Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/485 E. 2024/4759 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/485
Karar No
2024/4759
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında Mahkemede görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında Yozgat ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 156 ada 68 parsel sayılı 6660 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 7.154,87 metrekare yüzölçümlü olarak, ... adına kayıtlı bulunan eski 156 ada 83 parsel sayılı 4370 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 4.991,99 metrekare yüzölçümlü olarak, Hazine adına kayıtlı bulunan eski 156 ada 84 parsel sayılı 16615 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 6.488,88 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait 156 ada 84 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalılara ait 156 ada 68 ve 83 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda "156 ada 84 parsel sayılı taşınmazda daha sonra yapılan kadastro çalışmaları neticesinde davacı Hazine aleyhine ortaya çıkan eksikliğin ilk kadastro çalışmalarının yapıldığı tarih ile yenileme çalışmalarının yapıldığı tarihte yüzölçüm hatasının ilk tesis kadastrosundaki takaometrik ölçüm çizelgesindeki ölçü krokisine göre poligon 288 nolu noktanın koordinatının kullanılması gerekirken sehven 388 nolu noktanın koordinatının alan hesabına dahil edilmesinden kaynaklandığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 156 ada 68, 83 ve 84 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2017 tarihli ve 2015/16817 Esas, 2017/7072 Karar sayılı kararıyla “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, mahkemece öncelikle ölçü ve hesap cetvelleri getirtilerek dosya içerisine alınması, ardından harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişi dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "156 ada 84 parsel sayılı taşınmazda daha sonra yapılan kadastro çalışmaları neticesinde davacı Hazine aleyhine ortaya çıkan eksikliğin ilk kadastro çalışmalarının yapıldığı tarih ile yenileme çalışmalarının yapıldığı tarihte yüzölçüm hatasının ilk tesis kadastrosundaki takaometrik ölçüm çizelgesindeki ölçü krokisine göre poligon 288 nolu noktanın koordinatının kullanılması gerekirken sehven 388 nolu noktanın koordinatının alan hesabına dahil edilmesinden kaynaklandığından" davanın reddine, çekişmeli 156 ada 84 parselin kadastro uygulama tutanağındaki gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21.02.2022 tarihli ve 2021/11326 Esas, 2022/1396 Karar sayılı kararıyla "3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakiminin doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmakla yükümlü olduğu ve ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesinde öngörüldüğü üzere, kararın hüküm sonucu kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu, ne var ki mahkemece, verilen kararın hüküm fıkrasında, sadece davacıya ait parsel olan 156 ada 84 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulmuş olup, davalılara ait olan 156 ada 68 ve 83 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hüküm kurulmamasının doğru görülmediği" gerekçesiyle mahkeme kararının esas yönünden verilecek hüküm dava konusu taşınmazların tamamını etkileyeceğinden sair temyiz itirazlarının incelenmeksizin mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "156 ada 84 nolu parselin 156 ada 68 ve 83 nolu parseller ile olan müşterek sınırlarında ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığı ve yapılan ölçü ve sınırlandırma hatası uygulama çalışmaları sonucunda düzeltildiği, bununla beraber 156 ada 67 nolu parselin kuzey hududunda bulunan 84 nolu parsel ile olan müşterek sınırında yapılan incelemede ise 1992 yılı hava fotoğrafı ile çakıştırma sonucunda bu sınırın ilk tesis kadastrosu ile uyumlu olduğu bu nedenle ilk tesis kadastrosu sınırının esas alınması gerekirken yeni bir sınırlandırma hatası ortaya çıkması ile değerlendirmenin hatalı yapıldığı ancak 156 ada 67 nolu parselin ne dava dilekçesinde ne de yargılama safhasında davaya dahil edilmediği, davacıya bu hususta kesin süre verildiği ancak kesin süre içerisinde iş bu taşınmazı davaya dahil etmediği" gerekçesiyle davanın reddine, 156 ada 68, 83 ve 84 parsellerin kadastro uygulama tutanağındaki gibi tapuya kayıt tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, Mahkeme kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan sebeplerle; temyiz isteminin reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/485, K. 2024/4759, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-485-e-2024-4759-k-fe837eade71a