Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/502 E. 2025/5487 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/502
- Karar No
- 2025/5487
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/5 E., 2022/14 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl davanın davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; davalı ... ...'un (...) devlete ait arazileri sürmek suretiyle tarla haline getirdiğini ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinde hasımsız açtığı tescil davası ile ... ilçesi ... Mahallesi 10.04.1951 tarihli ve 72, 73, 74, 75, 76, 77... .05.1956 tarihli ve 3 no.lu tapuları kendi üzerine tescil ettirdiğini, bu taşınmazların mera olduğunu beyan ederek, tapuların iptali ile davalının bu taşınmazlara müdahelesinin önlenmesine karar verilmesini istemiş; dava devam ederken nizalı taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının yapılması sonucu davalı taşınmazlardan 72, 74... no.lu tapuların 1 26... parsel, 73 no.lu tapunun 1 30... parsel, 75 no.lu tapunun.... parsel, 77 no.lu tapunun.... parsel ve 3 no.lu tapunun 2 03... parsel sayılı taşınmazlara revizyon görerek davalı ve malik haneleri boş olarak kadastro tespiti görmeleri nedeniyle dosya ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve 2006/1 Esasını almıştır. Birleşen dosyanın davacısı ... vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan 1 30... parseldeki taşınmazının miktarı yönünden eksiklik olduğunu, bu nedenle de etrafındaki taşınmaz malikleri tarafından müdahale edildiğini, taşınmazın davacının büyük babası olan murisi ... ...'dan kalan ve halen hisseli olarak kullanılan ve zilyet edilen taşınmaz olduğunu, ancak bu taşınmazın ... Kadastro Mahkemesinin 1993/183 Esas sayılı dosyasından, oradan da 2006/1 ile birleşen dosyada Hazine ile davalı durumda olduğunu beyan ederek, davanın Kadastro Mahkemesinin 2006/1 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve buna göre karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ... (...) vekili cevabında; nizalı taşınmazların mera olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 27.05.2016 tarihli ve 2013/45 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararla; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi.... parsel, .... parsel ve 2 03... parsel sayılı taşınmazların mera niteliğinde sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 26... parsel ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların ... pay itibariyle ... payının ... TC kimlik numaralı ..., ... payının ... TC kimlik numaralı ..., ... payının ... TC kimlik numaralı ..., ... payının...TC kimlik numaralı Idriz ..., ... payının ... TC kimlik numaralı ..., 52920 payının... TC kimlik numaralı ..., 52920 payının ...TC kimlik numaralı ..., 52920 payının ... TC kimlik numaralı ..., 70560 payının 4...8 TC kimlik numaralı ..., ... payının 4...0 TC kimlik numaralı ..., 70560 payının 3...4 TC kimlik numaralı ... ...., 70560 payının.... TC kimlik numaralı ..., .... payının 4...0 TC kimlik numaralı ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı Hazine vekili, davalılar ... mirasçısı ... ile .... ve davalılar ...., .... ve ... ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2016/14518 Esas, 2019/3158 Karar sayılı ilamıyla; ".... 1-Davalılar ... mirasçısı ... ile ....’ın, ... vekilinin ve ...’ün, ... ...'ün temyiz itirazları yönünden; Mahkeme hükmü davalılar ... mirasçısı ... ile ...., ... vekili ve ...’ün, .... ...'e sırasıyla 20.06.2016, 16.06.2016, 22.06.20 16... .06.2016 tarihlerinde tebliğ edilmiş, temyiz harcı ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra sırasıyla 11.07.2016, 04.07.2016, 22.07.20 16... .07.2016 tarihlerinde yatırılmıştır. Davalılar ve davalılar vekiline mahkemece yapılan tüm tebliğatların aynı usulle yapıldığı davalının bu tebliğatlardan sonra dava dilekçesine cevap verdiği gibi yargılama sırasında duruşmalara da katıldığı anlaşılmakla, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 tarih ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir. 2- Davacı Hazinenin temyiz itirazları yönünden; Mahkemece, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 26... parsel ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların ... pay itibariyle gerçek kişi adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Ancak gerçek kişiler adına tescile karar verilen payların toplamının 1270080 olduğu, pay toplamının paydaya eşit olmadığı anlaşıldığından bu hâli ile hükmün infazı kâbil olmayıp infaza elverişli tescil hükmü kurulmamış olması doğru değildir." denilerek hükmün bozulmasına karar verildikten sonra, davalılar ..., .... ... ve ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/6102 Esas, 2020/994 Karar sayılı ilamıyla; ".... Dosya kapsamından, yerel mahkeme kararının davalılardan ...’e 17.06.2016, ...’e 20.06.2016 ve ... ...’e 24.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve her üç davalı vekili tarafından 04.07.2016 tarihinde temyiz dilekçesi sunulduğu, davalı ... yönünden temyiz süresinin son gününün Cumartesi gününe denk gelmesi nedeniyle bu davalı yönünden 17.06.2016 pazartesi günü yapılan temyizin süresinde olduğu, yine diğer davalılar ... ve .... ... yönünden de temyizin süresinde olduğu açıklanarak, davalıların karar düzeltme talebinin kabulü ile temyiz incelemesine geçilmesine karar verilmek suretiyle, davalıların tutunduğu tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte ilgili yerlerden getirtilmesi, kadastro sırasında revizyon görüp görmediğinin araştırılması, revizyon görmüş ise bu parsellere ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile kesinleşmiş iseler, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının, itirazlı iseler dava dosyaları ile dava konusu taşınmazlara sınır ya da yakın komşu bulunan taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve