Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/411 E. 2023/6848 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/411
Karar No
2023/6848
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/325 E., 2022/644 K. DAVA TARİHİ : 04.09.2006 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli, olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde karşı taraftan Hazine vekili Avukat... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.11.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları; ana dava dosyasında, Maksutlu Köyü ... mevkiinde yer alan, sınırları ... ve ... olan ve zilyetliklerinde bulunan taşınmazın, 18.380 m2 yüzölçümü ile T.Sani 1309 tarih ve 296 sıra numara ve bu tapunun gittisi olan 12.05.1975 tarih ve 9 numarada miras bırakanları ... ile ... adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek adlarına tescili; birleşen dava dosyasında ise, 121 ada 2 parsele ilişkin mera tespitinin iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece verilen, davanın reddine ilişkin önceki hüküm, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.05.2010 tarih ve 2010/4039 Esas, 2010/5858 Karar sayılı ilamıyla, “dosya kapsamında tapu kaydının sınırları ve mevkiisinin tespit edilebildiği, hudut itibariyle dava konusu yere ait olmadığının söylenemeyeceği, kadastro çalışmalarında revizyon görmemişse de delili olma özelliğini yitirmediği açıklanarak, usulünce tahdit uygulaması yapılması ve dayanak tapu kaydının 3402 sayılı Kanun'un 20/c, 21 ve 32/3 maddeleri de gözetilerek usulünce uygulanması, tayin edilen tapu kapsamında olup da orman sınırı içinde kalan bölümler özel mülkiyete konu olamayacağından, henüz orman olarak tapuya tescili yapılmamışsa, Hazine’nin tescil istemi bulunduğu gözetilerek, orman niteliği ile Hazine adına tescili gerektiğinin düşünülmesi, tapu kapsamında bulunan alanda, orman kadastro sınırı dışında kalan taşınmaz var ise, bu kısma ait, en yakın kadastro parseli ile irtibatlı olarak infaza elverişli biçimde çap ve yüzölçümü belirlenmiş olarak kroki çizdirilmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, 28.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda 121 ada 2 parselin (A) harfi ile gösterilen 18.380,00 m2 mesahalı kısma ilişkin mera tespit kararının iptaline, bu yerin mera dışına çıkartılmasına ve mülkiyetinin davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.11.2021 tarihli ve 2021/12980-10888 Karar sayılı ilamıyla,” dayanılan tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığı sabit olduğundan davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazine'ye verilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/411, K. 2023/6848, T. 28.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-411-e-2023-6848-k-8ac11c290a6a