Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3896 E. 2025/1631 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3896
Karar No
2025/1631
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/151 E., 2023/77 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespite itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Mardin ili Merkez ilçesi ... köyü 173 ada 3 parsel sayılı ve 8.371,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman alanı dışında bırakılmıştır. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, dava konusu 173 ada 3 parsel sayılı taşınmazın belgesizden davalı adına tespit edildiğini, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla ediniminin mümkün olmadığını, davalının yaşı itibariyle de lehine zilyetlik ile taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek yapılan tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen; "davanın kabulüne, 173 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile aynı ada ve parsel numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" dair ilk kararın, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/8433 Esas, 2015/1139 Karar sayılı ilamı ile "yetersiz araştırma ve inceleme karar verildiği, taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenajman planının getirtilmesi, taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, getirtilen belgelerin keşifte uygulanması, taşınmazın öncesinin bu belgelerde nasıl tanımlandığının bilirkişilere açıklattırılması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının ve ayrıca zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılması gerektiği" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen; "davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş" dair ikinci karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.04.2017 tarihli ve 2015/15103 Esas, 2017/2850 Karar sayılı ilamıyla; " bozma ilamı gerekleri yerine getirilmediği, bozma kararında “eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden keşif ve inceleme yapılması, orman araştırmasının usulüne uygun yapılması, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olup zilyetlikle iktisaba elverişli bulunduğu belirlendiği takdirde imar ve ihya üzerinde durulup bu konuda ve zilyetliğin tesbiti yönünden tanık beyanlarına başvurulması ve zilyetli araştırmasının yöntemine uygun şekilde yapılması gerektiği” belirtildiği ve yerel mahkeme bozma kararına uyulmasına karar verdiği halde yeniden keşif yapılmadan dosyanın tevdi edildiği bilirkişilerden alınan rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğu, bu nedenle bozma ilamında belirtilen belgeler ilgili yerlerden getirtilip, işaret edilen hususlar gözetilerek yöntemine uygun biçimde orman ve zilyetlik araştırması yapılarak sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi kurulunun yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğuna" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "uzman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada; dava konusu taşınmazın 1954-1973-1984 ve 2002 yılına ait hava fotoğraflarına göre taşınmazın ekili-sürülü alanlardan olduğu ve taşınmazın üzerinde tarımsal faaliyet ve kullanımın bulunduğu, komşu parsellerle benzer nitelikte bulunduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre de taşınmazın, IV. sınıf kuru tarım arazisi vasfında olduğu ve kullanımın 1954 yılından beri var olduğu, taşınmaz üzerinde 1954 yılından itibaren imar ihya tamamlanarak ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet yapılmış olduğu, 1984 ve 2002 yılı hava fotoğraflarından tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süresiyle tarımsal faaliyet yapıldığının tespit edildiği, davalı lehine senetsizden edinimin olumlu ve olumsuz şartlarının oluştuğu" gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3896, K. 2025/1631, T. 27.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3896-e-2025-1631-k-bdba12147ba7