tapu kayıtları ile varsa dayanak vergi ve tapu kayıtlarının getirtilmesi, yine en eski ve tespitten 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogrametri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftasının ilgili yerlerden getirtilerek dosyanın ikmal edilmesinden sonra, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir fen elemanı ve ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir .... mühendisi aracılığıyla mahallinde yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumuun saptanması; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarih ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarih ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarih ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması; dayanak tapu kayıtlarının yerel bilirkişi marifetiyle zemine uygulanması, tapu kaydı uyduğu takdirde taşınmazın öncesinde orman olup olmadığı da gözönünde bulundurularak 4785 sayılı Kanun hükümleri karşısında tapu kaydının hukuki kıymetinin tartışılması; dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içeriyor ve sınırda da eylemli orman var ise, 3402 sayılı Kanun'un 20/C ve 32/3. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilmesi; taşınmazların kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığının kabul edilmesi; tapu kaydı sabit sınırlı ise miktarı ile geçerli olduğunun düşünülmesi ve tapu kaydının kapsamı belirlenmesi; mera araştırması kapsamında, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından 47 53... sayılı Kanun'lar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Kanun uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ise mülkî amirlikten ayrı ayrı sorulup saptanması; sözü edilen kanunlar uyarınca bölgede mera tahsisi yapılmış ise, mera tahsis haritası ve eki belgelerin tümünün eksiksiz getirtilmesi ve bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve bir uzman orman bilirkişisi, tapu fen memuru ve uzman bir ziraatçi bilirkişinin tümü hazır olduğu keşif yapılması ve bu keşifte, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, fen memuru bilirkişisi eliyle her iki harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanması, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılması, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmesi, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınması, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi marifetiyle taşınmazların bizzat mahkemece görülüp gözlemlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısının mukayese edilmesi, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına yazılması, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınıp alınmadığı dikkate alınarak tutanakların içeriğinde vurgulanan maddî ve hukukî olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiğinin incelenmesi, davalı olup olmadıkları ve tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediğinin incelenip irdelenmesi, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi, özellikle fen memuru bilirkişisinden dava konusu her parsel yönünden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişilerden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazların niteliğini belirtmeye elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, dayanılan tapu kaydı kapsamında da kalmadığı ve zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, bu kez, tespit tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, memleket haritaları ile fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ve kadastro paftasının ziraat mühendisi, fen elemanı ve orman mühendisi ile birlikte ölçekleri eşitlenip çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanması, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmeli, taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü ve fotoğrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı yönünde krokili rapor alınması, bu araştırmalar sonucu bilirkişiler tarafından taşınmazlar üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığının belirlenmesi, ziraat bilirkişiden taşınmazın kültür arazisi olup olmadığı yönünden rapor alınması, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağının gözetilmesi (HGK 30/03/1994 tarih ve 1993/8-939- 1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının uygulanması, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ile kadastro tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmesi, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp tespit tarihine kadar davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davalılar ile eklemeli zilyetler yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığının saptanması, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gereğine ve kabule göre de, dava konusu ... ilçesi ... mahallesi 1 26... sayılı parsel ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların adlarına tescil hükmü kurulan davalıların miras payı toplamı 1270008 pay kabul edildiği halde hüküm ile her bir pay sahibine verilen toplam 1270080 pay dağıtılmak suretiyle infaz kabiliyeti bulunmayan hüküm kurulmasının isabetsizliğine ..." değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl dosya davacısı Maliye Hazinesinin ve birleşen dosya davacısı ... ...'ün davalarının ayrı ayrı reddine; dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 2 03... parsel, .... parsel, .... parsel, 1 30... parsel ve 1 26... parsel sayılı taşınmazların ayrı ayrı ...'ün 4...4 mirası feragat durumları gözetilerek toplamda 420 pay kabul edilerek 1 40... 655578 ..., 21... 661758 ... ..., 21... 662030 ..., 21... 936594 ..., 21... 664696 ..., 56... 665770 ..., 20... 660892 ..., 20... 665542 ... Apul, 20... 663676 ..., 20... 946006 ..., 20... 666668 ..., 20... 669714 ..., 20... 724352 ... adına tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.