeki parsellerini sınırına itiraz edilmesi nedeniyle sınırlar düzeltilerek 03.12.1963 tarihli idendifikasyon sırasında yapılan tashih paftası düzenlendiği halde paftalar ve tesis kadastrosuna ilişkin orijinal ölçü değerlerini gösterir ölçü krokisi getirtilerek ve uygulanarak ölçü değerlerinin mülkiyet sınırına aykırı olarak tespit edilip edilmediği ve tesis kadastrosu sınırı ile uygulama sınırı arasındaki farkın nereden kaynaklandığı, ihtilafın mülkiyete mi yoksa yönetmelikte belirtilen 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi kapsamındaki hallere mi ilişkin olduğu hususlarının, yukarıda sayılan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme yapılarak açıklığı kavuşturulmadığı, denetime imkan vermeyen, fiili kullanım sınırları dikkate alınarak hazırlanan yetersiz fen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulduğu açıklanarak, yetersiz inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulmasının isabetsizliğine ... " işaret edilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; " ... Toplanan deliller ve bozma ilamı doğrultusunda alınan 26/07/2019 tarihli raporun denetime elverişli olduğu, idendifikasyon haritası ile 1/5000 ölçekli sınırlandırma haritası çakıştırılarak ve hava fotoğrafları uygulanmak suretiyle yapılan değerlendirme sonucu 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uygulamasının yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığı sonucuna varıldığı ..." gerekçesiyle, davalı ... Müdürlüğü hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş ve davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 20.06.2023 tarihli ve 2021/16966 Esas, 2023/3783 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından onama ilamına karşı karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur. Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belge incelendiğinde; bozma ilamında belirtilen 03.12.1963 tarihli idendifikasyon sırasında yapılan tashih paftası ilgili evrakların İlk Derece Mahkemesince getirtildiği, 23.05.2016 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda identifikasyon haritası uygulanıp uygulama kadastrosunun hatalı olduğu sonucuna varıldığı, 26.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise identifikasyon haritasının uygulama özelliğinin bulunmadığı açıklanarak sınırlar hava fotoğrafları ile uyumlu olduğundan uygulama kadastrosunun yerinde olduğu kanaatine yer verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece dosyada yer alan bu iki bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkiyi giderecek, açıklamalı ve denetlemeye elverişli üçüncü bir rapor aldırılmaksızın 26.07.2019 tarihli rapora istinaden hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bununla birlikte; Dairemizce yapılan incelemede davacıya ait eski 61 parsel ve davalıya ait eski 59 parsel ile dava dışı eski 60 parsel sayılı taşınmazların aynı tapu kaydına istinaden 1963 yılından tesis kadastrosu ile oluştuğu, bu taşınmazlara yönelik olarak 03.12.1963 tarihli idendifikasyon çalışması yapıldığı ve dava dışı eski 60 parsel sayılı (yeni 13213 ada 19 parsel) taşınmaz maliki tarafından eski 59 parsel sayılı taşınmaz aleyhine açılan uygulama kadastrosuna itiraz davasının bulunduğu anlaşılmakta olup, aynı tapu kaydına dayalı olarak tespit edilen taşınmazlar hakkındaki davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu ve bu nedenle davaların birlikte görülerek delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği de gözetilmeksizin, davaların ayrı yürütülüp sonuçlandırılması da usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Bu itibarla; temyiz incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının, açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile belirtilen eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 20.06.2023 tarihli ve 2021/16966 Esas, 2023/3783 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın karar düzeltme talep eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5221, K. 2024/5914, T. 15.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-5221-e-2024-5914-k-feee636f3c32