Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4959 E. 2025/6953 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4959
- Karar No
- 2025/6953
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/36 E., 2022/32 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanına bulunan 73,75, 76... parsel sayılı 101.500, 00... , 949.500, 00... , 232.250, 00... ve 185.500, 00... yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı taşınmazlara uygulanan vergi kaydı miktar fazlası olmaları ve zilyetlikle edinme koşullarının oluşmaması sebebi ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. İlk Derece Mahkemesince, ilk hükümle, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline dair verilen karar, Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.09.2006 tarihli ve 2006/4585 Esas, 2006/7224 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme ve araştırma nedeni ile bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde, fen bilirkişi raporunda vergi kayıtlarının uymadığının belirtildiği, ancak mahalli bilirkişi beyanlarında ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... , ... oğlu ... , ... oğlu ... , ... oğlu ... , ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ..., ... ve ... isimli davacıların dava konusu taşınmazları kadastro tesbitinden önce 20 yılı aşkın olarak yıllardır arpa, buğday ve mercimek ekmek suretiyle nizasız ve fasılasız olarak kullandıkları, 76... parsellerin sınırlarında bulunan mera hususuna ilişkin olarak mahalli bilirkişilere sorulduğunda kendilerine gösterilmiş olunan 113 nolu parselin kadastro tespitine kadar kısmen kullanıldığını, bir kısmının daha sonradan açıldığını, buranın eskiden kullanılmamakta olduğunu, ancak 78 parseli kendilerinin bildikleri kadarı ile meradan açma olmadığı yönündeki beyanları ve ziraat bilirkişi raporundaki "tarım arazileri olarak 1, 2, 3, sınıfında olan arazilerin tarım arazileri olarak değerlendirilmesi gerektiği, 4, 5, 6, ve 7. sınıfta olan arazilerin toprak yapısı tarım arazileri olarak değerlendirilmediği, 4. sınıf ve yukarı sınıfta olan arazilerin mera vasfının özelliklerini gösterdiğinden dolayı tarımsal arazi olarak değerlendirilmediği, dava konusu parsellerin sınırları ve alanlarının belirgin olarak farklılık gösterilmekte olduğunu, tarım arazileri olarak 1, 2, 3, sınıfında olan tarım arazileri olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınarak mera ile ilgisi olmayan taşınmazlarda zilyet olan 23 kişi olan davacıların 100 er dönüm zilyetlikten iktisap hakkı dikkate alındığında yüzölçümü toplamı 1.470.000 metrekare olan dava konusu taşınmazları iktisap şartları oluştuğundan davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 73, 75, 76... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, taşınmazların (toplulaştırma sonucu yeni 1 18... , 4, 5 ve 1 16... parsel) ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... , ... oğlu ... , ... oğlu ... , ... oğlu ... , ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ..., ... ve ... adlarına eşit hisselerle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar bozma kararına uyularak, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davacılar adlarına eşit hisselerle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, önceki bozma gerekleri yerine getirilmediğinden yapılan inceleme hüküm vermeye elverişli değildir. Şöyle ki, dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreye ait ilk tespit tarihi olan 1974 tarihinden geriye doğru en eski tarihli tarihli hava fotoğrafları getirtilerek değerlendirme yapılmamış, dava konusu 76... parsel sayılı taşınmazların sınırında mera parselleri bulunmasına ve bozmada da bu hususa değinilmesine rağmen, taşınmazların meradan kesin sınırlarla ayrılıp ayrılmadığı hususu ziraat bilirkişi raporunda belirlenmemiştir. Yine, bozma sonrası 01.04.2022 tarihinde yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler, dava konusu taşınmazların yıllardır davacılar tarafından kullanıldığını beyan etmişler ise de, davacıların ortak olarak mı yoksa münavebeli olarak mı kullandıkları, ayrıca, davacılar arasında ortak kök muristen gelen ve taşınmazlardaki kullanımı kök murise dayanan bir kullanım olup-olmadığı konusunda açıklamada da bulunmamışlardır. Hal böyle olunca, ilk tespit tarihi olan 1974 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile öncekilerden farklı 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarında 20 yıllık kazanım süresinin dolmadığının belirtildiği hususu da hatırlatılarak; çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, davacıların taşınmazları ortak olarak mı yoksa münavebeli olarak mı kullandıkları, davacılar arasında ortak kök muristen gelen ve taşınmazlardaki kullanımı kök murise dayanan bir kullanım olup- olmadığı hususları sorulmalı, taşınmazların komşu mera parselleri ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli; ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların evveliyatı ve halihazırdaki durumu itibariyle tarımsal niteliğini veya otu biçilmek suretiyle kullanılan çayır niteliğinde olup olmadığını, kamu orta malı niteliğinde mera vasfında olup olmadığını, meradan açılıp açılmadığını ve mera bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten, çekişmeli taşınmaz ile mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını ve üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini duraksamasız şekilde ortaya koyan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki raporu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmaz sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, kamu orta malı mera niteliğinde olup olmadığı, ekonomik amaca uygun olarak tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmeli; tüm bunların sonucunda elde edilecek delillere göre, taşınmazların tespit tarihi ve davacıların doğum tarihleri de dikkate alınarak kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilmeli, yine davacıların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki zilyetlikle kazanım sınırını aşıp aşmadığı belirlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve dahi bozma ilâmına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.